25 Ağustos 2015 Salı

Kuzularınki Gibi Bir Sessizlik

Sessizliğimin sebebi var arkadaşlar.
Biraz kendi içime döndüm bu yaz. Oğlum uzun tatile gidince ve ben de yeni işe başlayınca, iyice kaçtım kendime. Bu aralar kendim ile ilgili yeni keşifler peşindeyim.
Terapiye ara verdim. 1 sene içinde çok şey öğrendim ve halen daha herkese tavsiye ederim ama maddi imkanlarımı TEOG sürecine girecek olan oğluma ayırmayı daha doğru buluyorum. Seçim yapmak zorunda kaldım. Bu arada meditasyon yapıyorum. Evet, evet...ciddi ciddi mum yakıp, pozisyon alıp dakikalarca meditasyon yapabiliyorum. Dua ediyorum. Hatta Ofis'te bile bulduğum her fırsatı bile değerlendiriyorum (bu yazıyı bitirir bitirmez meditasyon yapacağım misal, sanırım bağımlı oldum). Buraya olmasa da yazıyorum, çizmeye de başladım. Meşguliyetim çok.
Ama korkuyorum... Bu aralar çok fazla korkuyorum.
Ne büyük lüks ki tüm dünyevi sıkıntılarımı geride bıraktım, sıra bilinçaltıma geldi. Ne büyük lüks ki gelecek ayın kirasını nasıl ödeyeceğim diye düşünmek zorunda kalmadığım için bilinç altım otomatik temizleme moduna girdi. Gerçekten çok şanslı buluyorum kendimi.
Ancak her gece bir kabus, bir hareket, bir coşku... nefes nefese uyanıyorum bazen, bazen ağlayarak. Uyuyamıyorum sonra saatlerce. Ailemi, eski kocayı görüyorum. Hep yalnız kalıyorum kabuslarımda... ne varsa inşa ettiğim, elimden alınıyor. Bazen bir ev almaya çalışırken, evimizi kaybediyorum, bazen ailem oğlumu elimden alıyor. Bazen de birileri bana fiziksel olarak zarar veriyor, vücudum parçalanırken hıçkıra hıçkıra uyanıyorum... kötü yani! Kuzuların Sessizliği filmindeki gerilim misali. Hayır bir şey değil, sakinleşmek için yemek yemeye başladım, tam bir ayı moduna gelmekteyim.
Hayatımda varlığından haberim olmayan boşluklarla yüzleşiyorum. 10 yıldan sonra ilk defa bazı duygularımı keşfedecek lüksüm oldu. İyisi ile kötüsü ile, sorgulamalara itiyor beni. Elbet bunları da çözeceğim. Bende kalsınlar, benim olsunlar yazmayacağım buraya bu duygularımı ama bir kere daha anladım; iyi ebeveynliğin, çocuklarımıza verdiğimiz ilgi ve koşulsuz sevginin önemini.
Bekar ebeveynliğin zorluklarını yazmaya gerek yok şu anda tekrar tekrar ama çocuklarımızın mutlu, güven dolu bir geleceği olacaksa; kendimizi olabileceğimizin en iyisi haline getirmeliyiz, bir kere daha anladım. Ne kadar çirkin de olsa, kabuslarımızla yüzleşmeliyiz. Ne kadar bencilce gelse de rüyalarımızı gerçekleştirmeliyiz.
Ben bir fincan papatya çayı içmeye gidiyorum.

7 yorum:

  1. sU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK KİTABINI OKUDUN MU? pardon caps açık kalmış..okumadıysan okur musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyayım canım benim. Bu arada çocukları seni en yakın instagramdan takip ediyorum, beni çok mutlu ediyor sizi görmek...

      Sil
  2. Ben de sesin çıkmıyor diye soracaktım. Sonra annem bendeydi, tatile gittik derken işin doğrusu atladım seni.
    Oğlun döndü mü? Yeni işini de merak ettim. Bir ara yazışalım olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya Semi sorma, suyum çıkıyor bu işimde :) çok yoğun çalışıyoruz çok yorucu ama yazışalım...bulaşacağım sana. Sevgiler.

      Sil
  3. Psikolog Abla'nız artık burda... Danışmak istediğiniz her konuda ben yanınızdayım!

    psikologabla.blogspot.com

    YanıtlaSil
  4. Seni cok seviyorum iyi ki varsin.Ben de bekar anneyim ve ilk bosandigimda tazdigin bir yazi bana o kadar iyi gelmisti ki keske surekli yazsan cok ozluyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok, çok teşekkür ederim. Bana buraya neden başladığımı hatırlattın yine. Ben hep buradayım biliyorsun, mail ile de ;) sevgiler.

      Sil