11 Ağustos 2014 Pazartesi

Tatile Gittim

Tatile gittim.
Çocuksuz üstelik.
Tamam arkadaşım ve eşi ile gittim ama çocuksuzdum.
Olayın büyüklüğünü ifade edebildim mi... Çocuk yoktu.
Denize girdim, güneşlendim çok güneşlendim, dans ettim kitap okudum yani bir tatilde yapılabilecek her şeyi yaptım hem de çocuksuz.
Tamam 3. tekerlek modundaydım ve evet bir sürü çift vardı ama ben tatil yaptım.
Sonra oğlumu aldım babasından 1 gece beraber uyuduk, bir gün boyu da beraber denize girdik gezdik.
Sonra evime döndüm İstanbul'a çocuksuz. Hatta yetmedi, döndükten sonra konsere de gittim, sinemaya da alışverişe de... çocuksuz.
Sonra başımdan geçtiğimiz haftasonu geçti. Tek başıma koskoca bir haftasonu. Pazartesi işe gitmek için servise bindiğimde sesim çıkmadı konuşmaya çalışırken, 2 gün sesim kendini kaybetmiş.
Daha çocuksuz 2-3 hafta daha var önümde. Günlerdir aç kalıp da bir anda ziyafet sofrasına oturmuş bir obur gibi tek başıma yapabileceğim her şeyi bir anda tükettiğim için bundan sonra ne yapacağımı bilmiyorum....çocuksuz. Hmpfff!

Bekar Anne ve Vodafone: 2. Şikayet

Vodafone ile ilgili yazımız, daha doğrusu bir şikayetimiz vardı. Ne yazık ki bir tane daha geldi. Aynen aktarıyorum:


Blogunuzu internette "Vodafone-bekar annelerin çocukları" diye araştırma yaparken buldum.
Benim de 14 ve 15 yaşında iki oğlum var ve başıma aynı olay geldi. Yaşadığım olay neredeyse anlatılanlarla birebir olduğu gibi hissettiklerim de aynıydı. BTK,şikayet siteleri hepsine yazdım.Yaklaşık bir hafta oldu hiç cevap yok. BTK zaten doğrudan firmaya gönderiyor şikayetleri. Yani bu şekilde sonuç almak çok zor. Müşteri hizmetlerine yeni bir mail attım. "Reklamlarınızdaki Vodafone katıldığı için karnaval havasındaki geçit töreninde yürüyen mutlu yeni Vodafoneluların arkasına bir kaç tane de Vodafonelu olamamış boynu bükük çocuk ve annesini de koyun ya da Vodafone freezone kayıp babalarla çocuklarını buluşturuyor sloganını kullanın" dedim.Yani kafayı yedim.
Aslında en iyi yaptırım bunu olabildiğince duyurmak. Bu çok ciddi bir ayırımcılık ve nedense hakkettiği tepkiyi görmüyor. Kaç yıldır bu durum şikayet konusu olmuş ve münferit olaylar olarak kalmış. Bu durumla  karşılaşan insanlar manevi tazminat bile isteyebilirler bence. Ben bu işle olabildiğince  uğraşmayı düşünüyorum.Ama şu anda başımda bir Teog (Geçmiş yılların SBS sinin yeni karizmatik adı) belası var. Durmadan yazıyor, itiraz ediyor, takip ediyorum. Üstüne  tercihler kayıtlar vs.vs. Orada yapılanlar dehşet ötesi ve yine kapı duvar. Yani bu Vodafone işi ile sonuna kadar ilgilenmeyi düşünüyorum. 

Bekar anne durumun peşini bırakmamış:

Sana yazdıktan sonra hiç bir  olumlu yanıt gelmedi.Tek söylenen çocuğun kullanıcı olarak tanımlanması için aynı kütükte olmamız gerekiyormuş ve sistem de buna izin vermiyormuş. Bunun üzerine  bu konusunda ısrarlarımı sürdürdüm. "Şikayetvar " sitesine yazdım.Vodafone Vakfı diye bir vakıf var ve bu vakıf  "kadınlara pozitif ayırımcılık vb." konulu projeleri destekliyor. Bu vakfın mütevelli heyetine "bu uygulamadan haberiniz var mı?" diye yazdım. Şirketin Türkiye CEO'su "kadınların gücüne teknolojiyle güç katıyoruz"açıklamaları ile basında boy gösteriyor. Ama ufak bir teknik sorunu yıllardır çözmeyip bu durumdaki kadın ve çocukları mağdur etmeye devam ediyorlar. Üstelik mağduriyet Vodafonelu olamamak değil, bu duruma maruz kalmak.Ve bu sabah erkenden genel müdürlükten arandım. Bana sorunu merkezden halledeceklerini ve oğlumu kullanıcı olarak tanımlayabileceklerini söylediler. Kabul etmedim ve sorunun artık operatörlerine geçmek olmadığını, bu uygulamanın herkes için kaldırılması gerektiğini ve bu yapılmadığı sürece şikayetimi ve bu konuda ki çabamı sürdüreceğimi söyledim.Uygulamanın düzeltilmesi için de çalıştıklarını söylediler. Nitekim bugün Btk vasıtası ile de aynı yönde mail olarak cevap vermişler. Sonuç da kesin bir çözüme ulaşılamasa da en azından muhatap alındım.Takip etmeye devam edeceğim.Ama tüm bunlar bu kadar zor ve vakit alıcı olmamalı idi. Bu ülkede her şey çok zor. En basit, en sıradan şeyler için bile çok mücadele etmek gerekiyor. Bu da hem zaman, hem emek, hem sabır ve sağlam sinir istiyor. Bekar anne olmak da tam bu noktada ekstra bir yük getiriyor. Ama yine de hayat çocuklarımızla çok güzel.

Çok haklı, bazı şeyler bu kadar zor olmamalı! Ne dersin Vodafone?


Bir Bekar Anne Başarı Hikayesi

E, 21 yaşında akıllı mı akıllı bir genç adam. Blogum denk gelmiş, okumuş. Mail attı bana. Kendisi de bekar bir annenin çocuğuymuş, bir erkek çocuk yetiştirmek ile ilgili olarak sormak istediğim bir şey var ise memnuniyetle cevap verebileceğimi yazdı bana. Bende bu fırsatı kaçırmadım ve E ile görüştük. Kafamda bir sürü soru vardı ama en önemlisi ben E'yi merak ediyordum. Babasının hayatında aktif rol almadığı bir erkek çocuk acaba neye benzer diye düşünüyordum.
E'nin annesi ve babası E çok küçükken boşanmışlar. Bir ablası var. E'nin aksine, ablası boşanma esnasında biraz daha büyük olduğu için E'den daha zor kabullenmiş ama E hemen alışmış yeni düzenlerine. Anneleri yeniden evlenmiş yani her ne kadar tam anlamı ile bekar bir anne olmasa da, çocuklarının sorumlulukları ve bakımları ile %95 tek başına üstlenmiş fakat ailenin diğer fertleri, anneanne, dede, teyzeler v.s. hayatlarında hep var olmuşlar.
E'ye babası ile ilişkisini sordum. Uzun yıllar yurt dışında yaşayan babası ile ancak tatillerde görüşebiliyorlarmış çoğunlukla. Benim oğlum da babasını sadece tatilde görebildiği için E'nin tatil zamanlarındaki hatırlarını çok merak etmiştim. Güzel anıları varmış tatilleri ile ilgili. Evet, benim oğlumun babası gibi o da zaman zaman çocuklar oynarken sahilde uyurmuş (kontrol manyağı bir anne olarak, benden daha iyi yüzebilen bir çocuğum olmasına rağmen beni panik ataklara sürükleyen bir sahne bu) ama beraberlerken ve babası E'ye birşeyler öğretirken çok eğleniyorlarmış.Yani önemli olan sıklık değil, beraber geçirilen kaliteli zaman.
E'nin annesi muhteşem bir kadın. Çocuklarını babalarını araması için hep teşvik etmiş, görüşmeleri için de. Bu çabası meyve vermiş. Biz görüşürken bile E babasından ödevi için destek istedi, telefonla görüştüler. Annesi babadan soyutlamadığı için E'nin babası ile güzel ve saygılı bir ilişkisi var. Aile çok sık olmasa da bir arada, bir telefon uzaklığında. "Baba ile iletişim çok önemli" diyor E, bir baba figürü belli ki her iki çocuk için çok değerli.
Diğer bir yandan annenin sağladığı düzenin E'nin bugünkü başarısında etkisi büyük, bu çok net. Annenin çalışıyor olmasının da önemi çok, sağlıklı ve düzenli bir hayatları olmuş. Belli ki E'yi başarılı bir gelecek bekliyor. Sıkça duyduğumuz ve anlatılan felaket hikayelerin aksine, E boşanmış bir ailenin çocuğu olarak parçalanmış ve problemli değil aksine akıllı ve sağlıklı kararlar verebilen bir kişiliğe sahip. 
Annesini çok güçlü buluyor, gurur duyduğu belli. Sorumluluklarını asla unutmayan, çocuklarına her zaman öncelik veren bekar bir anne olmasının da bu düşüncesindeki etkisi büyük. Genç bir adam olarak, başına gelen negatiflikler ile tek başına uğraşabilmesinin yanı sıra hataların mutluluk getirmediğini öğrenmiş E genç yaşında. Hatalı ve mutsuz bir evliliği sürdürmeye çalışan iki yetişkin yerine, kendi hayatlarını başarılı bir şekilde sürdüren iki ebeveynin evladı E. Annesinin yeniden evlenip, yalnız kalmayıp hayatını yeniden kurmasından da mutluluk duyuyor. Üvey babasını, babadan çok annelerini çok mutlu eden, hayatlarında yer alan önemli biri olarak görüyor E. Babası zaten var, yerine bir başkasını koymasına gerek yok. Aynı şekilde babasının da onlardan uzakta bir hayat kurmuş olmasını anlayışla ve normal karşılıyor. Kendisinin de bir gün bir aile kurmak isteyeceğini de anlattı E ki bu beni çok mutlu etti. Annesi babası boşanmış her insan evlilikten soğuyup, bağlılık problemleri yaşamıyor demek ki!
Büyük dersler aldım ben bu gençten. Oğlum için umutlandım. Ailesinin boşanmış olmasının bir insanın başına gelebilecek en kötü şey olmadığını yeniden gördüm. Çocuklarına karşı duydukları sevginin, iki yetişkinin kişisel anlaşmazlıklarından daha büyük olduğunu öğrendim ve en önemlisi, annesi ve babası boşanmış bir çocuğun başarılı, düşünceli ve iyi kalpli bir yetişkin olmasında anne ve babanın çocuklarına verdiği koşulsuz sevginin etkisinin yadsınamaz olduğunu gördüm. Tüm boşanma hikayeleri hüzün ile bitmiyor demek ki...
Darısı başımıza.