17 Şubat 2014 Pazartesi

Bir de Aşk Meşk İşleri Var

Kaynak: http://www.toonpool.com/cartoons/Love%20Balloon_60009
"Ya tamam. Kötü bir evlilik geçirdin, boşandın. Bitti! Sonsuza kadar yalnız kalmayacaksın ki" dedi bir gün birileri. Hepimiz yaşamışızdır. Ya birileri birilerini ayarlamaya kalkar size ya da siz kendi patetik yalnızlığınıza yenik düşer aslında karakter bakımından bir battaniyenin çekiciliğini, zeka olarak da bir Ikea mobilyası kadar zeki olan birilerine yapışırsınız. Tabii bunu o anda anlamak çok mümkün değildir çünkü zaten aşırı duygusal kişiliğiniz ile dünyayı zaten pembe gözlüklerle bakıyorsunuzdur. Ancak ilk darbeden sonra anlarsınız dünyanın kaç bucak olduğunu.
Bazı kadınlar boşandıktan sonra kendilerini ilişkilere tamamen kapatırlar. Bazıları ise aşık olabilecekleri ilk adama vurulurlar.
Ben de vuruldum arkadaşlar. Öküz gibi aşık oldum, öküz gibi kendimi ortaya koydum ve öküz gibi terk edildim. Ama başım dik öğrendiklerimi sizin ile paylaşabilmek için de hayatta kalmaya başardım. Ayrılıktan sonra canım çok yanmış ve kapılarımı kapatmakla yetinmeyip, üzerine tuğla tuğla duvar örmeme rağmen, boşanmışlıktan olsa gerek, hayatımın en kısa aşk acısını yaşadım ve 2 gün sonra tamamen iyileşmiştim. 
Öncelikle, sevgili kardeşlerim, asla ve asla 35'ini geçmiş ve asla evlenmemiş hatta en uzun ilişkisi 2 yılı geçmemiş bir adamdan medet ummayın. Siz Hint ipeği değilsiniz. Bu adamı yalnızlığından kurtaracak, aile şefkati ile tanıştıracak kadın siz değilsiniz. Unutun bunu. Bu adam zaten o şekilde bir karakter olsaydı, şimdiye başından iyi kötü uzun süren bir ilişki geçmişti. Evlenmemiş olsa bile kıyısından köşesinden geçmiş olması gerekir. 
Eğer sizin ile daha yeni boşanmanıza rağmen hemen bir ilişkiye atlıyorsa, zaten ciddi bir ilişki aramıyordur ya da ciddi bir ilişki için ciddi bir ayrılıktan sonra ciddi bir iyileşme sürecinin geçmiş olması gerektiğini bilecek olgunlukta değildir. Siz zaten değilsinizdir. Yeni boşandığınız için kafanız dumanlı, duygularınız suyundan sıkılıp bir kenara atılmış sarı bulaşık bezi kıvamındadır, boşanmayı siz istemiş olsanız bile.
Çevredeki çocuklara arada bir ilgi gösteriyor olması da sizin çocuğunuzu seveceği anlamına gelmez. Zaten asla ve asla ilişkiniz ciddi bir yola girmeden sevgilinizi çocuğunuz ile tanıştırmayın. "Arkadaş" olarak tanıştırmak mantıklı gelebilir ama gerek yok. Ayrılma ihtimaliniz çok yüksektir ve çocuğunuzun hayatına bir kişiyi daha sokup çıkarmanın anlamı yoktur. Zaten ayrıldıktan sonra arkadaş kalmanın anlamı da yoktur. Unutmayın, arkadaşlarınız zaten var. Ayrıca bir gün dost olup bir gün asla görüşmeyeceğiniz bir "arkadaşınız" olması çocuğunuza iyi bir örnek değil. Dahası muhtemelen çoğumuz gibi çocuğunuzun babası ile arkadaş kalmakta zaten zorlanıyorsunuzdur. Gerek var mı katlanması zor başka bir ilişkiye.
Diyelim ki ayrılmadınız ilişki uzadı da uzadı ama bir yere varmıyor! Unutun o adamı. Muhtemelen size "seninle hep arkadaş olmak istiyorum", "benim bağlanma ile ilgili sorunlarım var", "ben pek telefonda görüşmeyi sevmem" ve en bombası da ertesi hafta beraber ne yapacağınızı sorduğunuzda da "bakarız" diyordur! Siz bu durumda her zaman yaptığınız gibi, aslında gerçekte var olmayan bir ilişkiyi uzattıkça uzatıyorsunuzdur. Her ne kadar sorup, ilişkinin devam etmesini istediğine dair cevaplar alıyor olsanız bile, söylenene değil de sizin ile ve size yaptıklarına bakın. Siz bir ilişkiyi yaşadığınızı düşünseniz bile onun arkadaşlarının ve daha da önemlisi kendi arkadaşlarınızın tepkisini dinleyin kendinizden şüpheye düştüğünüz zaman. Muhtemelen onların yorumları gerçeğe sizden daha gerçekçi bir ayna tutuyor olacaktır. Kendinizi terk edilmenin ve boşa harcanan ayların ve yılların azabından koruyun ve işaretleri tanıyın. Zaten yamuk bir düzeni yeni terk ettiniz ve yenisine dahil olmanın anlamı yok. Maddi ve manevi, kendinizden daha fazla fedakarlık etmeden ve çevreye kendinizi rezil etmeden çıkın o işten.
Bu tip ilişkileri yaşamanın en büyük avantajı, insan işaretleri daha iyi tanıyarak bir sonraki kendini aslan kılığında gösteren fareye karşı daha dirençli oluyor. Çok kısa süren bir ilişkimde adam bana tanışmamızdan 2 gün sonra bana aşık olduğunu ve çocuklarımızı hemen tanıştırmamız gerektiğini, benim ile aile kurmak istediğini söylediğinde hemen işkillenmiş ilişkiyi daha fazla zarar görmeden daha erken bitirebilmiştim. Bu sefer de fazla aceleci davranan bu arkadaşın niyetinin bozuk olduğunu, yalan dolan bir hayat içinde olduğunu hemen keşfetmiştim. En güzeli ise ilişkiyi ben bitirmiştim, benim seçimim olmuştu. Kırmızı bayrakları tanıdıkça, onları daha çabuk görmeye başlıyorsunuz. Bir miktar katılaşıyorsunuz. Sevgilinizin "canım aşkım" sözleri ile başlayıp eski kız arkadaşını aldattığını anlattığı cümlelerde hangi kelimelere daha çok önem vermeniz gerektiğini daha çabuk görüyorsunuz.
Aşk meşk iyi de çocuklu kadınlar için daha da zor. Netice de seçimleriniz sadece sizi değil çocuğunuzu da etkileyecek. Bu yüzden akıllı olun, acele etmeyin ama ümidinizi de kaybetmeyin. Aile kurmak güzel şey. Aşk, sevgi, güven ve destek güzel şeyler. Bunları hak ediyorsunuz ama gerçekçi, doğru ve güzel şekillerde! Öküz gibi değil yani! Yüreğiniz artık sadece sizin değil, kime vereceğinize dikkat edin.
Not: Bu durumların hepsi babalar için de geçerlidir.
Bu şarkıyı da pek severim:

8 Şubat 2014 Cumartesi

Para Meselesini Kapattım

Okul tatilleri bitti. Oğlum bu arada babasını ziyaret etti. Hem de kendi başına gitti. Ben çok direnmiştim, tek başına seyahat konusunda ama aslında bu konuda beni ikna eden de yine oğlum oldu; "Sen götür tabii ama ne gerek var bu kadar çok para harcamaya, ben gidebilirim" dedi. Bende gönülsüz razı oldum. Götürdüm teslim ettim hava alanında çocuğu. Uçak kalkıp, yolu yarılayıncaya kadar bekledim. Annemi evinden internete bağlattım ve uçak indiğinde ondan aldığım "indi" haberi ile derin bir oh çektim keza o vakte kadar benim kafamda o uçak kaçırıldı, düştü, yandı, pilotu sarhoş oldu, hostes çocuğu koltukta unuttu, yanındaki yolcu çocuğun üzerine kustu (evet öyle bir fobim var) ve çocuk kulakları ağrıdığı için çok ağladı! Neyse ki tüm bunların hiç biri olmadığı gibi çok keyifli bir şekilde kavuştu babasına. Tatili boyunca pek bir şey yapmamışlar. Gezmemişler bir yerleri. Ful evde takılmışlar ama sanırım bu da onların ilişkisi, bana ne! (söylemeden edemeyeceğim ama bence çocuk 1 gün sinemaya, 1 gün başka bir yere v.s. götürülebilirdi ama neyse, hayır sadece bilgisayarda geçti vakti ve ödevi de bitmedi hani...).
Eski kocaya biletin parasını söyledim. Aslında gene açmayacaktım bu konuyu hatta oğluma da söylemiştim, "Para istemeyeceğim vermeyenden zorla alamam ben varım, sana hep ben baktım ve ben bakacağım. Sadece SEN istediğin için yolluyorum seni bunu bilmeni isterim" demiştim ama sonra son dakika alındığı için biletler çok pahalıya geldi ve söylemeye karar verdim (Nen'den de aldım gazı tabii). Daha önceki konuşmamızda "ne kadar uygun görürsem o kadarını yollarım" demişti eski koca, bende kriz geçirmiştim "ne demek ne kadar istersem, zaten hiç yollamıyorsun ki" diye (tabii ki sadece kendi içimde, çünkü oğlumun seyahati evveli saçma bir kavga istemedim) ama sonra sakinleştim ve çocuk cebinde bilet parası (ne bir eksik ne bir fazla ve boşandığımızdan bu yana verdiği 2 para ve toplamda miktar 650 TL) ile döndü şükürler olsun ama ben kapattım bu konuyu. Evi de alsın, para da vermesin. İstemiyorum hiç bir şey çünkü ben zorlayamam koca adamı, zorlamak da istemiyorum. Kapattım bu konuyu, açarsam uyarın beni! Değmez yani, ağzımı kirletmeye, yüreğimi karartmaya!!! 3 yılda 1000 TL değil çocuğu için harcadığı.... ama kapattım ben, değmez çünkü!

Gölge misin, Yansıma mı?

Politika ile pek işim olmaz. Kendimi bildim bileli sosyalistimdir ama bu kadardır. Ben gençliğimi kitaplarla, müzikle harcadım. Erken evlenip, çocuk doğurdum. Politik söylemler ekonomik altyapı, kamusal alanlar, devletsel saçmalıklarla pek işim de olmadı. Devletle alakalı işlerim de, şansıma, hemen çözüldü. "Bugün git, yarın gel" ile uğraşmadım bugüne kadar. Hayatı uzun yıllar hep siyah ve beyaz olarak gördüm sanırım, kocaya kaçan kız naifliği ile. Gelir dağılımında haksızlık, birilerinin aşırı besili göbeklerinin gömlek düğmelerini patlatacak kadar çok kazanırken bir diğerinin de açlıktan ölüyor olmasını anlayamadım hiç. Tarım ile ilgilendim bu yönde kendimce. Dünyayı doyuracak hatta üzerine uzaya bile yiyecek yardımı yapacak kaynaklarımız olduğunu savundum, çalıştım hep ama işte... çok da ileriye götüremedim bu vizyonumu. Başka şeyler girdi araya. Ama bu son yıllarda politikadan uzak kalmak ne mümkün. Çünkü ya despotluğun, haksızlığın gölgesi olacaksın ya da hakkın, özgürlüğün yansıması. Sesini çıkarmadan da oturmak ne mümkün. İnsanın içini kemiren bir solucan gibi hareketsizlik. Korkuyorsun bir yerde. Ben gösterilere gidemiyorum misal, oğlan evdeyken. Korkuyorum, bir şey olsa çocuk tek başına kalacak diye. Fakat internetten takip edebiliyordum. O özgürlüğümüz de denetlendiğine  göre sıra da ne var?
E, malum internet konusu sıkıntılı. Bende uzun zamandır yazamıyorum. Toparlayavereyim kafamdaki konuları istedim, belli mi olur. Belki yazamayız sonra! Selam arkadaşlar...