8 Aralık 2014 Pazartesi

Sevgisiz Çocukluk

Bugün annemi aradım. Uzundur konuşmamıştık, az meraklandım. Telefon birkaç kere çaldı, annem alışkın olmayan bir neşe ile açtı telefonu. "Nasılsın?" diye sordum, her zamanki "eh" cevabının aksine neşe içinde "iyiyim, sen nasılsın" dedi. Çok şaşırmıştım ama bir o kadar da sevinmiştim. "Merak ettim seni" diyince anladım durumu. Annem meğer beni kardeşim sanmış ve çok sevdiği kızı ile konuştuğunu düşünmüş. Ben olduğunu anlayınca telefonun ucundakinin, sesi düştü. 
Çok uzun zaman çok üzüldüm ben annemin bu tavırlarına beni sevmez çünkü. Bakmayın, hala daha üzülürüm ama artık beni felç etmiyor bu üzüntüm. İçim sızlıyor, biraz zaman içinde de geçip gidiyor ama sevgisizliğin, hayır daha doğrusu koşullu sevginin yükünü bir ömür taşıdım ben. Unutturmayın yazının sonunda bununla ilgili bir anımı anlatacağım....
İnsan, aşırı bir psikopatlığı yok ise, evladını muhakkak ki sever ama evlat sevmek sadece birini çocuğun diye sevmenin ötesine geçen bir duygu olmalı. Ağır depresyonda olan ebeveynler, çocuklarının ihtiyaçlarına karşı ciddi anlamda kördür. Depresyon doğası gereği, aşırı derece enerji sömürdüğü için depresyondaki bir insanın normal günlük işleri ona zul gelirken, depresyona bir de çocuk faktörü eklendikten sonraki karmaşayı bir de siz düşünün.
En sağlıklı durumda bile annelik aşırı derecede yorucu olabiliyorken (özellikle çocuklar ufakken) depresyondaki bir anne için annelik her an bir fedakarlıktır. Dahası bu depresyona kişilikten gelen bazı özellikler de eklenirse, anne her an "saçını süpürge" ediyor ve "değer bilmez evladı" onun kıymetini bilmiyor durumunda olmuş oluyor.
Özellikle yüksek derecede narsist ebeveynler için çocuk ise tamamen onların varlığını kutsayacak bir araç olmaktadır. Ya evlat bu tip ebeveynlerin "mükemmelik" duygusunu besleyecek mükemmel evlat, ya ebeveynin her bir davranışını alkışlayacak bir şakşakçı, yada kendileri hata yapmayacak kadar "mükemmel" olduklarından başarısızlıklarının her birinin yükleyecekleri bir sepet olmaktadır. Küçücük omuzlar için ne büyük bir yük değil mi?
Peki ya öfke kontrolü olmayan ebeveyn? Perde yamuk duruyor diye dayak yiyen bir çocuk olabilir mi? Ya da ışıkları açık unuttuğu için? Odası biraz dağınık diye "ahırda mı yaşıyorsunuz lan" diye azar işiten çocuğa ne demeli! Her an tetikte, hata yapmaktan korkan bir çocuk ,çocukluğunu ne kadar özgürce yaşayabilir ki?
Ya ona verilen sözlerden hiç biri tutulmayan çocuk ne hisseder? 
Oğlumda görüyorum bunu da... yüksek pozitif moral dönemlerinde oğluna dünyaları vadeden ama sonra normale döndüğünde, sözünü verdiği hiç bir şeyi yerine getirmeyen bir babası var. Çocuk duruma alıştı sanırım. Bu durumdan ne kadar zarar gördüğünü sanırım ileride anlayacağım ama buna karşılık olarak ben tutamayacağım hiç bir sözü, ki bu onu bir yere götürmekten tutun, eve gelirken çikolata almaya kadar, vermiyorum çocuğa.
İnsan elbet çocuğunu çok sever ama karşılık beklemeden, çocuğunuzu olduğu gibi, ayrı bir birey olarak, başarısını ve başarısızlığını kişiselleştirmeden, her an arkasında olduğunu hissettirerek, yaptıklarınız ve seçimleriniz için onu suçlamadan, onu sorumlu tutmadan sevebiliyorsanız işte o zaman çocuk gerçek sevginizi hissedecektir yoksa bana inanan aksi taktirde sevgisiz bir çocuk büyüteceksiniz.
Ben ne yazık ki çok sevgisiz büyüdüm. Evet annem beni muhakkak sever ama seçimlerimi beğenmediği için asla yanımda olmadı. Bunun içimde yarattığı boşluk ise doldurulamaz.
...Gel gelelim anıma. Nefes seansından bahsetmiştim daha evvel. Nefes almanın önemi yadsınamaz bir gerçek. Nefes seansının ilkinde daha 3. saniyesinde içimi bir acı kaplamıştı. Gözlerim kapalıyken, ağzımdan nefes alıp vermeye çalışırken kendimi tutamamıştım. Doğamıyordum. İçimi bu dünyada istenmediğime dair karşı konulmaz bir duygu vardı. Bir bebek gibi ağlamıştım. Doğamadım ben, çünkü hayatım boyunca hep suçlandım. Belki asla bana beni istemediklerini söylemediler doğrudan ama davranışları ve koşullu sevgileri ile bu dünyaya ait olmadığımı, ben olarak istenmediğimi öyle bir hissettirdiler ki, 35 yaşında koca çocuklu kocaman bir kadın olarak benliğimi kabul edip, hayali de olsa doğamadım bir türlü...35 koca yıl! E yazık değil mi bu kadar yıla? 

7 yorum:

  1. Kucaklıyorum seni arkadaşım, yazını okudum sen çok güzel bir insansın, oğlun da senin sevginle mutlu bir çocuk mutlu bir yetişkin olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Cansın Fadiş'im. Sağol, var ol. Seni de oğluşu da öpüyorum.

      Sil
  2. Annem beni çok düşürmek istemiş çok uğraşmış ama doğdum işte ... yıllar önce terapide bunu çok çalıştık... bazen depresifliğimi terk edilme korkumu vs vs yi hep bu tutunmaya bağlıyorum..ama daha iyiyim.. annem de doğrumak istediği 2 çocuğundan çok bana düşkün ve bir tek ben onu mutlu edebiliyorum... ne tuhaf dimi..
    sen iyi bir anne olursun...zinciri kırarsın.....annen sınavını yaşıyor sen de kendininkini... kendini sakın bırakma..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek başıma olmadığımı bilmek bana kuvvet verdi. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. Merhaba,

    Anne sevgisi ilgisi görmemiş biri olarak çok iyi anlıyorum sizi. Terapide psikoloğum hep içindeki çocuğu tekrar sen büyütüceksin der bana. Oysa kolay mı hem çocuk kalıp hem kendini büyütmek. Anneme kızgınlığım hiç geçmiyor. Narsist bir anneye sahip olmak çok zor. Sizi sürekli kemiriyor. Şurada yazıyorum beklerim: www.narsistbiranneninkizi.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
  4. Bende anne sevgisinden mahrum birakilmis 37 yasinda dört cocuk annesiyim.annemin bana karsi neden bu kadar soguk vede ilgisiz oldugunu bu yasima kadar hala cözebilmis degilim.dört kardesiz kardeslerime karsi hep ilgili ve sevecen bir anne olmustur fakat sira bana gelince de tam bir tabiri caizse buz.beni hic öpüp kokladigini ya da sarildigini hatirlamam.üstelik gurbette onlardan cok uzak ülkede yasiyorum.anne sevgisini hangi yasta olursaniz olun hissetmek istersiniz en azindan kendi adima söyleyeyim ben cok istiyorum.her telefonla konusmamiz da hep isteksiz soguk konusur benimle.yada tartisip telefonu kapatmak ister.sanki ben onun hicbirseyiymisim gibi hiiic umursamaz.ben arayip sormasam kirk yil aklina gelmem.bu kiz nasil acaba öldümü kaldimi hastami diye hiiicc merak edip sormaz.insan sevildigini anlamak istiyor bazen önemsendigini falan.ama............... herg gece göz yaslarimla kendime soruyorum acaba diyorum kizim sen cokmu bir sey istiyorsun diye.peki ya sizce........

    YanıtlaSil
  5. Bende anne sevgisinden mahrum birakilmis 37 yasinda dört cocuk annesiyim.annemin bana karsi neden bu kadar soguk vede ilgisiz oldugunu bu yasima kadar hala cözebilmis degilim.dört kardesiz kardeslerime karsi hep ilgili ve sevecen bir anne olmustur fakat sira bana gelince de tam bir tabiri caizse buz.beni hic öpüp kokladigini ya da sarildigini hatirlamam.üstelik gurbette onlardan cok uzak ülkede yasiyorum.anne sevgisini hangi yasta olursaniz olun hissetmek istersiniz en azindan kendi adima söyleyeyim ben cok istiyorum.her telefonla konusmamiz da hep isteksiz soguk konusur benimle.yada tartisip telefonu kapatmak ister.sanki ben onun hicbirseyiymisim gibi hiiic umursamaz.ben arayip sormasam kirk yil aklina gelmem.bu kiz nasil acaba öldümü kaldimi hastami diye hiiicc merak edip sormaz.insan sevildigini anlamak istiyor bazen önemsendigini falan.ama............... herg gece göz yaslarimla kendime soruyorum acaba diyorum kizim sen cokmu bir sey istiyorsun diye.peki ya sizce........

    YanıtlaSil