28 Aralık 2014 Pazar

Bir Şeyler Yanlış Gidiyor - I

Bir Şeyler Yanlış Gidiyor serisini; gerek çocukluğumuzda bize öğretilenler, gerekse kendi hayalperestliğimiz ve sabır adı altında, aile, çocuk, aşk uğruna vazgeçtiğimiz öz saygımız, kişisel haklar ve eşitlik nedeniyle başımıza gelen ve bize yapılan ama zaman içerisinde normalmiş gibi algıladığımız ancak hatalı olan ve ileri zamanlarda ciddi sorunlar yaratabilecek davranış ve olguları anlamak ve hatırlatmak için oluşturuyorum. 
Blog içerisinde bir kaç defa anlattığım duygusal ve fiziksel şiddet, zehirli ilişkiler, bağımlılık ve kişilik bozukluğu konularının bir tekrarı olacak ama kendimize bunların tümünü hatırlatmakta fayda görüyorum (hatta elimde olsa bu bilgileri madde madde yazıp, broşür halinde tüm kadınlara dağıtırdım).

İlgisizlik ve Eşitsizlik
Çok büyük aşkla veya umutla evlendiğiniz kişi evliliğin ilk günlerinden itibaren sizin ihtiyaçlarınıza karşı ilgisiz davranıyorsa ve haklarınızı çiğniyorsa, bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Bunlar gibi olabilir:


  • Ev işi: İkiniz de çalışıyorsunuz ama evin tüm işi sadece sizin sorumluluğunuz olmuş. Aynı saatte eve giriyorsunuz ama ne yemek ne de temizlik konusunda size yardımcı olmuyor. Unutmayın, o evde siz tek başınıza yaşamıyorsunuz. Diyelim ki çalışmıyorsunuz ve evdesiniz, ev işine ayıracak bol bol zamanınız var. Bu onun eve gelip, "sen nasılsa evdesin" diye evi dağıtmasına bahane değil. Siz nasıl iş yerine gidip onun üzerinde çalıştığı raporları yırtıp atmıyorsanız, o da eve gelir gelmez sizin sorumluluğunu alıp kurduğunuz ortak düzeni bozup sizin arkasını toplamasını bekleyemez.
  • Para: İster ikiniz çalışıyor olun veya olmayın, sizden maddi durum hakkında bilgisiz bırakması, size harçlık verir gibi para vermesi, faturaların ve masrafların tüm kontrolünü elinde tutması yanlış olduğu kadar bunların tamamı ile sadece sizin ilgilenmenizi beklemesi de hatalı bir davranış. Artık bir ortaklık var aranızda ve iş ortaklığı gibi aile ortaklığı veya sevgililik de şeffaf olmayı gerektirir. Sizden gizli bankadan veya bir tanıdığından borç alması, sizin ondan gizli alışveriş yapmanız gibi bir birinizden habersiz işler bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesidir. Bunu demişken, birbirinizden ayrı, gizli olmayacak şekilde, kendinize özel bir birikiminizin olmasının önemi yadsınamaz. Evin gelirinin eşit bir biçimde ikinizin çalışıp karşılaması veya birinizin çalışıp karşılaması konusu da ortak bir karar olmalıdır, spontane gelişen bir durum veya baskı ile atılan bir adım olmamalıdır.
  • İletişim: Kadınların en büyük şikayetlerinden biri iletişimsizlik iken, erkeklerin de en büyük konusu "karısının dırdırıdır". Evet kadın ve erkekler doğaları gereği farklı iletişim tarzlarına sahiptir ama eğer siz sesinizin duyulmadığını hissediyorsanız, eşiniz ile içinizden geçen herhangi bir konuyu rahat rahat konuşamıyor onun tepkisinden çekiniyor hatta korkuyorsanız; bir şeyler yanlış gidiyor demektir. İletişim her tür ilişkinin can damarıdır. Çocuğunuz ile bile, daha doğar doğmaz iletişim kurar ve karşılıklı birbirinizi anlamaya çalışırsınız. Ancak eşiniz eve gelir gelmez TV karşısına geçip sizin ile hiç bir şey paylaşmıyor ise, zaman içerisinde kendinizi iyice yalnız ve mutsuz hissedeceksiniz. Bu doğru değil.
  • Seks: Konuşulmayan bir konu ancak çok önemli. Eğer eşiniz sizi sekse zorluyor ise, siz seks esnasında şefkat ve sevgi hissetmiyorsanız, kendinizi kullanılmış hissediyorsanız, dahası sizden kendinizi rahat hissetmediğiniz şeyler bekliyor ve canınızı acıtıyor ise; bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Bu konudaki diğer önemli bir nokta da doğum kontrolüdür. Evliliklerin çoğunda doğum kontrolü sadece kadının sorumluluğuymuş gibi algılanıyor. Hayır. Doğum kontrolü ortak alınan bir karardır ve kimin uygulaması gerektiği ise, sağlık önceliği altında uzman eşliğinde atılması gereken bir adımdır.
  • Çocuk bakımı: Eğer çocuk ile sadece siz ilgileniyorsanız, bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Çocuk hem anne, hem de baba sevgisi ve ilgisine muhtaçtır. Evet, başta anne'ye düşen görev daha fazladır ancak bu asla tek kişinin %100 alması gereken bir sorumluluk değildir. Disiplin, eğitim, sağlık ve sosyal aktivitelerin tamamında taraflar eşit derecede söz sahibi ve dahası aksiyon sahibi olmalıdır.
  • Gelecek ile ilgili planlar: Ev almak, emeklilik planları, çocuklar için birikim, hatta tatile nereye gidileceği gibi tüm konularda planlama ortaklaşa yapılmalıdır. İplerin tamamını kendi eline alması kadar bu tip önemli kararların tamamını size bırakması da bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesidir. Unutmayın, sizler bir hayat ortaklığı yaşıyor olmalısınız, diktatörlük değil.
  • Eğlence ve Sosyalleşme: Sosyalleşmek için her dakika bir arada aynı aktivitelere katılıyor olmanız gerekmediği gibi, sadece ayrı ayrı sosyalleşiyor olmanız da bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesidir. Onun sadece arkadaşları ile maça gidiyor olması, sizin sadece kızlar ile kahveye gidiyor olmanız ve bir arada sinema, tiyatro konser, arkadaş toplantısı, baş başa yemeğe gitmiyor olmanız doğru değil. Biriniz evde oturmayı daha çok severken diğeri de gezmeyi daha çok seviyor diye hiç evden çıkmamak veya sokaktan eve girmemek çok yanlış bir durum.
  • Kıskançlık: Kıskançlık baskı yarattığı, güvensizlik yarattığı ve hatta şiddete sebebiyet vermesi ile bir ilişkiyi en çok yıpratan olgudur. Eğer öz saygı ve öz güveniniz tam ise, hissettiğiniz ama anlam veremediğiniz kıskançlığın çok mantıklı bir sebebi olabilir. Sizi seven, sayan bir eş ile güven dolu bir ilişkide kıskançlığa pek yer yoktur. Ya görmek istemediğiniz işaretleri görüyorsunuzdur ve ortada gerçekten de güvensizliğe sebebiyet veren davranışlar vardır yada en başta güven dolu bir ilişki değil ki bu da bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesidir.
  • Kavga: Kavga etmek ve tartışmak her ilişkide az çok var olan bir şeydir. İnsan bazı günler huysuzdur, kendi başına kalmak ister veya o gün hava durumundan tutun da pilavın tutmaması ile memleket meseleleri gibi bir çok konuya canı sıkkın olabilir ve eşine karşı sabırsız ve anlayışsız olabilir. Kavga ve tartışma olgusunu ben yapıcı ve yıpratıcı olarak ayırmak isterim. Yapıcı tartışmalar normaldir. Korku yoktur, ortada bir kalp kırıklığı veya anlaşmazlık vardır ve tartışılır ve sonunda bir şekilde tatlıya bağlanır ama eğer kavga çıkacak diye yumurta kabuklarının üzerinde yürüyorsanız, fikrinizi söylemekten çekiniyorsanız ve dahası korkuyorsanız bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Bu konudaki son sözüm de kavga etmekten vazgeçmeniz de kötü. Yıpratıcı tartışmalara döndüğü için yapıcı tartışmalardan bile vazgeçen ilişkiler artık uğuruna savaşacak bir şey kalmadığının göstergesidir.
Aslında bunlar bildiğimiz konular. İlişki eşitliktir, yoldaşlıktır. Korkmadan açıkça iletişim kurabilmek, her an desteklendiğini, sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmektir. Eğer bu duygular yok ise, bir şeyler yanlış gidiyor demektir ve bu konuda bir şeyler yapmanız gerekiyor demektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder