11 Kasım 2014 Salı

Peki Kaya Değil de Ağaç Olsak

Kaya kadar sağlam anne olmak üzerine yazdığım yazı ile ilgili olarak bir kaç yorum yazdınız. Hepinizi çok haklı buldum ve tam olarak anlatmak istediğimi ifade edememiş olmanın verdiği huzursuzluğumun sonunda bir de böyle deneyim dedim:
Taş, kaya ve heykel imgeleri çok hatalı oldu sanırım. Kaya gibi olmaktan bahsederken asla duygusuz ve ifadesiz olmamız gerektiğini savunmadım. Bahsedilen ve çocuklarımıza yansıtmamamız gerekenler günlük rutin içerisindeki, iç veya dış kaynaklı iniş çıkışlarımız değildi. Para, trafik, yorgunluk, hastalık, ofis kavgaları, ay sonu, ay başı, yapılmayan ödevler son dakika işler ve siparişler, çocukların huysuzluğu ve huysuzluk nedeniyle bizdeki sabrın taşması - ki tüm bunları hepimiz gün içerisinde muhakkak defalarca yaşıyor ve hele hele bazı günler kafamızı alıp dağlara kaçmak, çocuklarımızı birilerine "al ya, senin olsun ben beceremedim" demeyi bile isteyebiliyoruz - gibi sıkıntılar değil ama içsel bunalımlarımız, travmalarımız, geçmişe ait kırgınlık ve geleceğe dair korkularımızdır çocuklarımızı korumamız gereken bence.
Yaşam koçu bana ilk defa "kendin için bir nesne seç, sen ne olmak istersin" dediğinde "kaya "demiştim. Kaya kadar sert ve güçlü olmak istediğim için ama sonra kayanın soğukluğunu hatırladım ve "hayır, ben bir ağaç olmak istiyorum" demiştim (hatta hikayesi de burada)
Baştan alıyorum...
Ağaç gibi olmaya ne dersiniz? Güçlü gövdeli, kökleri derinlere uzanan, meyve veren, yemyeşil bir ağaç. Tatlı bir meltemle yaprakları titreyen, mis gibi kokusunu çevresine yayan, rüzgarla savrulan, yapraklarını dökse bile yenileyen, güçlü bir fırtınada dalı kopsa bile sağlam ve derin köklerinin desteklediği kuvvetli gövdesi sayesinde özünü koruyan birer ağaç olsak, ne dersiniz?
Zaten daş gibiyiz o ayrı!

1 yorum:

  1. en çok bunu sevdim: yapraklarını dökse bile yenileyen. bir şey de ben ekledim yanına:yenileyebilme becerisinin farkında olmak her zaman ve içinde hissetmek

    YanıtlaSil