31 Ekim 2014 Cuma

Kaya Kadar Sağlam Bekar Anne

Geçtiğimiz günlerde oğlumun ergenliğe hazırlık sürecinde kendim için destek almaya gittiğim psikologun bana "heykel gibi olacaksın oğlun için, sağlam ve yıkılmaz" dediğini yazmış ve sevdiğim bir bekar anne kardeşimden de "Ben çocuğun gözünde yıkılmaz bir heykel olma ekolünden hoşlanmıyorum aslında. Çünkü insanız, ve acı çekiyoruz, ve travma yaşıyoruz, ve hayatla baş edebilmek gerçekten zor" yorumu gelmişti. Bu konuyu uzun uzun düşündüm ve bittabi uzmanı değilim ancak kendimce şöyle bir açıklama buldum...doktora teyit ettiririm:Çocukların sevgiden sonra en çok ihtiyacı olan şey, güvenlik ve stabilitedir. Biliyorsunuz, "bebeğinizi bol bol sevin" den sonraki en büyük tavsiye sabit bir yeme-içme, banyo ve uyku düzenidir. Çocuklar büyüdükçe de en büyük yararı düzenden görürler...pazar günü banyo günüdür, okuldan sonra dinlenme saati yarım saattir akabinde ödev yapılmalıdır, hafta sonu ödevler cumadan bitmeli ve TV ve bilgisayar ancak işler bitince yapılacak aktivitelerdir. Benim 11 yaşındaki oğlum, daha halen rutinlerimizi sever hatta haftalık rutinlerimize yenilerini de ekler durur. En basiti her gece odasının ışığını illa benim söndürmemi ister ve biliyorum ki bu rutinler o büyüdükçe kaybolsa da, şu anda ona güven ve huzur vermektedir.İnsan tek başına çocuk bakarken, rutinler çok daha fazla önem kazanır. Ailesi boşandığı için hayatı zaten az veya çok sarsıldığı için çocuğun günlük yaşantısındaki rutinler daha fazla önem kazanır. Klasik bir anne-baba-çocuk yapısı içerisinde ebeveynler birbirlerini dengelerken ve birbirlerine yardımcı olarak çocukların düzenini sağlayabiliyor iken, sadece anne odaklı disiplinli veya bekar ebeveyn odaklı bir yapı içerisinde bu mümkün değildir. Çocuğunuzun tek güvencesi sizsiniz ve sizin duygusal iniş çıkışlarınız çocuğunuz için baş edilmesi gereken çok zor değişimler olabilir. Sizin mutsuz olmanız, kızgınlığınızdan oturup ağlamanız veya bağırıp çağırmanız, öfkeniz ona yönelik olmasa bile çocuğunuz için sarsıcı olabilir ve siz kendinizi kötü hissedip, duygularınızı işleyip kötüyü iyiye dönüştürürken, çocuğunuz ile ilgilenecek ikinci bir ebeveyn yoktur ortada. Onun güvenlik ve stabilite ihtiyacı karşılanmamış üstüne üstelik kendisi sizin bu durumunuza tanıklık ettiği için korkmuş ve üzülmüştür. Ortada "Anne/baba şu anda yorgun ve mutsuz, biraz yalnız bırakalım düşünsün, dinlensin, kendini iyi hissedecektir ve o zaman da yanına gelip seninle ilgilenecektir ama bu arada gel ben seninle ilgileneyim, oynayayım" diyen ikinci bir alternatifi yoktur pratik yaşamda. İşte bu nedenle Bekar Anneler kaya kadar sağlam durmalı, üzüntüsü ve öfkesini çocuğuna yansıtmamalıdır. Fakat netice de insanız ve çıldırdığımız zamanlar da olacaktır. Böyle zamanlarda da açıklıkla mutsuz olduğumuzu, söyleyebiliyorsak sebebini, davranışımız eğer onu üzdüyse özür dilediğimizi anlatmalıyız ona, ancak unutmamalıyız ki bizim hayatımızın zorlukları onların minik omuzlarına yüklenmemeli.
Bir açısı da şu: çocuklar küçücük yaşlarında bile, siz açıkça ifade etmeseniz de, bir çok şeyin farkında. Büyüdükçe gelişen bilinç ve algıları ile hayatın zaten mükemmel olmadığını da görecekler ve eğer ki bizler işimizi doğru yaparsak, düşünceli ve empati kurabilen bireyler olacakları için hayatın ne kendileri ne de aileleri için çok kolay olmadığını zamanla göreceklerdir. Verdiğimiz sağlam altyapı, çocukluktan gelen içsel güven ve sevgi ile hayatın zorlukları ile daha çok baş edeceklerdir. Ben kaya yöntemini uygulamaya başladığımdan beri, oğlumun daha dışa dönük ve neşeli olduğunu gözlemliyorum. Daha huzurlu ve mutluyuz, her ne kadar bu benim gibi duygularını alnında taşıyan biri için çok yorucu ve zor olsa da - öğreniyorum.
En önemlisi, çocuklarımız "Annem/Babam benim için nelere katlandı, neler yaptı" dememeli bence. Zorluklara göğüs germek, ebeveynliğin doğal bir öğrenme süreci olmalı çocuk olmanın cezası değil. İşte bu nedenle, yıkılmaz bir kaya kadar sağlam olmalıyız. Eninde sonunda kendi çocukları da olacak, işte o vakit biz de sevip sevip geri yollayabileceğiz, o zaman da onlar uğraşsın canım!

5 yorum:

  1. Rutinlerin önemine ben de sonuna kadar inanıyorum. Çocuklar için olmazsa olmaz. Dışarıdan hep acımasız gibi görünse de olması gereken budur. Büyüdüklerinde akıllarında da kalacak eminim. Ben büyürken bizim evde pazar günleri evden dışarı çıkılmazdı. Arkadaşlarla buluşma, sinema vs. gibi şeylere mümkün değil izin koparamazdık. O gün annem kek, börek, kısır vs. yapar tüm aile birlikte oturur yerdik, sohbet ederdik falan filan. Gene pazar günleri banyo günüydü sizdeki gibi.
    Bu veya benzer rutinlerin olmadığı ailelerde çocukların daha arsız olduğunu gözlemliyorum.
    Kaya kadar sağlam durmalıyız kısmını bilemedim. Çocukların bizim üzüldüğümüzden, kızgınlığımızdan da haberleri olmalı sanki. Bunu bağırıp çağırarak yapmaktan bahsetmiyorum elbette. O anlamda her daim kendimizi frenlememiz gerekiyor, ki bazen beceremiyorum:)
    Seni takdir ediyorum. Ne kadar ilgilisin ve araştırıyorsun her şeyi. Ergenlik bizim kapımıza dayandı ama çok da ilgilenmiyorum şu sıralar.

    YanıtlaSil
  2. çok beğendim yazını arkadaşım:) Bu ara bu yazı bana güç kattı.İniş çıkışlarımla getçirdiğim bir dönemdi yine ve bir haftadır okulda çocuklarımın çok mızmız olduklarını, herşeye hemen ağladıklarını söyleyince öğretmenleri; silkelendim ve kendime geldim, Senin yazında iyi geldi üstüne. Güçlü olmak çok önemli. Kendini güvende hissetmeyen çocuklar çık mutsuz oluyorlar. Umarın hem fiziksel hem ruhsal sağlıklı bireyler yetiştirmemizi Allah nasip eder. Öptüm seni ve grubumuzu özledim:) En kısa zamanda görüşmek üzere...Ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Psikiyatride bunca farklı ekol ve aynı ekolün yüzlerce yorumlanış biçimi varken, değişken ve mutlak olmayan bir bilim dalı yerine kendi iç sesime güvenerek yetiştirmek isterim çocuklarımı. Kaya gibi anne, taş gibi hatun olmanın dışında inişleri çıkışları ile yaşamı keyifle yaşayan bir insan olarak model olmak isterim. Kaya gibi olan ve değişmeyen tek gerçek sevgimdir, onları asla terketmeyeceğimdir. Üzüldüğümde ağlayabilirim, bu ay çok paramız yok biraz idareli harcayalım diyebilirim, trafikte bir öküze sinirlenip gerizekalı diye çemkirebilirim, sinirlendiğimde kafalarını birbirine tokuşturmak isteyip sadece bağırabilirim. Anneyim, insanım, robot değilim. Tüm bunlar "bence" başlığı altında değerlendirilebilir. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  4. Merhaba
    Yazdıklarınızı dikkatlice okuyorum. Eşimle çok sıkıntıdayım. 2 cocugum var. Okuyorum araştırıyorum soruşturuyorum. Boşanmak nasıl diye.Blogunuzu da bu yüzden dikkatlice izliyorum. Geçmişte yazdıklarınıza bakıyorum. Benim için aydınlatıcı oluyorlar. Eminim bu amaçla okuyan ama sesi çıkmayan başkalarıda vardır.
    Her anlamda size güç kuvvet sağlık ve mutluluk diliyorum.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. merhabalar,
    bekar değil de eşi şehir dışında çalışan yalnız bir anne olarak takip ediyorum sizi.yaşadığımız ortak sorunlar sıkıntılar var.geçenlerde ben de durumu yanlış anlayıp kardeşinin hatasını oğluma yükledim. biraz da fazla yükledim sanırım. daha sonra yatışınca konuştum onunla annecim sağlık sorunlarım da var biliyorsun bu aralar çok yoruldum ve iyice anlamadan sana kızdım. ama senin suçun değildi. özür dilerim dedim. yüzünde güller açtı. biliyorum anne ben zaten dedi. özür dilemek iyi güzel fakat devamlı olamaz malesef özür dilemenin arkasına sığınırmışız gibi geliyor. öğrenmemiz gereken kaya gibi sağlam olabilmek aslında. ama nasıl? siz nasıl başa çıkabiliyorsunuz duygularınızla? evet ben daha şanslıyım eşim fiziksel olarak yanımda olamasa da manevi olarak yanımda. ama ben kendimi sinirlerime hakim olamazken buluyorum çoğu zaman.

    YanıtlaSil