12 Ekim 2014 Pazar

Ergenliğe Hazırlık

Oğlumun ergenlik geçişine hazırlanmak için psikologa gidiyorum. Duygusal ve psikolojik olarak her zamankinden sağlam olmam gerektiğine inandığım bir döneme giriyoruz oğlum ile beraber. Ben ki, normal bir ailede büyümediğim ve ergenliğin ne olduğunu hatta ergenlik diye bir hakkımın olduğunu 19 yaşında öğrendiğim için çok heyecanlıyım ve aynı zamanda korkuyorum. Çocukluğu benim baş edebildiğim, çok mutlu bir dönemdi. Otur dersin oturur, yat dersin yatar. Sıkıldı mı parka götür, yemediği brokoli çorbasını "dinozor sümüğü" diye kandır içir ama ergenlik öyle değil. Başkaldırı olacak, istekler değişecek. Şimdiden, bir yıl öncesine kadar dizimin dibinden ayrılmayan, ben tuvaletteyken bile benimle konuşmaya çalışıp günün en önemli haberini paylaşmaya çalışan çocuğum artık odasına kapanır oldu. Daha küçük, kapıları kapatmıyor henüz ama benden bağımsız kendi alanını yaratıyor belli. Ben salonda kitap okurken veya TV izlerken en patetik, titrek ve evet bir miktar manipülatif sesimle "oğlum, iyimisin, napıyosun, gelsene yanıma beraber oturalım" diye seslensem de nadiren etkisi oluyor. E, artık kabullenmek lazım. Kanatlarındaki tüyleri yavaş yavaş çıkıyor.
O kanadını istemsiz bir şekilde, kendi travmalarımın ve korkularımın baskısı ile kırmamak için ben de hazırlanıyorum. Çok gülerek, arada bir de ağlayarak geçirdiğim seansların bir kaçı sonunda doktor bey oğlum ile tanışmak istedi. Oğluma anlattım "Daha iyi bir insan olmak için beynimi check-up'tan geçiriyorum. Sende hayatımın çok büyük bir parçası olduğundan doktorum seninle tanışmak istiyor" dedim tuttum elinden götürdüm. İtiraf etmeliyim, çok korktum ilk defa psikologa giden oğlumun derin, karanlık bir ruh hali ortaya çıkacak ve doktorum bana dönüp kalemini burnumun önünde sallayarak "SEN...BUNU SEN YAPTIN! SEN ANNE OLMAYI HAKETMİYORSUN" diye bağıracak diye çok korktum. 
Neyse ki çocuğumun gizli ve karanlık bir sırrı yokmuş. Bolca hobilerinden ve biraz da babasından bahsetti. Feci kıskandım ancak doktor bana bunun tercih edilen bir şey olduğunu, benden bahsetmesinin veya babasından hiç bahsetmemesinin esas kaygı verici olacağını söyledi. Tamam, anlıyorum, freudien durumlardan haz etmiyoruz ama kıskandım. 
Doktorun söylediği bir şey daha vardı; kafama takıldı...
Derki... çocuk seni güçlü, yıkılmaz bir heykel olarak görmeli. Canın sıkılıp sinir krizi geçireceksen bunu lütfen gel burada yap, evde değil. 
Tamam haklılık payı var da, insan nasıl kontrol altına alabilir ki sinir krizini...saatli bomba değil ki, kur koş, saklan patlamasını bekle! Neyse ki travmalara kafa üstü dalınca insan, sinir krizi oranı doğrudan azalıyor. Ben de işte heykelim artık....

Kaynak: http://califjenni3.deviantart.com/art/Buff-Diana-old-Roman-statue-104398497

4 yorum:

  1. Ben çocuğun gözünde yıkılmaz bir heykel olma ekolünden hoşlanmıyorum aslında. Çünkü insanız, ve acı çekiyoruz, ve travma yaşıyoruz, ve hayatla baş edebilmek gerçekten zor. Kendi çocukluğumda tamda bize bu hissi yaşatan "bekar annemin" neler çektiğini, gerçekte ne yaşamış olabileceğini şimdi anlıyorum ve ona yaptığım onca anlayışsızlık için çok pişmanım. Hele de eğer onunla boşansamda kızımı ben tek başıma yetiştirebilirim, annem gibi, cümlesi kendi hayatımda ettiğim en yanlış cümlelerden biriydi. Bu cümleyi yaşadığım sıkıntılardan sonra etmem doğal, ancak çocuk yapmaya karar verdiğim görece iyi dönemlerimde kurmam yanlış olandı. Çocuk annenin de "insan" olduğunu görmeli bence.

    YanıtlaSil
  2. Böyle bir dönemde çok sabır diliyorum.Çocuğa karşı yıkılmaz görünmek gerçekten doğru mu bilemiyorum ama insanın olduğu gibi davranması lazım bence.Çocuğunuzun ders başarısında bi değişiklik oldu mu merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ders konusunda şimdilik bir değişiklik yok ancak ben çok gaddarım o konuda :)

      Sil