6 Haziran 2014 Cuma

Boşanmışlık Sınavı

Her sağlıklı bekar annenin vermesi gereken bir sınav vardır. Çoğunlukla bu sınav sabır sınavıdır. Yeri gelir eski koca ile yeni çıtır sevgilisi ile markette karşılaşmaktır bu sınav, yeri gelir boşandıktan sonra alınan kiloların, uzanmış kaşların ve sarkmış kolların eski kocadan saklanmasıdır. Benim sınavım BİR DÜĞÜN.
Eski görümce evleniyor. Hakkıdır elbet, yeğenini istiyor düğüne. Ok sorun yok, yollarım gitsin. İki Ankara havası kıvırtsın gelsin çocuk. Tabii ben onu böyle takılı makılı, oyunlu, gelin almalı gibi ıyııhh banal şeylere katılsın diye büyütmüyorum; hani özlerine yakışır bir kır düğünü, bir köy konseptli düğün olsa neyse de, havuz başında post-modern bir suni şatafat görsün diye o kadar yol gidecek.... ama ailesi. Gidecek görecek. Belki (Allahım sen koru) çok sevecek bu düğün merasimini ama sorun şu ki BEN DE DAVETLİYİM! Ayol gitmesem laf olur, oğlan üzülür, "ben sıkılıyorum düğünde, sen de sıkıl ne olacak ki" diyor, kıskandım sanılır. Çok ince bir çizgi efendim. Eski "kayın" aileme karşı bu naziiikkk davetleri için müteşekkir olurken, yıllardıııırrr görmediğim aile bireylerine karşı başım dik, aşırı mutlu, aşırı umursamaz, aşırı güzel ve evet aşırı zayıf görünmek ile dedikoduuuuu, gıybeeeetttt, öfkeeeeeeee arasındaki. Biletleri de eski koca aldı mı, gitmemek için bahane kalmadı. El mahkum gideceğim.
Efendim, ben bir hayli okumuş bir ailenin, çok okumuş, kendi çevremde kültürlü, yumuşak dilli, barışçıl ve hatta sevgi dolu biri olarak tanınırım. Ama o aynı ben, eski kocanın ailesi söz konusu olunca, tabiri caiz ise Kasımpaşalı karılar kadar cırlak da olabiliyormuşum; ben kendimi tanıyamıyorum. Nasıl bir öfke, nasıl bir kızgınlık ve bıkkınlık beslediysem artık bu insanlara; samimilerse bile artık bana karşı samimiyetlerini göremiyorum vallahi de göremiyorum.
Deli gibi zayıflamaya çalışıyorum. O düğüne o siyah elbise giyilecek, herkesin kafası dönüp bana ba-ka-cak! Bitti. Param olsa gidip geline inat beyaz elbise bile alırım da, şimdi git gel bir de altın tak, bol masraf.
Hele o altın. O altını takarken, oğlanın doğum günü parasıydı bu diye takacağım o altını... Oğlumun doğum günü için "ne lazım" diyen babasına okul ihtiyacı için 160 TL para istememe ve o para daha halen gelmemesine istinaden (5 ay oldu).
Oğlumun ne kadar "yakışıklı" göründüğü yorumlarına karşın çantama kendi küçüklük resmimi koyacağım çıkartım "ay evet bakın aynı benim çocukluğum" diye burunlarına sokacağım.
Kesin kalkar bu sevgilisi ile oynar, yerimden kıpırdamadan oturup suyumu yudum yudum içerken en tatlı gülümsememle "anneciğim geliniz ne kadar becerikli Maşallah. Üniversite okumadı ama ne de güzel kıvırtıyor" diyeceğim. Sevgiliye de bol miktarda "Ayyy kıııızzz haydi darısı başına inşallah. Neeee??? Yoksa almıyor mu bu seni.... aaa olur mu o teklif etmiyorsa sen teklif et bir an evvel evlenin yaaa ne de yakışır sana gelinlik, ayol sen bundan daha güzel gelin olursun. Sen nasıl hayal ettin anlatsana?" dedikten sonra damat ve ailesinin elini sıkarken de "Geçmiş olsun, napalım kısmet böyleymiş artık" diyeceğim.
Tabii bunların hepsi kafamda ve icraata geçiremeyeceğimi ben de biliyorum bana "bence sarhoş ol rezillik çıkar" diyen en yakın arkadaşım Nen de biliyor. Olsun, hakkaten de mutlu olsunlar... ama ben şu çikolatayı yemeyeyim zayıflayayım en kısa sürede 3 kilo vereyim. Saçımı nasıl yaptırsam acep....

3 yorum:

  1. uffffffffffff ....çok zor çok...kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  2. Ayyy kendimi senin yerine koydum bunaldim daraldım oyyy.
    Ya gitme ne işin var desemmm iş işten geçmiş. Bence bi cansimidi arkadaş bul yanına öyle git. Tarih uyarsa ben bile gelirim sekerim yedirmem seni o kem gözlere.

    YanıtlaSil
  3. Oku oku oku bikmiyorum :) Bekar Anne blogun bagimlisi oldum :/

    YanıtlaSil