1 Kasım 2013 Cuma

Peki Ya Büyük Anne ve Büyük Babalar...

İngilizlerin bir sözü vardır: bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir derler. Yalan da değil. Sizin delirdiğiniz anlarda anne-babanız girer araya; çocuğunuzu elinizden alır, oyalar, sever, şımartır. Sizi sevdiğinden çok çocuğunuzu sevdiğinizi düşünürsünüz, e doğrudur da bu tabii. Ama gerçek bir anne ve baba gibi gerçek bir büyük anne ve baba torunlarını sadece oyuncak oynarmış gibi sevmez. İçten, gerçekten sever. Her an sever, sadece ona uygun gelen, programına uygun olan anlarda değil. 
İlgilenir torunuyla. Kendi canları istediğinde değil, çocuk istediğinde gezdirir. Çocuğun sevdiği yemekleri; sizin zar zor oturttuğunuz sofra düzeni bozulması pahasına bile çocuğa elleri ile yedirir, dayanamaz çünkü aç kalmasına. Çocuğa kıyafet alır, boy boy... bu sene, seneye hatta ve hatta üniversite mezuniyetine giyecek bir şeyleri olsun diye. Oyuncak da alır, kitap ta. Hepsinden önemlisi öğretir, sabırla bildiklerini öğretir. Siz çocuğa bir şey öğretirken de sabırla oturur dinler, sizin otoriterinizi bozmamak için susar çünkü torununu çok sevse de, asıl ihtiyacının siz olduğunu bilir. 
Torun büyüdüğü zaman iyi bir insan olsun diye engin bilgileri ile donatır onu. Gelir, kalkar şehirler ötesinden her fırsatta görmeye gelir. Giderken elinize para sıkıştırıverir, torunun bir ihtiyacı varsa karşılansın diye. Evini açar. Siz küçükken elletmediği bibloları torunun önüne oyuncak diye atar. 
Gerçek bir büyük anne ve büyük baba gerçek bir dağdır sizi ve çocuğunuzu sert rüzgarlardan koruyan. Bizde 4 te 1... gene buna da şükür. Allah razı olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder