8 Eylül 2013 Pazar

Korkularım

Geçmiş korkularımız ile hareket etmenin bizleri sadece felç ettiğini öğrendim bugün bir daha. Oğlum döndü... evimize. Daha henüz tam alışamadı İstanbul'da olmaya. Ben de onu mutlu etmek için şekilde şekle giriyorum. Bir çok aktiviteyi içimden gelerek yapsam da, bazı şeyleri gerçekten de sırf o mutlu olsun, İstanbul'u çok, en az benim kadar çok sevsin diye çırpınıyorum fakat bugün bir tartışmamızın üzerine buraya sırf ben istediğim için geldiğini yineledi. Tamam canım kabul ediyorum! Daha çocuk o; neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilmiyor ve benim biliyormuş gibi davranmam çok da normal değil ayrıca daha bir süre daha sevmeyecek burayı ve sonra arkadaş edinince, alışacak ve sevecektir. Sevmezse de sevmeyecektir ama ben o kadar alışmışım ki bir şeylerin bozulacağına dair korkmaya; eskiden korka korka kendi korkularımı haklı çıkarttığım gibi şimdi de o korkularım ile çocuğa yüklenip ona duymaktan korkuttuğum sözleri söyletmeye başardım!
Tüm bunlardaki dersimiz: korkmayın, tedirgin olun ama korkmayın. Tedirginlik iyidir, hayatta kalmayı sağlar ama korku felç eder, karar almayı engeller. Korkup İstanbul'a taşınmaktan vazgeçseydim, hala ezildiğim bir iş yerinde çalışmaya çalışıyor, eski anılarla boğuştuğum bir şehirde yenilenmeye çalışıyor ve tüm bunların acısını kendimden ve de oğlumdan çıkarmaya çalışıyordum. Bu planım işe yarayacak mı yaramayacak mı bilmiyorum ama en azından şu anda çok sevdiğim İstanbul da, dünyada en çok sevdiğim insan ile beraber yaşıyorum. Eminim oğlum da bunu hissedecektir çünkü korkularımın beni felç etmesine izin vermediğim gibi tedirginliklerimi duymazlıktan gelmeyip ona en uygun yaşam ortamını elimden geldiğince kurdum. Umarım işe yarar.
Tüm bunları, "aman Allahım ne muhteşem bir insanım" demek için yazmadım, hatta bugünkü krizimi görseydiniz, benden utanırdınız! Patetik bir haldeydim yine! Ama, ben denedim, sanki oluyor gibi. Siz de deneyin.

Korkularınız sizi felç etmesin! Hareket iyidir!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder