19 Kasım 2012 Pazartesi

Ofis Politikaları ve Bir Bekar Anne'nin Mücadelesi

Şu anda acayip derecede sinirliyim. Nedeni ise iş yerindeki erkek milletinden ciddi anlamda bıkmış olmam. Öncelikle biraz ortamımı anlatayım. Toplamda 36 kişinin çalıştığı firma da ben, sekreterimiz, asistanım, yemek yapan abla ve çoğunluğun kapsamadığı satış grubunda bulunan ve pek ofisin genel işleri ile ilgili olmayan bir kadın satış sorumlusu var.
Satış sorumlusu abla her ne yaptıysam bana karşı hep bir garip. Yurtdışı seyahatlarımı garip buluyor (işim gereği gidiyorum), gelip gittiğinde ne bir selam ne de bir sabahı var. Kadınla ne bir tartışmam oldu ne de başka bir durum, bir anda kesti selamı sabahı. Benim de oldum, olası en kızdığım şey! Selam vermemek, selama cevap alamamak benim en inatçı damarımı attırır. 
Diğer hatunlarla bir problemin yok, hepsi can, canan. 
Gelgelelim erkek milletine. 
Şimdi ben boşandıktan sonra, bir iki tanesinin eşi beni arayıp rahatsız etmişti. Bir tanesi, ki kız doğum'a girdiğinde ben hastanede bütün gece beklemiştim, beni boşanmamı takip eden bir-iki hafta sonra rüyasında gördüğünü benim rüyasında "kötü yola düştüğümü" söylemişti (tesadüf olamaz değil mi?). Hal böyle olunca ben kırılmış, kızmış ve iş arkadaşım olan eşi ile arama mesafe koymuştum. Tek niyetim evde tatsızlık çıkmamasıydı. Daha sonra da bu adam ve bir iki tanesini uygunsuz bir kaç davranışını duymuş; bu da benim için son damla olmuş ilişkimi profesyonel gereksinim haricinde iyice kesmiştim. Amaaa, bunlar satış ve pazarlama ekibi olarak alışmışlar müşterinin gönüllerini hoş tutarak iş yapmayı; kendi gönüllerini de hoş tutulmasını istiyorlar. Ben de yapmayınca, benden kötüsü yok!
Geçen gün bir konu ile ilgili şirket geneline bir mail yolladım, patron geldi bana "şimdi seni kaale almazlar; benim mailimden yollasaydık" dedi. Sinirlendim. Ne demek kaale almazlar ya! Meğerse haklıymış; gitmişler bir güzel neden göndermişim, ben kimmişim de yollamışım diye dedikodu yapmışlar. Hele bu eşi beni arayan kişi de çıbanın başı! Milleti gaza getirip, getirip kendi egosunu tatmin ediyor. Keyiflerini yapmıyorum diye eziyorlar, patron da ey kafanı önüne diyor resmen. Bu insanlarla benzer sıkıntıları paylaşan ve benimle merkezden çalışan erkek arkadaşa da kimse böyle davranmıyor, patron ondan ekstra toleranslı davranmasını beklemiyor. O kızsa da, ilişkisini kesse de kimse ona naz yapamıyor! Patronun dediğine göre ben ablaları gibiymişim, sonrada kendimi geri çekmişim şaşırmışlar. "Sen alıştırdın bunları iyiliğine" diyor! Nasıl ama? Valla ağızıma, aklıma yazacak çok şey geliyor da terbiyem müsait değil buraya yazmaya!
Cumartesi günü egoları şişkin bu insanlar şirket merkezini doluşuyor, konuşacağım. Artık tutamayacağım kendimi. Erkeklikse mesele erkek olsunlar, mert olsunlar. Adam gibi selam sabah versinler. Sonra da patron'a vereceğim ültimatom. Ya arkamda duracak, yada kovacak beni. Her halükarda durup bir şeylerin değişmesini beklemekten bıktım. Aman o incinmesin, bu kırılasın diye kendimi de paralayamam.
Şimdilik planım bu! Belki bu durumda, çocuğumu düşünüp, masrafı, geliri, gideri düşünüp susmam gerek ama bıktım artık! Onlar da zaten elim mahkum, bekar anneyim, tek başıma çocuk bakıyorum diye böyle davranıyorlar bana onu da bal gibi biliyorum ama artık yetti ofis politikaları bunların!

2 yorum:

  1. ahhhh ahhh

    tam bir toplantıdan çıkmış eve gelmiş ve batsın bu dünya modundayken ilaç gibi geldi bu yazı :) ben de 30 kadın ve 1 kadın müdürden oluşan bir kadroyla çalışıyorum..imdaaaat çığlıklarım birgün dışardan duyulacak diye korkuyorum...bu kadar mı cadı kazanı olur her bişey!! dediğiniz gibi tek başına bir anne olmasam çoktaaaaaaan evimin kadını çocuğumun anası olma moduna girerdim walla...bugün hiç bu üretken feminist söylemleri inandırıcı gel(e)miyor!! hadi uyuyalım uyanalım herşey yoluna girsin!!pffffffffffff

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Günaydın. Bugün daha güzel bir gün olsun!
      Çalışmaktan yılmayacağız güzelim. Tek başında olunca biraz daha zorlaşıyor maddi boyutunu düşünmek, risk almak. İnsan isyan edemiyor ama akıllı davranıp şartlarımızı düzeltelim. Mecburuz diye de ezdirmeyelim canım kendimizi. Haydiiiiiii...

      Sil