21 Kasım 2012 Çarşamba

Mektup

Sevgili Oğlum,
Yazı Yazan Kadın 1934 - Pablo Picasso
Lütfen evden çıkmadan evvel ışıkları söndür, muslukları kontrol et. Para ağaçlarda çıkmıyor ve daha da önemlisi doğa'ya çok zararlı. Sağlığına dikkat et. Bedenin Allahın sana hediyesi, onu öyle kullan. Güzel beslen, bol su iç. Yatağını her sabah yap, elini yüzünü yıka, dişlerini fırçala, tırnaklarını kes. Sana aldığım kolonyayı her duştan sonra anlattığım gibi kullan. İkide bir aynada yüzünü inceleyip sakalının, bıyığının çıkıp çıkmadığını kontrol etmek isteğini anlıyorum ama rica ederim bana her seferinde sorma. Sen her "anne bıyığım çıktı mı" diye sorduğuna ben mini kalp krizi geçiriyorum evladım. Birincisi evet bıyığın var ama bu genetik; nen teyzenin dediği gibi kara insanız biz çocuğum! Sen bana bugün "Anne tıraştan sonra yüze sürülen sıvı, yüzü yakar mı" diye sorduğunda çok korktum! Neden sordun acaba diye düşünürken çizgi filmindeki Binbaşı Monogram'ın losyon sürdükten sonra aaarrraaaggghhhh diye bağırdığını söyleyince rahat nefes aldım. Çok hızlı büyüyorsun sanki, aptalca bir çaba ile çocukluğuna tutunmaya çalışıyorum. Bu arada nasıl mı biliyordum sorunun cevabını? Biliyordum işte. Okuyorum oğlum. Anlamaya çalışıyorum neler yaşadığını, yaşayacağını. Neler yaptığını biliyorum ve biliyor olacağım beyefendi!!!
Geleceğin için maddi olarak da hazırlanmaya çalışıyorum manevi olarak da. 
Biliyorum bazen eve suratım düşük, aklım dağınık, sinirli ve dargın geliyorum ama inan senden dolayı değil. İnsan yetişkin olunca çocukluğundaki gibi aklındaki bir şeyi unutup hemen başka bir şeye kolay kolay odaklanamıyor. Takıyoruz işte. Seni örnek almaya çalışıyorum, senin neşeni heyecanını her an hissetmeye çalışıyorum. Korkularını dinliyorum ama bazen olmuyor. İşlerim stresli. Stres: hani vardır ya sende de, ödevin bitmeyince yaşadığın huzursuzluk vardır ya, ya da evde bir şey kırılınca korku kaplar ya içini; bazen ben o duyguları çok yoğun ve çok uzun süreler yaşıyorum. Sağlığım bozuluyor. Gözüm seğiriyor, sonra başım ağrımaya başlıyor, en son boynum ve kolum tutuluyor. Merak edecek bir şey yok ama işte düşün, bu kadar yoğun etkisi olan bu stres denilen şey beni bazen çok mutsuz ediyor. Korkuyorum işte sana yeterince iyi bir gelecek sunamayacağım diye ama stresi kullanmayı da biliyorum, yönlendirmeyi. Zor oluyor bazen ama negatif enerjiyi pozitife çevirmeyi bilmek gerek... Hani o kendini çok kötü hissettiğin gün vardır ya. Bazen içimizi huzursuz eden şey bir şeylerin yanlış gittiğini, değişiklik yapmamız gerektiğini öğretir bize! Hayır efendim! Testlerden bahsetmiyorum, onlar yapılacak!
Resim yapmayı bırakma. Müzeleri sevmeyi de. Ünlü ressamların resimlerinin gerçeklerini görme şansın olursa, asla kaçırma. Deneyler de yap. Hani dünyanın en kötü kokusunu yapmıştın ya geçen yaz; ne kadar keyif almıştın unutma. Sadece... buzluğa koymak istersen bir dahaki sefere, beni uyar. Kuşların peşinde koş, kurbağları yakala ama hayvanlara zarar verme. Bir de unutma, eve giren böcekleri evden çıkarma görevi senin!
Geleceğin için çok ümitliyim. Çünkü sana güveniyorum. Ben seni oğlum olduğun için bir seviyorsam, olduğun kişi için on seviyorum. Senin gibi iyi yürekli, akıllı ve esprili bir insanla henüz tanışmadım. Gerçekten de özel bir insansın ve çok şanslıyım ki Allah bana seni tanımayı nasip etti. İnşallah bu temiz yürekliliğin, zekân ve hayata komik bakışını asla kaybetmezsin. Kendime de güveniyorum çünkü şartlar ne olursa olsun senin için hep en iyisini yapacağım ve Allah da yardım edecek, biliyorum.
Çok çalış ama dinlenmeyi, hayatın tadını çıkarmayı unutma. Hani o dağ'ı tırmandığımız gün vardı ya... Hayatta basit olandan zevk al. Kafan karıştığında doğa'ya çık. Bol bol müzik dinle, kitap oku, film izle, belgesel de. Harita incele. Ufkunu genişletir.
Hata yapmaktan çekinme. Rezil olurum korkusu ile de kendini sınırlama. Kimseyi üzme kırma. Söyleyeceğin güzel birşey yoksa, sus daha iyi ama dürüst ol. İyi bir dost gerçekleri söyler unutma! Arkadaşlıklarına sahip çık.
Zor günlerimiz oldu. Belki yine olacak ama asla vazgeçmek yok!
Dua etmeyi asla unutma. Ananeni sık sık ara. Seni çok seven teyzeleri de sık sık ara, evet özellikle seni ıslak, ıslak öpen Nen teyzen! Büyüklerini ziyaret et! İnsanlara yardım et. Senin çöp saydıkların bu dünyada yaşayan bir çok talihsiz için ganimet olabilir. Bilinçli tüket.
Dünyaya gönül gözünden bakmayı unutma.
Yine yazarım ben, sen de yaz.
Seni çok seven,
Annen
Not: Bu arada ödevin çok diye ev işinde seni rahat bırakıyorum. Paçayı sıyırdın sanma!

10 yorum:

  1. Çok keyifli ve bir o kadar da manidar bir mektup, ne mutlu senin oğluna ama hem de ne mutlu sana ve çok şükür:)

    YanıtlaSil
  2. Benim gözlerim doldu okurken, ama çok beğendim. Yeniyim buralarda, merhaba! :)
    Sevgiyle,
    Derya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Derya bende senin yazılarını hoş buldum :)Takip edeceğim, çok güzel olmuş falname'n!
      Sevgiler ve bol şanslar,
      Mina

      Sil
    2. Teşekkür ederim Mina (:

      Sil
  3. Ben bu mektubu okur okur ağlarım ama....
    Çocukları büyütme tarzımız o kadar aynı ki!

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel. Ülkenin 2 ayrı ucunda birbirini hiç görmemiş çocuklar var, anneleri aynı şekil belki de arkadaş olacaklar ileride, bizi çekiştirecekler! Ne güzel olur :)

    YanıtlaSil
  5. Epeydir yoksun. Döndün mü?
    Umarım her şey yolundadır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geldim Semi'm. Sana yazdım yurtdışındayken ama hep geri döndü yazdıklarım.

      Sil
    2. Heyoooo, sevindim:)
      Yorumlarını gördüm biraz önce:)
      Hoş geldin!

      Sil