8 Kasım 2012 Perşembe

Genel Geçer Konular

Son zamanlar sık sık aklımda yazmak. Elime alıyorum bilgisayarı, "hadi yaz" diyorum kendime ama yazacak çok da bir şey gelmiyor aklıma. İşlerin yoğunluğunun da alakası var bu durumla. Tam sezon ve aynı zamanda yıl sonu, gelecek yılın planlaması, bütçe v.s. v.s. Spora başlayayım dedim, üyeliğimi güncelledim ama 4. sınıfa giden her devlet okulu öğrencisi gibi benim oğlum da okula öğlen başlıyor. İkimizin eve varışı neredeyse aynı saate denk geliyor ve bu yüzden onu evde, karanlıkta, tek başına bekletip kendim spora gitmek istemiyorum. İçime sinmiyor ama ben de yakında içime sığamayacağım o ayrı. Oğlumun ergenlik-öncesi semptomları da şu aralar kontrol altında. Bir tek benimle yeterince vakit geçiremediğini söylüyor. Vakit yok dediği de ödevler biter bitmez yatmak zorunda ve bu durumdan hiç mi hiç hoşlanmıyor yoksa babası artık onu almayı iyice kesti ve bu yüzden hafta sonları da bende (mesela geçen hafta sonu dağ tırmandık, ondan önce sinemaya gittik). Eskiden zorlardım alsın diye ama artık zorlamıyorum. Koca adama bu saatten sonra babalığı ben öğretecek değilim. Çok meşgul olduğunu söylüyor, almayayım günahını ama bence kimse oğlu ile haftada 1 gününü geçiremeyecek kadar yoğun değildir. Bırakın aynı şehiri, aynı mahalledeyiz üstelik (ve kuşların söylediği kadarıyla, gece gezmelerine filan gidecek zamanı ve parası da var). Ben de kışın yaklaşmave düzenimizin oturması ile çok ev kuşu oldum. Eskiden devamlı görüştüğüm biri varken çıkıyordum dışarı ama iyi ki devam etmedi o ilişki, hiç bana göre değilmiş. Evde olmanın verdiği huzur, keyif başka birşey de yok. Devamlı parti modu çok sahte bir hayat! Doğum gününü takip eden tek bir akşam gezmesi maceram haricinde aylardır çıkmıyorum ve bu durumdan çok memnunum. Hem param bana kalıyor hemde sokakta rezil olmuyorum (buna bir hayli meyilliyim - sık sık sokak kenarında oturup ağlıyorum, travmalarım geçmemiş demek ki). 1 tane kısa süreli bir ilişki dışında sözde "aşk" hayatımda da gelişme yok. Benim gibi bekar annelerin zaten kendisine uygun birileri ile tanışma şansı da çok az. Ne kadar iyi bir insan olursa olsun, insanın karşısındaki baba olmamış ise çocuklu hayatı hiç mi hiç anlamıyor. Hızlı bir romantik süreç yaşıyor, karşısındakiyle bir nevi anne-oğul güveni ile olgun kadın çekiciliği kapsamında ilişki yaşıyor kendince ama iş ciddiye binince; "hayır gelemem çünkü oğlumun yarın okulu var" veya "şehir dışına gidemem oğlumu bırakacak yerim yok" hatta en bombası "tabii ki de bizde kalamazsın, oğlumun da evi o - olmaz!" noktasına gelince, erkek milleti sessizce uzaklaşıyor. Bir de ukala tipler var. En son bir tane esnaf/manken-model bir çocuk takıldı bana. İş sebebiyle tanıştık, telefonum o sebepten vardı. Bin ısrar etti. Neymiş efendim; ben çok mutsuz görünüyormuşum da bana arkadaşlık edip beni neşelendirmek istermiş. Hayatımın en mutlu günlerimi yaşadığım gerçeği bir kenara nereden bu özgüveni buluyor anlamıyorum. Bana modellik yaptığını söyledi. Sanırım görüştüğü bir çok kız gibi dizlerimi titretmeyi bekliyordu. Allahı var, güzel çocuk da...ben uzaktan geri zekalıya mı benziyorum abi??? Bir türlü buluşmadık. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine ("buluş, bu iş olmaz de yoksa adam başına bela olur" dedi) kahve içmeye tamam dedim ama denk gelmedi. Geçenlerde iş için aradı yine buluşmayı teklif etti; yoğun olduğumu, müsait olmadığımı açıkladım bana "ben biliyorum kocandan neden boşandığını, adama da böyle davrandıysan kaçmakta haklı" dedi geri zekalı herif. Hayır, terslemeyince, kibarlık yapınca anlamıyor öküzler...iyilikten anlamıyorlar! Telefonu kapattım, bir daha da cevap vermeyeceğim ama bu nasıl bir düşünce biçimi. Birincisi, sen kimsin kardeşim. İkincisi, sen bir kahve içimlik buluşmayı nasıl bir evliliğe benzetirsin. Üçüncü ve en önemlisi, dünyanın tek kralı sen misin...ya git allah aşkına modelliğinle mankenliğinle her neyse mutlu ol! En sonuncusu da yakın bir arkadaşımın bana ayarladım dediği ama henüz gerçekleşmeyen "tam sana göre, çok güler yüzlü biri" dediği boşanmış baba buluşması. Bilemiyorum, eğer canım pijamalarımı terk edip, saçımı taramak ve ruj sürmek isterse giderim. Bakalım baba olunca adamdaki öküzlük kat sayısında artma veya azalma oluyor mu!
Şimdilik böyle iyiyim. Sonsuza kadar böyle mutlu olur muyum bilmiyorum, aile olmayı çok seviyorum çünkü ama şimdilik pijama, film, kitap, arkadaşlarımla akşam yemekleri, komşularımın gece gece bana gelip pasta getirmeleri, mangal partileri ve en önemlisi çocuklarımla (oğlum ve kankası) çok mutluyum. Buna uymak isteyen olursa, her seferinde saçımı tarayıp ruj sürmemi beklemezse, yol ortasında ağlamamı aldırış etmezse süper olur. Olmazsa da olur!
Bu da konuyla alakalı...çok severim bu şarkıyı (ne yapayım canım...ruhum romantik):



4 yorum:

  1. Seninle aynı konumda olmadığımdan çok iyi anlıyorum falan diyemem. Tahmin edebiliyorum sadece, anne olmanın getirdiği duyguyla hareket etmek çok normal ve dediğin gibi bunu da çocuksuz birinin anlaması imkansız. Hele bir de bunun üzerine bazı öküz ve çıkarcı erkekleri düşünürsen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      İnşallah hiç de anlamak zorunda kalmazsın zaten.

      Sil
    2. Umarım:)
      Çevremde çok örnek var haliyle. Boşanıp çocuğu için hayatına yön verenler olduğu kadar, babasına çocuğu bırakıp sevgili yapıp gezenler de var. Uzaktan bakıp değerlendirmek yanlış tabii, herkesin aile içi yaşadıkları farklı. Kişisel istekler pek tabii ki olabilir ama bana kalsa çocuk ön planda olmalı diye düşünüyorum. Nereden bakılırsa bakılsın zor bir durum.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil