3 Ekim 2012 Çarşamba

"Ben, Ben, Ben": Kişilik Bozukluğu İle Evli Olmak

Dün gece saat 24'e 10 kala eski koca aradı ve benden çok çok alakasız bir şey istedi. Evime gelip alacaktı. Birisine lazım olmuş, kendisine de değil. Oğlunu almaya gelmeyen, sadece ben götürdüğümde görmek için çaba gösteren bu adam birileri hasta oldu, onlara kendini iyi gösterecek diye benden kalkıp gecenin bir vaktinde ona baharat vermemi istedi. Bu olay beni şimdi anlatacaklarımı yazmaya sebep oldu.
Önemli not:- Ben psikolog değilim, eski kocanın da kişilik bozukluğuna sahip olduğuna dair bir raporu yok ama psikologun bana söylediği ve yaşadıklarımızdan çıkan sonuçlara göre belirlenen bir teşhistir. Bu yazacaklarımın tamamı kişisel deneyimlerimdir.
Vikipedi kişilik bozukluğunu aşağıdaki gibi tanımlar:

Kişilik bozuklukları uzun dönemli, şiddetli ve dirençli düşünce ve davranış kalıplarıyla karakterize olmuş zihinsel bozukluklar sınıfıdır. Kişilik bozukluklarının tanımlanması ve kategorize edilmesi zordur. Kökeni kalıtsal veya çevresel olabileceği gibi, hem kalıtsal hem de çevresel olabilir. Kişisel bozuklukların tanımında kişinin içinde bulunduğu kültürel ve sosyal ortam çok önemlidir. Bir durumun kişilik bozukluğu olarak teşhis edilmesi için kişisel ve/veya sosyal yaşamında önemli oranda sıkıntı ve bozukluğa yol açacak bir davranış düzeni bulunmalıdır.
Kişilik problemleri çok çeşitlidir. Ancak hepsinin sergilediği ortak yan, dış dünyanın taleplerini ve sınırlamalarını kabul etme yeteneğinin noksanlığıdır. Bu bozukluklar kişinin davranışlarını, ailesiyle veya işteki ve eğlencedeki insanlarla ilişkilerini etkiler.
Bir kimseye kişilik bozukluğu teşhisi konulmadan önce, doktorların kişilik bozukluğu değişiklikleri araştırmaları ve bulunmadığını belirlemeleri gerekir. Ekseriyetle kişilik bozukluğu olanların çocukluk döneminde duygusal problemleri olmuştur.
Kişilik bozukluğu bulunanlardan ancak beşte biri psikiyatrik destek ve tedavi istemektedir. Çoğu, evlilikte, düzgün bir iş hayatı yürütmekte ve arkadaşlıklarında, uzun zaman devam eden zorluklar yaşar.

Kişilik bozukluğu olan insanlarla ilişki kuran ve zamanla yanlış giden şeylerin fakına varan ben gibi kadınlar, aslında en başından ilişkinin tohumları atılırken bazı “kırmızı (uyarı) bayrakları” gördüklerini fakat kendi karakterlerindeki bazı durumlardan (bağımlı kişi - ben kendime direkt geri zekalı diyorum) dolayı, bu uyarıları dikkate almadıklarını fark ederler.
Benim uyarıları bayrağımın ilki, en başına, tanışma anımıza dayanır. Eski koca, cüzdanını kaybetmişti. Kendisini ortak bir arkadaş yolu ile tanıyordum ve arkadaşımın ricası üzerine kendisine borç para vermiştim. O vakitler üniversitedeydik ve arkadaş grubumdaki birçok kişi okulu bitirip bir an önce hayatının bir sonraki adımına hazırlanmaya çalışırken, eski koca (kendisine bundan sonra EK diye hitap edeceğim) derslerinden kalıyor, sabah okul’a gelemiyor, ödevlerini zamanında teslim etmiyordu. Bir an önce evlenelim diyordu ama bir yandan da hiç gelecek ile ilgili net bir planı yoktu. Hep olmayacak hayalleri vardı. Anlatıldığında çok mantıklı olan ama gerçekleşmesi için ortada somut bir sebep olmayan hayalleri vardı. Dünyanın parasını kazanacaktı, az çalışıp çok para kazanacaktı. Boy boy çocuklarımız, dönüm dönüm arazilerimiz, sıra sıra evlerimiz olacaktı. Ben ise sadece bu adamın heyecanına kapılıyor ve hikayelerindeki, eş, anne, sevgili imgemi istiyor bunun anlattığı çalışkan koca, eş ve sevgili imgesine aşıktım.
İlk hamileliğinde bebeği istemedi, ikincisinde de. Üçüncüsünde, oğluma hamile kaldığımda, artık baba olmaya hazır olduğunu söyledi. Benim sağlığım veya var olan çocuk değildi ki önemli olan. ONUN baba olmaya hazır olup olmadığıydı ki önemli olan. Ben de salağım ya, babamla annemin ilişkisini istemediğim için kendi evliliğimde; kocam ne dese he der geçiyordum, ona karşı çıkamıyordum. çıktığımda aptal olduğumu, neyin ne olduğunu bilmediğimi söylerdi. İnancımın aptallık olduğuna inandırırdı beni. Gerçekten aptaldım, gerçekten!
Önce ailemden uzaklaştırdı beni. Ben zaten kandırılmaya hazırdım, baskıdan bıkmıştım. Evdeki kavga gürültü, dayak, sorun artık bana yetmişti. Bu durum işine geldi. Tüm ailem o oldu. Ondan başka düşünecek bir tek işim kalmıştı artık. Kendisi çalışmadığı için, işim bize lazımdı. Hep bir borç vardı, hep bir maddi kaygı. Geçinemiyorduk. Markete gidip, alışveriş yapıp, kredi kartının ödeme yapmadığı için utana sıkıla her şeyi kasada bırakıp çıktığımız çok gün hatırlıyorum. Ben alışverişi sevmediğim için çok sorun değildi ama o severdi. Her şeyin en pahalısı, en kalitelisini isterdi. Bende sevgimden dolayı hep mutlu olsun, yüzü gülsün isterdim. Daha ucuz bir ayakkabı, daha uygun fiyatlı bir tuvalet kağıdı alamazdım eve. Hep daha iyisini hak ettiğimizi söyler ama bunu maddi üstünlüğü karşılayacak bir işe de girmezdi.
Çok kültürlüydü, gerçekten zekiydi. Dünya aptaldı, tek o akıllı. Bende aptaldım. Saatlerce savunurdum fikirlerimi, sonra vazgeçerdim. Bırakırdım. En güzel yemeği o yapar, en güzel yazıyı o yazardı. Yıllardır yazar olmak isteyen ben, ona yazdığı bir şiir ile dalga geçtiği için yazmayı bıraktım.
Çalışamazdı bir yerde uzun süre. Birilerinin, bir müdürün, bir patronun ona ne yapması gerektiğini söylemekten hoşlanmazdı. Hep kendi işini isterdi, ben de çalıştığım için ona bu konuda destek olurdum. Neyse ki hiç böyle bir şey yapmadı. Kendi işini açsaydı kim bilir ne felaketler yaşardık. 13 yılda 5-10 farklı iş yerine girmiş çıkmıştır, en uzun çalışması da aynı iş yerinde 1 yıldır.
En son yaşadığımız şehir, çalıştığım işi de eleştirmeye başladıktan sonra taşındık. Zaten hep mutsuzdu, onu bildim bileli uyku ile sorunu vardı. Bütün gece oturur oyun oynar, bütün gün uyurdu.
Beni hep eleştirirdi. Saçım, kilom, kıyafetim, yaptığım iş hep bir sorundu. Ben hiç yeterli değildim onun için. İş yerimdeki önemli, kilometre taşı başarılarımın arkasında hep kendisini koyardı. Fikir hep onun fikriydi, hatta o yapmıştı projeyi. İş arkadaşlarımla evde çalıştığım günlerde, konuya girer sanki kendisi konu ile ilgili aşırı deneyimliymiş gibi saatlerce neyi nasıl yapmamız gerektiğini anlatırdı. Kimsenin onu anlamadığını, patronların aptal olduklarını, ona bir kalsa ah o bir patron olsa, o nasıl mükemmel bir şirket olurdu!
Bana hep hoşuma gitmeyen biçimlerde dokunurdu. Hassas bir insandım hep. Çocukken toka bile taktırmazdım kafama, cildim acırdı. Bunu bilirdi ama canımı acıtırdı, bilirdi canımı acıttığının farkında olurdu. Hassas olduğumu bilirdi. Kızdırır ondan sonra kendisinin beni kızdırmadığımı savunurdu. Üzerdi beni. Bilirdi üzdüğünü; insan bilmez mi kaç yıl bir arada yaşadığı insanı. Ona göre hep sorun bendeydi, ben de inanırdım. Kendime mektuplar yazardım: kocama karşı daha hassas, daha nazik olacağıma söz veriyordum kendime.
Kız arkadaşlarımın ona aşık olduğunu anlatırdı bana. Herkes ona aşıktı. Bende inanır, arkadaşlarıma kırılırdım. Çok yakışıklı bulurdu kendini, ben ise onu dışarıda gösterebileceği kadar güzeldim. Yeterdi ona bu. Fazla sosyalleşmezdik zaten. En yakın erkek arkadaşlarına da beni, onların sahip olmadığı oyuncak gibi gösterirdi.
Hep haksızlığa uğradığını söylerdi. Annesi, babası, öğretmenleri, işverenleri tarafından hep bunun hakkı yenmiş olurdu. Kolay yalan söylerdi, insanlar ile ilişkileri bana hep sahte gelirdi, bence yakın arkadaşı yoktu. Şimdi anlıyorum ki hep bir çıkar üzerinde kurardı ilişkilerini. Eğer kişi bunun istediği formda ise, sorun yoktu ama eğer birisi bunun duymak istemediği bir şey söylerse, hemen bir sorun bulur; ilişkisini keserdi.
Ben ağladığımda, “acı çekiyorum, ne olur dur, yeter artık” diye haykırdığımda donuk gözlerle bana bakardı. Anlamazdı neyi neden hissettiğimi. Ona göre her şey normaldi, o acı çekmediği sürece sorun yoktu. Benim hastalıklarımın, sıkıntılarımın onu için dert olduğu tek zaman ONU etkilediği zamanlardı. Boş, bomboştu bakışları. Korkardım. Tepki vermesini isterdim. Donardı bakışları üzerimde. Ben bir tepki için çırpındıkça o daha çok donardı!
Çocuğu ile ilişkisi de normal değildi. Çocuğu onun için gurur duyabileceği, onun kendine pay çıkarabileceği sürece mükemmeldi ilişkileri ama kendisi büyüyen çocuğun ihtiyaç ve isteklerine karşılık vermeyi kestiği zaman ve çocuğun da buna bağlı olarak bundan uzaklaşmaya başladığında, onun ile ilişkisini de zedelemeye oğlunun onu sevmediğine inandırdı kendine. Çocuğu ile ilgili hep bir hayali oldu, bir sürü söz verdi ama asla yerine gelmedi bu sözler de hayaller de. Oğlum mükemmel evlatken sorun yoktu, ama her çocuğun yaptığı gibi istemediği durumlar karşısında tepki gösterdiğinde EK çocuğu tutar omuzlarından sarsardı, kaldırıp fırlatırdı çocuğu. Kızgın bir ebeveynden çok, delirmiş bir adam sureti beliriverirdi karşımıza, sinirli bir insan olduğu için değil (aksine, soğukkanlı bir sükunete sahipti) sadece “oğlum hangi hakla mükemmel davranmaz” bakış açısına sahipti. Bir gün eve gelen misafire "Bak, çocuğu oratada görüyormusun? Görmezsin. Çocuk odasında sessiz sakin oynar, kendi kendine oyalanır bizim evde" demişti de adam daha sonra kendini tutamamış bana bunun normal bir durum olmadığını söylemişti.

Narsist kişilik bozukluğu olan kişi: 
  • Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır (örn. başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler)
  • Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar 
  • “Özel” ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin (ya da kurumların) kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır 
  • Çok beğenilmek ister 
  • Hak kazandığı duygusu vardır: kendisinin özellikle kayırılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı  beklentileri ya da bu beklentilerine göre uyum gösterme 
  • Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır: kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanır 
  • Empati yapamaz: başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdir 
  • Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır 
  • Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler  
(Kaynak: http://psikoloji-psikiyatri.com/narsisistik_kisilik_bozuklugu.html)

Ne yazık ki bağımlılıkları da vardı ama öncelikle kendine bağımlıydı her narsist gibi ve yıllar geçtikçe halleri hal değildi. Bir baktım ki sınırda kişilik bozukluğu diye bir şey var:-
  • Gerçek ya da hayali bir terk edilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar gösterme.
  • Gözünde aşırı büyütme (göklere çıkarma) ve yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkilerin olması
  • Kimlik karmaşası: Belirgin olarak ve sürekli bir biçimde tutarsız benlik algısı ya da kendilik duyumu
  • Kendine zarar verme olasılığı yüksek en az iki alanda dürtüsellik (örn. para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, pervasızca araba kullanma, tıkanırcasına yemek yeme).
  • Yineleyen intiharla ilgili davranışlar, girişimler, göz korkutmalar ya da kendine kıyım davranışı
  • Duygulanımda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı affektif instabilite (örn. yoğun episodik disfori, irritabilite ya da genellikle birkaç saat süren, nadiren birkaç günden daha uzun süren anksiyete)
  • Kendini sürekli boşlukta hissetme
  • Uygunsuz, yoğun öfke ya da öfkesini kontrol altında tutamama (örn. sık sık hiddetlenme, geçmek bilmeyen öfke, sık sık kavgalara karışma)
  • Stresle ilişkili gelip geçici paranoid düşünce ya da ağır dissosiatif semptomlar
(Kaynak: http://www.terapistim.com/kitap/DSM-IVdeBorderline%28Snrda%29KiilikBozukluu.html)

Hata üstüne hata yapardı, beni uzaklaştırırdı yanından sonra onu terk edeceğimden korkup üzerime daha çok düşerdi ama diğer yandan hep beni bırakıp gideceğini ima ederdi (bu da benim hassas noktamdır, bunu bilirdi). Hatta kavga ettiğimiz bazı gecelerde çıkıp gitmiştir evden, benim yalvarmama rağmen yürümüş gitmiştir!
Hep mutsuzdu, hareketsizdi. Depresyonda olduğunu kabul etmez, doktora gitmez, en basit baş ağırısı için bile ilaç kullanmazdı. Deli gibi araba kullanırdı, korkuyorum dememe rağmen durmazdı. Bir kere köpeğimizin bir yaptığına çok çok sinirlenmiş koca hayvanı odanın bir ucundan, diğer uca fırlatmıştı. İnsanlara karşı hep kızgındı. Hep tartışırdı, ailesinden kopmuştu (ta ki biz boşanıp da tek başına kalıncaya kadar), dostu yoktu. Kimseye güvenemeyeceğini söyler dururdu.
Benim onu aldattığımı düşünür, evin içinde bile beni izlerdi. Tuvalette uzun kaldığımda, ne yaptığımı sorar beni kapının önünde beklerdi.
Evin hiçbir işini yapmazdı, düzeni seviyor olduğumu bilmeme rağmen evi benim için toplamazdı. Canı istediğinde iş yapardı. Ben bütün gün çalışıp eve yorgun argın gelip, bunu uyur bulduğumda niye kızıp üzülüyorum anlamazdı. Defalarca yardım istememe rağmen yardım etmezdi.
Bir kere psikologa gitti benimle. Başımıza gelen her şeyden ailesini ve beni sorumlu tuttu, beni aldatmış olmaktan bahsetmedi ve 1 saatin sonunda doktorun işe yaramaz biri olduğunu, onun yardıma ihtiyacı olmadığını hatta ve hatta doktorluğun bir işe yaramadığını söyledi çıktık muayenehaneden. Bu onu kurtarmak için son denemem oldu. 
********
Bu konuda yazacak, çizecek çok şey var, istediğim gibi toparlayamadım bile. Belki yine yazarım ama en önemli nokta şu: ben bunları yaşarken, olayların hep benden dolayı geliştiğine inandım, inandırıldım. Halbuki bu tip şeyler çok yaygın. Keşke benzer hikayeleri yaşayan kadınların elini tutup “senin bir suçun yok, sadece bağımlısın, kişiliğinde bu var. Belki adama duyduğun sevgi, belki aptalca bir inat. Her ne ise, senin bu yaşadığın normal değil. Bak gerçeği gör, kendini iyileştir, kendini kurtar” diyebilsem çünkü inanın bu durum çok, çok zor. Sadece psikolojik değil, fiziksel, sözel ve duygusal şiddeti insanın ömründen ömür götürüyor, geleceğine dair umudunu söndürüyor ve en kötüsü bu sahnedeki çocukların geleceğini yok ediyor. Bittikten sonra da iyileşmek zaman alıyor. Ben bile hala iyileşemedim. Beni yıllar sonra gören insanlar, yüzümde devamlı korku dolu bir ifade olduğunu söyler. Doğrudur, hala korkuyorum – özellikle aynı hataları tekrarlamaktan, dersimi alamamış olmaktan ve en kötüsü şaşırıp oğlumu yine böyle bir hayata maruz bırakacağımdan…

32 yorum:

  1. aynı şeyleri yaşadım. sizin kadar. tam 13 sene. farkı onun çok iyi bir işi vardı ama onu taşıyamadığımı farkedip kendimi çekince 13 senelik rüya gibi birliktelik bozuldu.
    geçti bitti artık.
    hiç üzülmeyin.
    gelecek parlak ve güneşli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmiş olsun. Çocuğunuz var mı?
      Ben çok ümitliyim :) çok mutluyum. İnşallah benim gibi insanlara yardım edebilirim :)

      Sil
    2. Sevgili Mina
      Kişilik bozuklukları hakkında yazılar okurken size rastladım. Sorun benim kardeşimde. Nasıl yardımcı olabilirim bilemiyorum.

      Kardeşim 38 yaşında erkek. Boşanmış problemli hep kavgalar yaşanan üvey annenin olduğu bir evde büyüdük. Ben hep sessizdim kardeşim hep sorun çıkarandı. Okula gitmek istemiyordu.Öğretmeni sürekli şikayet ederdi. Küçük hırsızlıkları olurdu. Hayvanlara taciz ve şiddet uygulardı. Babannem onu doktora götürmüş bu konularla ilgili sadece zekası iyi demiş yollamışlar. Belkide bazı şeyleri anlatmamış olabilir babannem. Neyse binbir zorlukla ve sıkıntıyla büyüdük. Okumadı, işlere girdi çıktı bir yerde sebat edemedi. Baban yanında istemedi yan evdeki babannemle oturmaya başladı. Babannem bize hiç kıyamaz. Ne kadar ondan çeksede hiç laf söyletmez. Eve beş kuruş yardım yapmaz odasını toplamazdı. Ne kadar nasihat etsem de anlamazdı bazen kendisini toparlaması için üzerine bile yürüdüm. İçer gelir sarhoş babanneme bile laf söylerdi Sonra evlenmek istediğini söyledi. Bizde evlenirse toparlayacak zannettik. Bir kızla nişanladık ayrıldı. 2007 yılında bir kızla evlendi. Ona ve ailesine nasıl iyi davranıyordu bilemezsin. Onlarda kardeşimi çok seviyorlardı. Bizim içimiz rahatladı. Evlenince babannemin yanında oturdular çünkü kiraya paraları yetmiyordu. Evlendikten bir hafta sonra herşey eskiye döndü. Evi otel olarak kullanıyordu. Eşi ile küs gibi oturuyorlardı. Eşini çirkin ve salak bulduğunu söylerdi. Onunla evlendirdiğimiz için bizi suçladı. Allah var kız çok iyi bir kızdı. Kızın ailesi kardeşimi sevdiği için babannemi ara bozmakla suçladı. Kız herşeyi toplayıp kurtuldu. Kardeşim sanki boşanan o değilmiş gibi çok rahattı. Hakarete uğrayan sıkıntıyı çeken biz olduk. Eski günlere geri döndük. Hep işinde en iyi olduğunu söyler en pahalı telefonları alır bize gösterir benim kızlarıda haşince sever. Pervasız araba kullanır. Yemeğin en iyisini yer başkasını hiç düşünmez. Misafir gelir odadan çıkmaz. Fakat konuşuncada mangalda kömür bırakmaz. Bin yalan söyler Zannedersin ki gerçek. Neyse 2013 yılında bir kız bulduğunu çok zengin olduğunu söyledi hadi isteyelim dedi. Ona güvenmediğimizden hiç birimiz kız istemeye gitmedik. Başka birinin daha canı yansın istemiyorduk. Zorla babannemi ve halamı alıp şehir dışındaki o kıza götürdü. Onlarıda nasıl kandırdıysa ailenin bir numaralı adamı olmuş çıkmış. Nişanını kınasını yaptı gitmedim. Gelmiyorum diye küstü. Babannemim zoruyla yaptığı düğüne gittim. Baktım kız hiç dengi değil. Kız mutahasıp abdestli Kuran lı aile içinde konuştuk bunun sürmeyeceğini fakat bizim ki onunla evleneceğini ona mani olmamamızı istedi. Olacakları biliyoruz düğününe ben babannem eşim kızım gitti. Bizde 4 kişiden başka kimse yoktu. Sanki yabancının düğünü olur gibi katıldık şehre geri döndük. Evlilikleri çok iyi gidiyordu. Evi döşediler. Yemekler verdiler. 10 ay sonra kızları doğdu. İlk 2 ay çocuğu kucağından indirmiyordu. Bu arada takılan altınlar ve paralar bitince olanlar olmaya başladı. Gelini ailesinin yanına uzun süreli göndermeye başladı. Kızın eve gelmesini hiç istemiyor. Altınlarını bir bir sattırmış. Eve içki getirip balık ilacı diyor. Koluna kocaman bir dövme yaptırdı. Çocuğun yüzüne bile bakmıyor. Aldıkları koltukların parasını ödemediği için mobilyacı arıyor. Eve sabaha karşı geliyor. Karısına senden soğudum git benim gözüme görünme demiş. Evde ne yemek yiyor ne konuşuyormuş. Telefonla ulaşıyorum böyle olmaz diyorum benimlede ilişkisini kestiğini söylüyor. Geline mi üzüleyim çocuğa mı üzüleyim bilemiyorum. Kendi sorunlarımı bir köşeye attım onlara nasıl yardım ederim onu araştırıyorum. Fakat Allahın bildiği sizden saklamayacağım birşey var. Kardeşim vefat etse arkasından üzülecek bir Allah ın kulu yok. Çünkü sadece kendi menfaatlerini düşünüyor. Sevgili Allah ım bize ve bizim gibilere yardımcı olsun inşallah.
      Sevgilerimle
      ggsm

      Sil
  2. oğlum var. sizin gibi :)
    yeni ayrıldım. ama yedi aydır mücadele içerisindeydim. mühendisim ya sorunu illaha çözeceğim :)mücadele ettim yani. kendim için. mesleki deformasyon sanırım :)

    paylaşarak çoğalır ümit ve sevinç diye düşünüyorum.
    hüzün ve acı lütfen artık çapsızların olsun:)
    severek takip ediyorum sizi.
    sevgiler
    bekarsultan.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayan S..
      bekarveanne'yi birkızbiroğlanın facedeki notu üzerinden farkedip takip etmeye başladım..
      Yazdıklarınıza benzer şeyleri yaşayanlardanım ve kişilik bozukluğu ile birlikteliğimi bitirmeye çalışıyorum ama bitiremiyorum.. 2 çocuk var elde.. ikinci kızım henüz 37 günlük... birincisi 38 aylık..
      işim ve destek olan bir ailem var.. ayrıca eşim yabancı.. ben terapi sürecinde son denemelerdeyim.. dünyada bu hislerde olan tek insan olduğumu sanıyordum ve iki gündür boşanan kadınlar üzerine aramalar yapıyorum.. nihayet boğulmuşluk hislerimde bana destek olabilecek ve paylaşabilecek insanlar buldum..
      Güneş, hayat, gelecek gülsün artık yüzümüze diyorum..
      Mina'yı ekledim.. sizi ekleyemedim.. anonim bi blog halinde ben de en karanlık anlarımda yazıyorum bişiler sizinkiler kadar aydınlatıcı olmasa da, benimkiler daha çok depresif duyguların işlendiği şeyler..
      ekleyin beni lütfen... iyi geldi sesinizi nefesinizi duymak..
      gelgitlervesonrasındakihayat.blogspot.com

      Sevgiler............

      Sil
    2. Naber Cat :)
      Ya ne tatlıdır onlar şimdi değilmi :) yoruluyorsundur ama, zor iki bebekle uğraşmak başlı başına bir de sorunlu eş daha da zor ama yapılamayacak birşey değil. En zor zamanında, en kararsız kaldığında hep şunu düşün: Allah korusun senin bulunduğun durumda kızların olsaydı, onlara ne tavsiye verirdein, ne yaptıklarını görmek isterdin?
      Ben hep burdayım, istediğin zaman yaz, mail at. Kesinlikle yalnız değilsin bundan emin ol. Ben de seni takip edeceğim hem, oradan da bulaşırım sana :)
      Herşey düzelecek, sabırlı ol, oku, öğren. Vakti gelince sende yepyeni bir hayat kuracaksın kızlarla.
      Sevgiler,
      Mina

      Sil
  3. Hoşgeldin S :)
    Öncelikle geçmiş olsun ve iyi olmanıza çok sevindim. Oğlun kaç yaşında?
    Çok teşekkür ederim. Bende senin yazılarını hemen okudum, sana buradan cevap yazmak zaman aldı ama, kusuruma bakma. Bende seni severek takip ediyor olacağım. Çok mutlu oldum yazıyor olmana.
    Sana ve oğluna yeni hayatında bol şanslar diliyorum. Allah yardımcınız olsun :)
    Sevgiler.
    Mina

    YanıtlaSil
  4. Bu sabah bu blogun linkini bana gönderip "sadece oku" diyen arkadaşıma mı, şu saate kadar soluksuz okuyan kendime mi, özellikle EK'nın karakterini yazdığınız yazıda okuduğum hemen her cümleye mi şaşırayım bilemedim :)

    15 ve 8 yaşında 2 çocuk, Aralık 20 de resmen biten ama halen tebligatı bile teslim edilememiş bir boşanma, 4 senelik bekar annelik, kızımın bakımı konusunda "kendince" destek olan ama bir yabancı kadar bile beni anlamayan bir aile, uzak kalmayı temizlik sayan bir kız kardeş, vs vs vs....
    Velhasılı kelam, zor ama MUTLUYUM :)
    Boşandığınızı öğrendiği anda insanların suratında beliren "aaa üzüldüm" ifadesine inat "üzülecek bir evlilik bitirmedim ben yahu, aksine benim için sevinmelisin" açıklaması yapma zorunluluğundan en az benim kadar muzdarip biri olduğunuzu da anlamak... sevindirdi ne yalan söyleyeyim :)

    YanıtlaSil
  5. Okuduğun için çok teşekkür ederim. Mutlu olduğun için, sonunda bittiği için daha çok sevindim. Evet, kimse boşanmak için evlenmez ve kesinlikle aile bütünlüğü olmalıdır olabiliyorsa ama malesef hayat hep öyle değil! Mutsuz bir yaşam, işkence gibi geçen günler, gözyaşı, duygusal ve fiziksel tacize karşılık; gerçekte asla olamayacak bir hayatı, bir hayali kurup yaşamaya değmez. Yaşamayan da ne kadar zor olduğunu anca tahmin edebilir, tam olarak anlayamaz. Anlatmamız da şart değil o "üzülenlere" :))
    Bizim gibi ne EK'lerle yaşayan ne çok insanlar var. Başına gelenlere anlam veremeyen çok kadın var. Keşke hepsine yardımcı olabilsem. "Zor ama imkansız değil" diyebilsek.
    Burayı okumuş olman beni inan çok sevindirdi. Çocuklara ve sana sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılanları o kadar iyi anlayabiliyorum ki....Ben de kurtuldugum için çok mutluyum ve huzurluyum.

      Sil
  6. 3 yıllık evliyim kocamı çok hümanist inançlı zeki iyi ahlaklı biri olarak tanıdım. evlenmemiz çok sorunlu oldu. ailesi istemedi. kısa süre sonra babası kanser oldu ven hamileydim. kocam aynı zamanda doktor ve tusa hazırlanıyordu.bir sürü hayalimiz vardı.hastalık süreci sınav sitresi doğacak coçuğumun ismi hep sorun oldu. ailesinin istekleri beni rahatsız etti. hep onların etkilemesi ile evde konuşmalar yapar benden karşılık alamayınca terör estirirdi. bir ton borç vardı.2. yıl borcları ödedik istediği puanı alamadığı için tekrar tekrar sınava girdi. olmadı bir türlü bu arada her tartışmamızda boşanma tehtidi vardı..işten geç çıkmam onu bekletmem yüzünden tartışıyor sonunda sinir krizleri geçirtiyordu. hamileliğimde kötü geçti abimin tavsiye ettiği doktora gitmem ve para vermem abimin çocuk için getirdiği eşyalar hep sıkıntı kaynağı oldu. evet kocamda da her şeyi ben bilirim olayı var ve geri kalan aptal ailesinin baskısından kurtulmaya çalışıp bir yandanda aldığı kararları babasına onaylatmaya çalışıyor onların suratlarının asıklığına takıyor ve hep üzüntü duyuyordu. ben hatalarımı kabul eden insanım der yapacağını yapar söyleyeceğini söyler sonra özür dilerdi. hep affettim şimdi işimi bırakmamı istiyor ona güvenemiyorum ki nasıl bırakayım. bir şeyi yap der sonra vaz geçer beni zor durumda bırakırdı her zaman böyle oldu. kendi evime onun izni olmadan bir çivi çakamıyorum kadın kadın gibi olmalı erkek erkek gibi ne demek se o insan gibi olmanın dışında bir şey kendi maaşımı kendi insiyatifimle harcayamıyorum bile her şeyden hesap vermek zorundayım nymiş iktisat öyle lüks bir harcamamda olmamıştır hiç son durum ne mi işi gücü bıraktı tusa girecek stres hat safada bu arada aileme para yardımı yaptım diye kıyamet koptu benden iğreniyormuş benden soğumuş ben onun yanında olamamışım hiç onu anlamamışım onu gaza getirip yaparsın sen diye ona güç vermemişim onun iradesini çiğnemişim ona oyun oynamışım dolandırmışım onu bütçemizi sıkıntıya düşürmüşüm falan filan boşanacakmışız ben de kocamda kişilik bozukluğu olduğunu düşünüyorum kızım 2 yaşında ve babasını çok seviyor çok sıkıntıdayım kocamın ailesi benim yanımda olduğunu söylüyor onrın yanındayım şimdi..güçlü ol bu günler geçecek diyorlar çok ağır hakaretlere maruz kaldım üzerime yürüdü korkuyorum ondan ne yapacağımı bilemiyorum. terapiste gitmeyi istemiyor ne önerirsiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Yazınızı 2 defa okudum. Keşke elimdi imkan olsa, o öngörü veya en azından o eğitim olsa da ne yapacağınızı ben söylesem ama malesef ne yapacağınızı ben söyleyemem sadece yardımcı olabilirim: kendi kendinize cevap bulmanıza yardımcı.
      Eşinizin sıkıntıları ve size karşı baskıcı bir tutumu olduğu aşikar. Muhtemelen ailesinin soğuk ve kontrolcü yapısından kaynaklanıyor. Ne yazık ki bu durumu düzeltecek tek kişi kendisi. Sizin kendinize herşeyden önce sormanız gereken, "ben bu davranışları hakediyormuyum?" Bakın - mutlu ve sağlıklı ilişkide korku, süphe, endişe olmaz. Sizin yaşadığınız duygusal, ekonomik şiddettir bence buna ek olarak ayrıca fiziksel olarak da sizi tehdit ediyor.
      Sizin kendi aileniz ile ilişkiniz nasıl? Esas onlardan destek alma şansınız yok mu?
      İş'i bıraktınız mı? Kızınıza kim bakıyor?
      Kızınız elbette babasını sevecek ama sizce bu ortam ileride inşallah kendi de evlilik yapacak ve aile kuracak bir kız çocuğu için sağlıklı mı? Olmak istediğiniz model bu mu?
      Ne yazık ki eşinizi çok iyi tanıyor gibiyim... ben de yaşadım bunları: bebek eşyası yüzünden tartışma, kendi çalışmamasına rağmen ben çalıştığım için sinir bozuklukları, ailesine kendisine beğendirme çabası ve onların alakasızlığı. Terapist'e ancak iyileşmek isteyen gider, sorun olduğunun farkında olan. Eşiniz ne yazık ki farkında bile değil. Hata yapıp özür dilemek kolaydır, hata yapmamaya çalışmaktır esas önemli olan!
      Sizin için endişelendim. Mail yazarsanız daha detaylı olarak yazabilirim size: bekarveanne@gmail.com

      Sil
  7. hemen cevap gelmesi beni çok mutlu etti işimi bırakmadım bırakmayacağım sonuna kadar direneceğim ailem beni her zaman destekler boşanınca da bu eşten kurtulamayacaksın o yüzden hangisi hayırlı ise ona göre düşün diyorlar arada kaldım ben tepemde bir zangoç istemiyorum defalarca kendisine söyledim yanımda omuz omuza olalım hayatı birlikte göğüsleyelim dedim ne zaman neye sinirleneceğini kestiremiyorum bir söz verdimi sözünden dönmeyeceğinin garantisi yok ben haketmediğim davranışlarla karşılaştım iyi niyetim hiç anlaşılmadı.boşanırsak 15 gün bende 15 gün onda kalacakmış kızım bunu asla kabul edemem.kızıma annem bakıyordu şimdi kocamın isteği ile babanesi bakıyor birbirini sevip sayan evebeynler olamayacağız huzurlu bir ortam değil elbette kapana kısıldım çok üzgünüm:(

    YanıtlaSil
  8. bende 7 yıllık evliyim.4 yıldır gerisindede birlikteligim olan kocamda artık kişisel bozukukta oldugu kanısına vardım ...hep panik atak yılda bir gelen epilepsi atagı ..bunalım lar hep bunlar üstüne yogunlaşıp ilaçlar kullandı..hep bahensi istemeden yapıyorum hastayım diyodu ama bu artık bilerek yaptıgını düşünemme sebeb olyodu.hep bencillik helde bir kaç yıldır aglasam zırlasamda diger köşede tv izler güler izlediklerine acımasız ir yaratıga döndü..7 yaşına yeni gircek olan bir oglum var oda hep kzıgın babasına karşısında hep öfkeli biri hep kızan düzensiz en ufak şeyde kendi istedigi gibi gitmedigi anda herşeyi yakıp yıkan küfreden bir baba....ne yapcam artık dayanamıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebru merhaba,
      Nasılsın? Bir gelişme var mı durumunda?
      Bana mail atarsan sevinirim.

      Sil
  9. Merhaba ablacım bu adamda olmuğunu düşündüğün pskolojik rahatsızlıkların bir kısmı kalıtsal olarak Allah korusun oğluna geçme ihtimali var yani benim babamda bipolar bozukluk var bendede var yani bu basit bir örnek olsada o kadar çok bu durumu yaşayan insan varki ve farkında olmayan şimdi pskolojik rahatsızlıkları açıp baktığınızda birçok belirtiyi kendinizde görebilirsiniz yada mixleyip değişik bir hastalık üretebilirsin bu bizim bakış açımızla alakalı ama doktora gittiğimizda öyle olmaz gerçek teşhisler orda konur tabi hayatınızı yaptıklarınızı doğru anlatırsanız belli bir yaştan sonra kalıtsal rahatsızlıklar pat diye çıkabiliyor çok kötü ama Allah verdimi veriyor işte benimde annem babam ayrı 23 yaşında bir gencim okulumu bitirdim yakında askere gidicem. herkez doğru insanlarla doğru ilişkiler kuramayabilir bu kadermi kısmetmi adı neyse işte yaşı büyük erkeklerin daha küçük kızlarla evlenmesi bazen sözünü geçirebilmek içindir aşk gibi göstersede kendi kanunlarını koymak için bir hayat kurmaya çalışır bu tabiki hiç etik değil çok yanlış sizi taktir ve tebrik ediyorum çok şeyi başardığınızı görüyorum hayatınızda başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Yazdığın için teşekkür ederim. Haklısın her zaman bir korku oluyor insanda, acaba psikolojik hastalık bir sonraki jenerasyona geçer mi diye ama kişilik bozuklukları sanırım farklı bir kategoride. Bir psikolog ve psikiyatr bu konuda daha iyi bilgi verecektir. Sana askerlikte bol şans. En büyük asker bizim asker :))

      Sil
  10. ben hayatta yaşlı anne babasından başka kimsesi olmayan yaşamını kazada ölen kocasından sonra tek çocuğu olan kızına adamış bir anneyim ve sizleri okuyunca acı acı gülümsedim keşke benimde sorunum eşim olsaydı ne yazıkki kızım hemde en şiddetlisinden üstelik patolojik kimliğini korumacılık yaptıklarını iddia ederek besleyen dede ve nine sayesinde her geçen gün daha kötüye giderek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok, çok üzüldüm. Benim kız kardeşim de malesef böyle! Keşke elimden birşey gelseydi size yardım etmek için. Çok zor işiniz, evlat sonuçta. Size tavsiyem sizde psikolojik destek alın, o almazsa da siz alın lütfen. Bu konuda internette de çok kaynak var ama İngilizce. İsterseniz mail atın, en azından yönlendirebilirim. Güçlü olursanız, geçmese bile yönetebilir hale gelebilirsiniz. Size sabır ve sevgi diliyorum.

      Sil
  11. Esimle evlendigimizde dunyanin en mutlu insani idim.zor bir cocukluk ve genclik donemim olmustu,dagilmis bir ailem ve sevgisiz ortamlar.
    38 yasima geldigimde mutlulugu o bana vermisti,7 yil onunyanliz hayatinin icine girdim.basarili bir muhendistim,onunsa ne bir isi nede ailesi vardi.7 yil oyle bir sevdimki onu bir yok oldumki onun yalnizliginda iste demistim sevgi bu.oysa o her gun daha fazlasini istiyordu yetmiyordu verdiklerim,hayatimizda kimseyi birakmamisti.bir gun bile kalbini incitmemistim,anneme duydugum sevgiye esdeger,hatta kizimdan cok sevdim.7 yil sonra aldattigimi soylediginde kalbimde sanki ona yaptigim saraylar yikilmisti,nasil dedim ben boyle severken o beni boyle suclar.bir sene icinde yaklasik 15 buyuk ask yasamistim,hicbiri gercdk olmayan karekterlerdi sevgililerim.hic bir detay yoktu beni suclarken aldatma ile.bir yil icinde onlarca kadin hamile idi benden.onun paranoid oldugunu ogrendigimde kendimi yok etmek istemistim,yurt disinda yasiyorduk,yapayalnizdim,ailesi akraba evliligi yapmiusti,ailede iki kiz kardesi daha sizofreni tedavisi goruyordu
    ne soyledi isem inandiramadim,doktorada goturemedim,deli numarasi dahil her seyi yaptim.
    yuzunde ki o donuk ifadeler artik o kadar siklasmistiki,saatler icinde buyuk kararlar alip bazan vaz geciyor bazande yapiyordu.
    bir yil icinde her sey yasandi ve bitti,sevdigim kadin artik hic cekinmeden benden intikam almaya baslamisti.ben onun beni cok sevdigine,ailem olmadigi icin onun sevgisi sanki bana dunyanin en buyuk hediyesi idi,oysa bizimkisi hastalikli bir birliktelikti.butun hayatim,isim herseyim alt ust olmustu,80 kilodan 60 kiloya dustum,omrum polis karakiollarinda hastanelerde gecti bir seyler yapabilmek,onu kurtara bilmek yada en azindan tedavisini yaptirmak.onu hastaligi ile kabul ettim,iyi gunde kotu gunde deriz ya.
    bir yil sonra yatagimiza artik baska erkeklerin basi degmeye baslamisti oysa o anlarda ben onu kurtarma savasi veriyordum.sonunda terk etti beni,iki yil tedavi gordum,yuzlerce saat aglamisimdir,gunes gozluklerimle geziyordum,aglamam gorunmesin diye,aylarca saat 3 te aglama krizleri ile uyandim,sokaga attim kendimi,aglamam onu mutlu ediyordu.kendisini cok onemsiyordu,oysa hic bir seyi yoktu.bir kitap yaziyorum,yazmak cok zor oldu ama sonuna geldim kitabin.benim yasadiklarim insanlara ornek olsun istedim.bu sorunla ugrasan herkese sabirlar diliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok geçmiş olsun diyeceğim Matt ama kolay kolay geçmediğini bende biliyorum. Hala kabuslar görüyorum. Sizin için de farklı olmadığını tahmin ediyorum. Umarım kitabını benim ile de paylaşırsınız. Çocuğunuz oldu mu?
      Bende siz sabırlar diliyorum. Umarım bize yazmaya devam edersiniz. Sevgiler.

      Sil
    2. Tesekkurler yanitiniz icin,aslinda gecen bir sey yok,alisiyorsun acisina.3 yil gecti aradan sadece bir kez goz goze geldik,saniyenin altinda bir zamanda basimi cevirdim ve gittim.kitap aslinda bitti gibi ama yayinlayip yayinlamama konussunda henuz kararsizim,kitabi yazmaya 3 yil once basladim yazmak o kadar zorki sadece bir hafta yazabiliyorum sonrasi haftalarca psikologa gitmem gerekiyor,bende cokuntu olusuyor neredeyse 4 yil gecti hala ziril ziril aglatiyordu kitap yazarken,psikologum bir sura ara vermemi soyledi,zaten kendiside yazmami destekliyor,yazmam icin israr ediyor insanlara yarari olur diye.cocugumuz olmadi,ailesinde genetik sorun oldugu icin cocuk yapyayi asla istemedi.kolay degil gercekten cok zor,hayatimda hic bir isimi yarim birakmadim,sasede bu iste yani onu tedavi ettirme isinde basarisiz oldum.

      Sil
  12. aynı durumdayım.

    sanki ben yazmışım gibi...

    bir tek fiziksel şiddet yok..

    ama o da olur sanırım..yerdeki nesneler fırlatılmaya başladığı için.

    korkuyorum çok.

    milyon kez beni terkedeceğini söyledi.

    çok öfkeli. normal bir durum hemen kavgaya o da hemen evililiğin bitişine dönebiliyor.

    söylemek istediğim çok şey var da..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkma. İstersen mail at, belki bir faydam olur....seni çok iyi anlıyorum ne yazık ki neler hissettiğini tahmin edebiliyorum. Umarım yazarsın.

      Sil
    2. O kadar cok insan yasiyorki bu problemi ,kimininki yeni baslamis yada hafif geciyordur,bazan cok agir geciyor hayatini alt ust ediyor.siddete yatkin oluyorlar,bolunmus ,iki kisilikli bir insanla yasam inanin cok zor.profesyonel destek almanizda yarar var,ailede sozu gecen sevdikleriniz,ortak arkadaslariniz,yada onu tedaviye ikna edecek birilerine ulasmalisiniz.tek basiniza,yada saklayarak bir yere gidilmiyor sadece sorun buyuyor.sabirlar diliyorum.

      Sil
  13. Merhaba;

    Bende 7 yıllık evliyim.ve evliliğmden 4 yıl sonra eşimde değişik durumlar oluşmaya başladı. içene kapanma,değişik sesler duyma,birinin ona musallat olduğunu düşünüyor. Biz severek evlendik fakat bu durum beni gitgide endişelendirıyor. Biz baya zor günler geçirdik (2 defa intihar etti) bu hastalıkla ilgili eşim psikotik bozukluk hastası dr.da gidiyor ilaçta kullanıyor ama hep ben hastayım modunda hiç sohbet etmeden oturuyor akşamlari.
    Ben hep ona destek olmaya çalışıyorum. fakat iki tanede evladım var.
    Bir kerede beni faceden aldattı.konuyu cok uzatmak istemiyorum.Sizce ne yapmalıyım.


    YanıtlaSil
  14. Saatlerdir okuyorum. Eski eşler, hataları, daha ilk baştan gelen sinyaller ve düzelir sanrılarımız, fedakârlıklar, göğüs germeler... Gerçekten kadınlarımızın sabrına inanamıyorum. Erkeklerin büyük bir kısmı bu nesilde çok sorunlu nedense. Kaç tane arkadaşım ayrıldı benim de. Bunu erkeklerin sadece padişah gibi yetiştirilmesine bağlayamayız, toplumun geline ve kadına bakış açısı erkeklerden sülalelerine kadar sinmiş durumda. Tabii tersi durumlar da var, bu sadece erkekleri kapsamıyor...

    4 yıllık bir evliliği geçen baharda noktaladım. Sessiz ve medeni bir süreçti. Aileleri karıştırmadım, en yakınlarım ve samimi dostlarım hariç kimsenin haberi olmadı... Çocuğum yok. Sorunları olan bir evlilikti, çözülmeyen problemler, ama detayları bana kalsın.

    Dava gününü beklerken 1 ay boyunca yurtdışını araştırdım, bir yerden kabul aldım, ve 4 ay sonra da yurtdışına geldim, bir yıla yakındır buradayım.

    Bambaşka bir çevre, sizi yaşınız ve medeni durumunuzla damgalamaya meyletmeyen bir kültür.
    Yeni, sımsıcak arkadaşlar. Başka bir ev, iş... Gezilecek tonla yer... Burada çalışmalar yaptım, iki Avrupa ülkesine gidip konferanslara katıldım.

    Şimdi mesleğimde yeni bir yol çizmeye çalışıyorum. Umarım en güzeli olacak.

    Herşey gönlünüzce olsun bekâr anneler ve ayrılmış kadınlar, siz zor yolu seçtiniz, sabrettiniz ve bunun mutlaka bir mükâfatı var.

    S.

    YanıtlaSil
  15. Ben de nerdeyse aynı adamla, 5 yıl evli kaldım. Beni 3 yıl boyunca boşamadı yalvarmama rağmen, tek bir sözümle 1 sene önce boşandık. Ben de hassas bir insanım sizin gibi. Babam yok, annem hasta.Sanırım karşıdakini yumuşak buldukça dozu arttırıyorlar.

    YanıtlaSil
  16. Merhaba,
    Yazdıklarınızı iş yerinde okuyabildim ama akşam eve gidince oğlanlardan fırsat bulursam tekrar tekrar okuyacağım.
    10 yaşında ve 2 yaşında 2 oğlum var. Çok sevgili eşim beni 2.oğlum 4 aylıkken aldatmaya başladı ya da ben o zaman öğrendim. Bin tane sebeple bu kurumu yıkmak istemedim. Belki dediğiniz gibi inat ve bağımlı kişilik. Kimse mükemmel değil tabi ben de değilim. Hele o tarihten itibaren tam bir paranoyağa döndüm. 1,5 yıldır kabus gibi bir hayatın içindeyim. telefon kontrolü, mail kontrolünü bir kaç kez daha farklı şeyler yakaladım ancak bitiremedim. Hala da arada kalmış durumdayım. Sanırım bu işte en kötüsü bu.Bu sırada eşimin işleri de kötü gidiyor bu şekilde de bırakmak istemiyorum. Uygun olduğunuzda mail ile ulaşmak isterim
    Sevigler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Geç dönüşüm için sizden özür dilerim. Lütfen.... bekarveanne@gmail.com adresinden yazın bana. Yardımcı olmak isterim, en azından dinlemek.
      Sevgiler.

      Sil
  17. Malatya Haber  Olarak Sizi Takip  Ediyorum Başarılarınızı Diliyorum İyi Bloglamalar :)  

    YanıtlaSil
  18. 7 Yıllık evliyim ve 5 yaşında bir oğlum var daha nişanlıyken kırmızı sinyalleri aldım ama inat mı bağımlılık mı, evden kurtulma isteği mi sebep her ne ise ailemin direnmesine rağmen evlendim.
    Borcumuz olan insana yatırsın diye para verdiğimde atm nin para yutması yalanları,benden habersiz ailemden bana lazım olduğunu söyleyerek paralar almalar, tutuklanmalar, tehdit edilmeler, şantaj yapıldığı yalanları, şu tazminatı ödemezsem ceza evine gireceğim bahaneleri ile bana çektirdiği krediler, kart borçları, satılan altınlar, eşyalar, eve gelen hacizler.herkesin ona haksızlık yapması, tüm aksiliklerin onu bulması, fatura ödesin diye verdiğim parayla faturayı ödemeyip, elektrik su kesilince ödeme noktasının parayı cebe indirdiği yalanları, çalıştığını söylediği iş yerlerini aradığımda burada öyle biri yok cevapları,bunu ona söylediğimde takip edildiğini tehdit edildiğini bu nedenle bu önlemi aldığı açıklaması, ssk sını kontrol edip çalışmadığını ispatladığım-da ssk nın sisteminde hata olduğu gerekçesi, bir iş yerinde 6 ay çalışmaması, ev kirasını ödedim, kreşi ödedim deyip her ikisinin de kapımıza dayanması daha neler neler yaşadım.
    tüm bunlara rağmen aileme bile beni hep lüks düşkünü olmakla onun parasını bitirmekle suçlu gösterdi herkese karşı beni.
    işimle aldığım maaşla hep dalga geçti ama buna rağmen kendisi hep evdeydi ben ise işte.hep korktum işsiz kalmaktan çünkü benim işim ve maaşım borçları ödemek için tek gelir kaynağımız idi.
    biz ve oğlumuz her şeyin en lüksüne layıktık hep, satın aldım deyip bana hapse gireceğim diye çektirdiği kredilerle arabalar kiraladı.5 kuruş paramız olmadığı halde elimize geçenle borcumuzu ödemeyi teklif ettiğimde o akşam kendimi hep ağlamış bir suratla lüks restoranlarda buldum.kirayı ödemediği için ilk evimizden çıktık, tuttuğu ev çok daha lüks bir evdi.elbette yine kirası ödenmedi.
    lüks isteğine rağmen çalışmadı, her şeyin en iyisini o bilir, her konuda bilgisi olurdu.üniversite mezunuyum diye ben de dahil herkesi kandırmıştı lise diplomasını bile görmedim. ne zaman paramız olsa aynı gün son kuruşuna kadar harcayıp bitirene kadar eve girmezdi.karşı çıktığımda büyük kavgalar çıkardı.
    defalarca yalvardım dr a gidecek paramız bile olmadığından tedavi de olmadı gitmeyi kabul etmesine rağmen.
    defalarca yalvardım sadece sürekli bir iş bulmasını az da olsa para kazanıp bana destek olmasını bunu yaparsa oğlum için devam edeceğimi söyledim.borçlar senetler mahkemeler, hapis cezaları ile geldi karşıma her gün.gündüz beni aradığında iş yerimde tirtir titrerdim acaba yine ne problem var diye. telefonumdan beni hep başka başka insanlar arar falancanın eşiymişsin bize borcu var derdi.telefonumu nereden bulurlardı o mu verirdi bilmiyorum.ne annesi var ne babası ne de ailesinden biri. bir tek arkadaşı dostu bile yok.hayatta sahip olduğu onu seven 2 kişi var sadece ben ve oğlum.
    ötesi yok ama onun da bizi kaybetmemek bu yuvayı kaybetmemek için bir çabası yok.
    şimdi sona geldik, en azından ben sabrımın sevgimin umudumun son damlasını da tükettim.oğlum başka birine anne demesin ayrı ayrı evlerde ayrı ayrı hayatları olmasın, mutlu bir şekilde büyüsün istedim sadece tüm çabam onun içindi. ama artık ben ben olmaktan uzaklaştım ve buna dayanamıyorum.
    evden ayrıyım hala ne bir çaba ne bir vaat. tek isteğim tek celsede bu kelepçeli hayattan kurtulmak ve bir an önce arınmak.Allah hepimizin yardımcısı olsun, bizi evlatlarımızın başından eksik etmesin onların acısını da bize göstermesin.
    iş yerimde dolu gözlerle yazıyorum bunu ve yazarken bile korkuyorum bunları bir yerlerden görür okur da yine başıma bir iş açar mı diye.
    herkese bol şans diliyorum, güneş bizim için de doğacak.biz iyi olmayı hak ediyoruz.

    YanıtlaSil