17 Ağustos 2012 Cuma

Bebeğimin Doğumu

Evet, evet kabul ediyorum.
Çok fena kıskandım, oğlumun doğumunu yazmak istedim. İyi bir anne blogu değil burası kabul ediyorum, uzun yemek fasılları, bugün cimcom ne yaptı konulu yazılarım, diş çıkarma, tuvalet eğitimi bilgileri vs yok ama bende anneyim, doğum hikayemi anlatmayı istemem doğal değil mi?
Gelgelelim hikayeme...
Oğluma, babası üniversiteden henüz mezun olduğunda hamile kaldım. Henüz bir işi yoktu, askerliği de yapılmamıştı hatta ve hatta aynı şehirde bile değildik. Ben onu ailesinin memleketine hafta sonları ziyaret ediyordum hafta içi işim içinde pazarları otobüse binip, evimize dönüyordum.
Bir gece rüyamda erkek bir kediyi emzirdiğimi gördüm. Kedi de hatta evimizde uzun süre baktığımız ve benim çok sevdiğim erkek kedimizdi. Hastalandığında kediyi bebek gibi sarmıştım, yürüyemediği için kucağımda taşıyordum devamlı. Rüyamda gördüğümde o kediydi, bebek gibi olmuştu çünkü. Zaman geçti ve ben sadece bir önseziye dayanarak test yaptım. İlk 2 test negatif çıktı ama çok emindim hamile olduğumdan. 3. test pozitif çıktı. Atladım babaya haberi vermeye gittim ama o uzun otobüs yolculuğu bana sonsuz geldi. Hem istiyordum çok mutluydum ama diğer yandan korkuyordum çünkü zamanlama kötüydü ve babanın bebeği istememe ihtimali çok yüksekti. Bu durumda ne yaparım, nasıl ikna ederim diye düşünüp duruyordum.
Korkularım yersizmiş. Allah yardım etti, Allah beni oğlumun annesi olarak laik gördü ve zorluk çıkmadı karşıma. Oğlumun babası çok rahat kabul etti bu durumu, heyecanlandı sevindi.
İlk doktor randevumda bebek rahimde görünmedi. Kan testleri hamilelik için pozitifti ama görünürde bir şey yoktu. "Dış gebelik olabilir, biraz bekleyelim" dedi doktor. Bekledim. Ama bu bekleyiş süresince (ve hamileliğimin ilk 3 ayında) yalnızdım, çok korkutucuydu dış gebelik ihtimali.
Bir gün bir arkadaşımın düğününe gittim. Orada ortak bir arkadaşımıza durumu anlattım. Kız elini karnıma koydu ve hiç unutmayacağım bir şey söyledi: "Merak etme, bebeğin orada ve bir erkek" dedi. Haklıydı. Ordaydı ufaklık!
Hamile olduğumu öğrenen bir erkek arkadaşım, erkek olsun diye beni et ile beslemeye kalktı. Ben bırakın et'i, hiç bir şey yiyemedim. Midem berbat durumdaydı. Çok yorgundum, çok halsiz. İş dönüşü eve gelip kendimi yatağa atardım. Canım bir şey çekerdi, kalkar pişirirdim, pişinceye kadar midem yine kaldıramazdı, yiyemezdim. Allah afetsin çok yemek döktüm o dönemde. En son bu ziyana dur demek için yemek yemeyi bıraktım, sadece çubuk kraker ve leblebi ile beslendim.
3. ayda her şey normale döndü. Koca eve döndü, iştahım açıldı. Artık yemek yiyebiliyordum ama ne yemek! Büyüdükçe büyüyordum. Bir kase bana, bir kase bebeğe. Duramıyordum. 1 kutu dondurma, baklava vs ne var ne yoksa yiyordum. Sadece çok sevdiğim bir iki yemek vardı hamileliğim boyunca ağızıma süremediği ki onları oğlum bugün bile sevmez.
Günlerim çalışmakla, doktora yapmakla geçiyordu. Soğuk, karlı sokaklarda yuvarlanmamaya çalışarak otobüslerle servislerle ev ve okul ve iş arası mekik dokuyordum. Genelde çok memnundum halimden ama 1-2 kere sıkıntı oldu. Otobüste insanlar yer vermediğinde, 5 kat'ı çıkamayacak kadar yorgun olduğumda zorlanıyordum ama tümünde çok aktif ve çok şişko bir hamileydim. Arada unutkanlık, gereksiz duygusal çöküntüler yaşıyordum. Ütüyü açık bırakmış, koca eve dönemeyecek "ölecek bu bende yanlız büyütmek zorunda kalacağım çocuğumuuuu" diye saatlerce dizlerimi döve döve ağlamışlığım var.
Kilom hızla arttığı için şeker testleri, rejimler vs söylendi. Ne şekerimde sorun vardı ne de rejim yaptım. Çok hareketliydim zaten.
Bir dönem çok korkutucu idi. O dönem de rutin kan testlerinde kanımda bir virüs tespit edilmişti. Hamile kaldığımda kapmış olma ihtimalim karşısında doktorum beni bebeğe olan tehlikelerden bahsetmişti. Devam testleri, virüsü hamile kalmadan önce kapmış olduğumu ve bebeğin de gayet sağlıklı ve normal olduğunu gösteriyordu.
İri, çok iri bir hamileydim. Boyum çok uzun, üzerine aldığım 25 kilo ve koca göbek eklenince kocaman bir kaya gibiydim. Ama hiç durmadım. Badana yaptım, çalıştım, ev düzenledim, saatlerce ayakta iş yaptım hatta beklenen doğum tarihinden 1-2 gün önce market alışverişi yaptım, kendi başıma taşıyarak otobüsle eve, oradan da 5. kattaki evimize çıkardım.
Çok fazla yardımcı olan yoktu. Baba iş bulmuş garip saatlerde çalışıyordu, aile yoktu. Geldiklerinde bile ziyarete yardım etmiyorlardı. Hoş ben de yardım istemedim.
İlk bebek, erkek bebek geç gelir dediler. "Beklenen tarihte gelmezse 5 gün sonrasında gel hastaneye suni sancı ile başlatalım doğumu" dedi doktor. Gelmedi bebek bey, 5. gün yattım uyudum gündüz. Son rahat uykum olacak diye, bol bol uyudum. Uyandım. 1 kase çorba içtim, eski kocanın ailesi yanımda, atladım otobüse gece 25-30 dk uzaklıktaki hastaneye vardık.
Çantamda bebek için aldığım malzemeler haricinde kendime 1 gecelik, 1 çorap, terlik, diş fırçası, lens solüsyonu, gözlük ve hırka koymuştum.
Daha otobüsteyken sancım tuttu, hastaneye varınca kendi doktorum yurt dışında olduğu ve doğum başlamadan önce muhakkak bana yetişeceğini söylemesine rağmen kendisinde eser olmadığı için beni genç bir öğrenci doktor karşıladı. Muayene etti, suyum geldi ve beni bağladılar yatağa. Serum taktılar, başladılar suni sancıya ama ihtiyacım da pek yoktu açıkçası! 
Ben doktorla konuşmuştum. Normal doğum olacaktı. Bebek 4 kg'a yakındı ama doğurabileceğime inanıyorduk ikimizde. Ağırı kesici istemiyordum. Son dakikaya kadar da istemedim. Bacaklarımı hissetmeyeceğim için bebeği itemeyeceğimi düşünüyordum. Yanılmamışım.
Hastanedeki doktorlar epidural yapmaları gerektiğini, daha rahat olacağını söylediler ve bende onlara inandım. Sancım çok ilerlemişti ama doğum ilerlemiyordu. Açılma azdı, serum takılıydı ve çok ama çok susamıştım. Hala, bugün bile o epiduralin yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bena sadece sıkıntı verdi!
Bana bir damla su vermediler ama nedense serum hep kaldı. Gece 22.00 de hastaneye yatmıştım ve sabah saat 8 de halen bebek gelmemişti ama doktorum geldi. O yorgunluk, susuzluk ve karmaşa arasında nasıl sabah oldu bir ben bilirim birde bebeğin babası (deli gibi dolanıyormuş dışarıda). Açılma sabah tamamlanmıştı. Ebe-hemşire olan ve o hastanede daha önce çalışmış olan bir arkadaşım geldi. Elimi tuttu.
Bu arada üniversite hastanesiydi ya, gelen her öğrenci eline bir lastik eldiven geçiriyor bir yokluyor, "bilmemkaç cm" diyor odadan çıkıyordu. Hata gece bir süreliğine bir öğrenci geldi, elini karnıma koydu, oturdu kitap okudu. Ne benimle konuştu, ne de bana su verdi.
Gel gelelim itme vakti geldi.
Doktor yoktu, arkadaşım ve bir hemşire daha vardı. Yalvardım, "nolur ayaklarımı tutun hissetmiyorum" diye. Bir iki kere tuttular. Arkadaşım baktı "saçı var bunun görüyorum, az kaldı, itmen lazım" dedi ama gücüm komple tükenmişti. Ne yaparsam yapayım, bebek gelmiyordu.
Sonunda kendimden geçtim. Ağrıdan geriye düştüğümü ve neredeyse bayıldığımı hatırlıyorum. Hatta sezeryan istedim o anda, bebek için korktum. Yapamayacaktım çünkü ve bebeğimi kaybetmek istemiyordum. O arada babayı odaya aldılar. O da ısrar etti ama devam edemeyecektim. Saat öğle 12'yi bulmuştu ve ben nedense çok ama çok yorgundum.
Belki de hayırlısı buydu!
Acil sezeryana aldılar. Bebek 12.45 de doğdu. Ben ameliyattan saat 14.00 gibi çıkmışım.
Daha sonra öğrendiğime göre bebeğin boynuna kordon dolanmış. Ayrıca bana deli gibi bütün gece serum üzerine serum verdikleri için mesanem dolmuş ve ben belimden altını hissetmediğim için fark etmemişim. Bebek de sıkıştkça sıkışmış. Doktor da bebeği alırken mesanemi patlatmış. Bebek çıktıktan sonra mesane dikilmiş vs.
1 gece kalırım, heyt aslanlar gibi doğumu yapar çıkarım dediğim hastane maceram 5 gün sürdü.
Oğlum kocaman ve sağlıklı bir bebek olarak dünyaya geldi. Ona aldığım bir çok tulum üzerine küçük geldi. Evden yenileri getirildi.
Onun ilk mamasını ben veremedim. Saatler sonra kendime geldim.  Ama sonra emzirdim. Bebek emdi, emdi. 2 sene boyunca emmeye devam etti dana.
Ama ne kadar çok hata var ortada.
Normal doğumu yaşayamadığım için çok kızgınım o doktora.
Beni saatlerce yatağa bağlamalarına çok kızgınım. Yürümem gerekirdi, hareket etmem gerekirdi.
1 damla bile su vermemelerine çok kızgınım. Dilim damağıma yapışmıştı.
Bebeğin boynuna kordonun dolandığını bebek 3 ayılıkken pediatri doktorunun söylemesine, bana bunu kendisinin söylememesinden dolayı çok kızgınım doktora.
Oğlumun ilk saatlerini kaçırmama sebep olacak, mesanemi patlatma olayına çok sinirliyim ve bu yüzden günlerce sonda ile hastanede yatmak zorunda kaldığımdan dolay!
Artık normal doğumun norm haline geleceği bu sağlık sektöründe bu konulara çok dikkat edilmesini diliyorum.
Çok şanlıyım ki ben oğluma kavuştum. Öyle veya böyle dünyalar güzeli bir evladım var. Allaha her gün şükür ediyorum. En ufak sıkıntıda bile kendime bu büyük hediyeyi hatırlatıyorum. Dua ediyorum, iyilik yapmaya çalışıyorum. Arada tembellik yapmak geldiğinde içimde kendime hep "Bak Allah sana ne verdi, sen de bunu Allahın adına yapabilirsin" diyorum.
Bir ömür versem versem de bana verilen bu lütufun karşılığı yok.
Bu da benim hikayemdi! Umarım birilerine bir faydası olur.

6 yorum:

  1. Merhabalar sizin takipçiniziim. Çok üzüldüm yaşadığınız sıkıntılara. Ben de de daha farklı seyler omuştu. Pek doktorlara guvenemiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, tanıştığımıza çok sevindim :)
      Evet doktorlara güvenmek zor oluyor bu hikayelerden sonra ama okuyarak, öğrenerek kendimizi koruyabilir ve arayarak, araştırarak iyi doktorları da buluruz elbet! Ben kendime fazla güvendim ondan oldu biraz da! Heyytttt erkek anasıyım, doğrururum ben yahuuu diye takıldım durdum :)) Gene şükür ya neler var neler!

      Sil
  2. Bu arada doktoranızı bitirdiniz mı?

    YanıtlaSil
  3. Hayır kaldı :( Siz sanırım akademik kariyer yapıyorsunuz? Öyle ise bol şanslar. Benim yapamamamın 2 sebebi vardı: eski koca ve aptal kafam. Dönerim diye düşündüm dönemedim ama hala dönmeyi düşünüyorum. :))

    YanıtlaSil
  4. Ben de bekar bir anneyim. Benim de oglum var :) Bebegin babasi kabul etmis bebegi ne güzel benim ki kabul etmemisti.Hala etmiyor. Olsun pozitif düsünmek lazim.Ha üniversiteyi ben de bitiremedim henüz :))Dönmem lazim benim de ama..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hı evet...narsist bir insan için çocuğu aksesuardır. Kabul ettikten sonra babalık görevlerini ihmal etmesi sevgi vermemesi inan çok can sıkıcı. Sizin durumunuzda adam baştan tavrını belli etmiş, inan durumun daha iyi demek için yazmıyorum bunları ne kadar zor olduğunu tahmin ediyorum ve sana güç ve sabır diliyorum ama ak ve kara ortada. İstemediğine göre ortada çocuğun kafasını karıştıracak ve baba olamamış, sorumluluğunu bilmeyen bir adam yok. Çocuğuna anlatırsın. Bir adamı sevdim onunla beraber oldum ve sana sahip oldum. Seni çok sevdiğim ve mutsuz olmanı istemediğim için ben seni kendim büyütmeye karar verdim dersin. Ben profesyonel filan değilim ama senin durumunda olasaydım, böyle yapardım inan. Doğru mu yanlış mı bilmiyorum! Zorla sevgi olmaz, uzak dursun madem öyle. Kötü örnek olmasındansa hiç olmasın inan. 2 gün sonra çıkıp gelip daha çok üzmesin sizi!
      Peki çalışıyormusun? Yardımcı olan biri var mı oğluna bakan? Okula dönme planların ne durumda?

      Sil