22 Haziran 2012 Cuma

Yol Hikayeleri

İş için gene düştük yollara. Madrid de toplantı ardından Barselona toplantısı, saat sabahın 2'si kontrol edilmiş iş maillerinin akabinde, İspanyol mutfak sanatının lezizliği ve ülkenin geleneğine uygun olarak gece saat 22:00 de yenmeye başlanan ve 24:00 de biten akşam yemeği nedeniyle uyku tutmamış bir biçimde, oğlumdan ve evimden uzak bir otel odasındayım. Çocuğum babannesinde kalıyor bu iş seyahatimde. Gitmeden evvel bol miktarda protesto etti. Babasının yaşadığı yerde olmaktan mutlu olmadığını, dedesi ve babannesiyle sıkıldığını ve neden benimle gelemeyeceğini sordu, anlattı, ağladı, mızıklandı ve sonunda razı oldu ve bir haftasını babasının ailesiyle geçirmeye gitti. Her gün arıyorum. Bugün "az kaldı iki gün sonra geleceğim oğlum" dedim ve benden içinde renk renk fon karton olan defter istedi.
Oğlumun babası "işi gereği" bir pansiyonda kalıyor. Resmen boşanmış olan babannesi ile dedesi, kızları ile aynı evde yaşıyor. Tabii bu durum oğlum için iyi örnek teşkil etmemekle beraber; ayrıca çok mutsuz ediyor keza anlaşıldığı üzere herkes kendi hayatını istediği gibi yaşıyor ve çocuğa resmen hayatlarında yer yok. Babası düzenli bir hayat kurmak için bir eve çıkmadığı gibi; kaldığı kötü, pis pansiyonda ağırlıyor oğlunu hafta bir gün. Oğlum haklı. Her ne kadar babasıyla ve babannesiyle kaldığı zamanlarda aradığımda sesi iyi gelse de; yerden göğe kadar sıkılmakta haklı. Bu sefer protestolarına her zamankinden farklı tepki verdim. Oğluma o insanların da ailesi olduğunu, ben iş için bir yere gitsem de gitmesem de onları ziyaret etmek zorunda olduğunu ve babasına sıkıldığını anlatması, kendisiyle konuşması gerektiğini anlattım. Henüz 9 yaşında olan minik oğlum için büyük bir sorumluluk olduğunun farkındayım ama sanırım benimki gibi annesiyle yaşayan çocuklar daha erken olgunlaşmak zorunda olup; hayata çok daha ciddi bakmak zorunda kalıyorlar. Onların dünyasında anne ve babanın bir arada olduğu ev yoktur. Bu durumu kabullenseler de anne ve babanın anlaşamadığını bilirler ve her ikisi ile de birbirinden bağımsız bir ilişki kurarlar. Annesi çalışıyor ise evde tek başına kalmayı erken yaşta öğrenirler, sadece babanın canı istediğinde onunla görüşeceğini bilirler. Babayı özlerler fakat onun yanındayken kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmezler bu yüzden görmek isterler ama kısa süreler yeterli gelir.
Baba bir kadını dahil eder sonra hayatlarına. Bu bilmemkim der. O kadınla aynı ortama sokar çocuğunu. Gelir çocuğunun annesine anlatır. "Oğlumuzu bilmemkimle tanıştırdım, bilmemkim benim kız arkadaşım" der. Anne tepki gösterir "keşke önce bana da söyleseydin de hazırlasaydık çocuğu, oldu mu pat diye" der. Baba "bilmemkimi benim arkadaşım olarak biliyor sadece" der. Anne "ciddi ilişkin olunca, tanıştırmak istersen sevgilinle önce bana söyle ki ben de hazırlıklı olayım der" çünkü bilir ki baba her zamanki sorumsuzlukla yıkar geçer ortalığı, anneye toplamak kalır. Çocuk ise çabuk büyür çünkü çocuktan saklayamazsın kimsenin gerçeğini...annesi, babası bile olsa. (Adam da unutuyor sanki 13 yıl süren beraberliğimizi, onu ne kadar iyi tanıdığımı! Arkadaşıymış gibi tanıştırmış da, sevgilim dememiş de...peh!).
Elbette ki her karısından boşanmış baba veya anne böyle değildir ama inanın; duyduğum 10 boşanma hikayesinin 9'unda durum böyledir. Çocuk devamlılık ister, güven ister ama böyle bir yoldayken devamlılık ve güven az dır. Yoldayken de insan adapte olur, öğrenir, büyür, kendini korumayı öğrenir ya; çocuklarda öğreniyor. Önemli olan küçük yolcunun, yoldaki hikayelerden ders alması ve her şeye rağmen sağlıklı, mutlu ve iyi biri olarak büyümesidir. 
Uykum geldi, sabah erken işe devam. Pazar gecesi eve döneceğim, oğlumu alıp o gece kendi yatağımda onunla uyuyacağım! Pazartesi gene iş var.
Zamanım olunca babanın boşanmadan sonra olan 2. çocuğu, bekaranne olarak yatırım yapmak ve para biriktirmek ile ilgili anlatmak istediklerim var ama çok az vakit kalıyor iş haricinde. Şu anda bile yogunluktan anlatamıyorum istediğimi net olarak!
Barselona sokaklarında sabah karşı çöp kamyonları çöpleri topluyor. Bugünkü yoğun organizasyona saatler kala artık uyumaya çalışsam iyi olur. 
Aşağıdaki şarkı ise senaryosunu zayıf bulsam da, mekan kullanımı ile beni büyüleyen Vicky, Cristina, Barcelona filminden. Ben ne yazıkki ofis odaları ve fabrikadan fazla çok birşey görmüyorum geldiğimde ama gördüklerim kadarıyla söyleyebilirim ki burası inanılmaz güzel bir şehir. Umarım oğlumla da gelmeye fırsatım olur bir gün.
Ola :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder