28 Haziran 2012 Perşembe

Tatil Demişken...

Oğlum sabah babannesi ve dedesiyle yaşadıkları şehire gitti. Biraz mırınkırın etti yine ama gitti. Sabah erken saatte büyükleri de aldım, oğlumla beraber havaalanına bıraktım. Farkettim de normalde beni öpen, sarılan ve "seni sevyommm" anne diyen oğlum babası ve ailesinin yanında hiç böyle şeyler söylemiyor, daha cool davranıyor. İçimden bir ses (hain iç-ses) "seni daha çok seviyor da onların kıskanmalarını istemiyor" diyor :)). Ama sanırım dışarıdayken utanıyor benim aşırı sevgi dolu davranışlarımdan...ben abartıyorum da, o da büyüyor.
Evvelki gün yine ayakta çiş yapacağım diye 40 bin defa uyarmama rağmen (annem erkeklerinde oturarak çiş yapmasının ileride prostat hastalıklarına karşı koruduğunu öğrenmiş, oğluma anlatmıştı ama oğlum beğenmedi bu fikri) sağa sola çiş damlatmış beni delirtmişti. Arkadaşım Nen'in uyarısı üzerine bağırıp çağırmak yerine (tamam itiraf ediyorum, birazcık bağırdım) ceza olarak tuvaleti ve tüüüüümmm banyo'yu yıkama cezası aldı. Artık ödül ceza yöntemi uyguluyoruz. İşe de yaradı, sabah kapağı kaldırmış, tuvalet kağıdı ile silmişti. 

Kaynak: http://gaglianoa286.blogspot.com/
Banyo yıkama işleminden sonra, banyoya girdi kendisini yıkamak için. Normalde hep kendi yıkanır, bende arada keselerim (kendisi buna "Annem beni çiteledi yıkadı" der). Dün baktım penisinin ucunda hafif bir mor halka. Bir panikle "Bu Neaaaaa" diye sordum. "Anne, o var çıkmıyor" demesiyle elimle temizledim. Çıktığını görüp de rahatlayınca "doğru dürüst temizlen" de "Baban görmedi mi bunu" da "Ya ben nerden bileceğim bu konuda neyin normal neyin anormal olduğunu" diye söylendim durdum. Bazı kısımlarını içimden, bazısını da dışımdan! Sonra anladım...anneler olarak çocuklarımızın ergenliğe yakın psikolojisini böyle böyle bozuyoruz. 9 yaşına geldi artık çok değil sanırım 3 sene sonra kesesi için kendi başına hamama gider!
Nen'in dediği gibi; insan yetiştirmek zor iş. Bekaranneler bilir, çocuğu tek başına desteksiz; aile bedenen ve ruhen uzaktayken yetiştirmek daha zor, erkek kardeşi dahi olmayan bir kadın için erkek çocuk büyütmek ise apayrı bir macera. En büyük korkum, karşılaştığım erkekler gibi sorumluluk ve bağlılıktan korkan, sevgisini ve üzüntüsünü ifade edemeyen, hayatı eğlenmek üzerine kuran, kadınları gelip geçici heyecan veya onun işini yapmaya yükümlü kişiler olarak gören bir erkek ve disiplinsiz, narsist, yalancı, eğitimsiz, kültürsüz ve aldatan bir insan olarak büyümesi. Meğer çocuklarımız ne kadar seviliyormuş, meğer ne kadar içimizi, dışımızı onlarla doldurmuşurz. Onları potansiyellerinin en üst seviyesine çıkarmak, en iyisini onlar için yapmak için neleri düşünüyoruz! Dün uykuya dalmadan önce bana "Süper Anne" dedi, sevildiğini de biliyor serseri! Bak ya...özledim şimdiden sıpa'yı!

2 yorum:

  1. İnşallah oğlunda korkularından hiçbirisi olmaz.senin sevginle büyüyor sonuçta.Çok güzel yazmışsın duygu ve düşüncelerini.Bloğunu çok sevdim

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim. Elden geldiğince yazıyorum işte...bende seninkini okudum, çok yakından tanıyormuşum hissi uyandı içimde... Ellerine sağlık, çok güzel olmuş. Ailenle mutlu, huzurlu ve sağlık dolu günler dileriz :))

    YanıtlaSil