28 Haziran 2012 Perşembe

Bekar Annenin İşyerinde İmtihanı

Çocuğu için babasından hiç bir maddi destek almayan bir bekaranne olarak, işyeri konusunda şımarık ve ukala davranma lüksüm yok. Yaşadığımız şehir küçük, iş olanakları az. Aynı işyerinde 6 yıldır çalışıyorum, bilmemne müdürüyüm ve şirket'in ayrıca aracını kullanabiliyorum. Maaşımda şükür bu imkanlar da beni ve oğlumu doyuruyor. E...bağımsız bir kadınsın sen derdin ne diyenler elbetteki haklıdır. Allaha şükür diyip her günüme pozitif bir başlangıç yaparak, buradaki kariyerimin ilk 4 yılında olduğu gibi heyecan ve sevinçle gelmek istiyorum işe ama son 1.5 - 2 yıldır isteksizim işime karşı. Beni beslemiyor (Bugün birine işim beni beslemiyor dediğimde "Evet, ek gelir şart" dedi. Derdimi anlatamadım, ruhumu, beynimi beslemiyor) ve kontrol manyağı, obsesif bir patronum var.
Patronumu ve iş arkadaşlarımın çoğunu çok severim ama benim insanlardan kopamama gibi bir huyum var ya; sanırım burada da geçerli.
Bugünümü anlatayım:
Sabah kimse gelmeden ofise geldim. Odama girmeye çalışırken kapım kilitli olduğu için içeri giremedim. Üzerindeki anahtarı döndürdüm. İki kere kilitlenmişti. Patron, eğer en sona kaldıysa ve ofisi kapatıyorsa mutfak dahil, tüm odaların kapılarını üzerlerinde anahtarı bırakacak şekilde iki kere kilitler. Bu durum ilk başta komiğimize gitmiş olsa da, artık hepimizi rahatsız etmektedir. Üzerinde anahtar olması nedeniyle oda ve içerisindekiler koruma altında değildir.
Kontrol isteği sadece oda ve kapılarla sınırlı değil:
P:- Şu ingilizce mail'i bir tercüme et ben okuyayım.
M:- Tabii, buyrun.
P:- Cevabını hedehödöblabla şeklinde Türkçe yaz bana gönder.
M:- Tabii efendim. Buyrun.
P:- İngilizceye tercüme et, ben kontrol edeyim okeyse gönderelim.
M:- :/
İngilizce biliyorsa (yazdıklarımı kontrol edecek kadar) neden ilk başta tercüme ettiriyor değil mi (ben bütün ömrüm boyunca yabancı dil eğitimi aldım, üniversite ve master ve yarıda bıraktığım doktora dahil - bunu biliyor)?
Bir diyalog daha:
P:- Dandanadanikan'ın fiyatı ne.
M:- Binsekizyüzotuzbeş Euro Patron.
P:- Eminmisin?
M:- Evet efendim.
P:- Nerden biliyorsun?
M:- Dosyasını kayda almıştım burada yazıyor, size yazılanları okuyorum.
P:- Bir getir de ben bakayım!
M:- :/
Okuma yazma bilmiyorsam beni işe niye aldın, değil mi?
Bir örnek daha:
P:- Bilmemnebilmemne siparişi vereceğiz maliyeti ne?
M:- x sayıda aldık hep o zaman da otuz oldu ama y sayıda alırsak fiyat değişir, teklif alayım arzu ederseniz.
P:- Dur, dur ben ararım!
M:- :/
Ya sen yapacaksan benim işim ne?
Beni belki de en çok üzen ise yetenekli olduğum şeyi yapamıyor olmam, çünkü yeteneğimin kısa dönemli maddi getirisi yok! Ani satış yapmıyorum da...
P:- Fasafiso konusunda istediğimiz başarıyı elde edemedik. Sence neden?
M:- Evet Patron, size katılıyorum. Bana sorarsanız x'i y'ye entegre edip zxy olarak davranmamız gerekirdi.
P:- Hmm...olabilir.
M:- Bu konuda önceden araştırma yapmıştım, arzu ederseniz rapor olarak size yollayabilirim.
P:- Hıı...sen onu bırak da şu dediğimi yap.
M:-:/
Fikirlerime, yeteneklerime önem vermeyeceksen benim değerim ne?
Sadece bu da değil:-
Giyimim üzerine:- Etek giy de bacakların görünsün.
Makyajsızlığım konusunda:- Bi makyaj yap da yüzüne bakalım.
Kolumda oluşan alerjiyle alakalı:- Aman uyuz oldun, bana da bulaştıracaksın.
İyi diyalog kurduğum sektörde karşılaştığım erkekler konusunda:- E bakıyorum da hemen anlaştınız naapcaksınız onunla?
...
Ama biriler de "Mina çok güzel halediyor işleri" vs dediğinde "O benim sağ kolum" diyip benim kafamı acayip karıştırıyor. Ya o kadar önemliysem, bu nasıl bir davranış. Sonra biraz tepki gösterince "ne bu surat" ve "evde sorun mu var" konulu yaklaşımlarda bulunuyor (sorun hep evdedir, kişiseldir çünkü işyeri mükemmel kendi yönetiyor ya). Arada oturup anlatmaya çalıştığım zamanlar da, dinliyor, anlamış gibi yapıyor 2 gün düzeliyor durum sonra yine başa dönüyor.
Yanlış anlaşılmasın, ne ukalalık ne de narsizm yapmak istiyorum ama...eğitimliyim. Akademik kariyer bırakıp, mecburiyetten bu işe başlamış, en iyi şekilde öğrenmiş ve ciddi katkılarım da olmuştur bu şirkete. Bana ekmek uzatan eli de ısırmaya niyetim yok ama artık yoruldum. Bu kadar zamandır düzgün tatil yapmadan çalışıyor olmanın da etkisi muhakak var ama; gerçekten de bu tavırlar enerjimi sömürüyor.
Her kapısı açıldığında yüreğim sıkışıyor, her gün "bugün nasıl" diye soruyoruz onu ofise girerken gören ilk kişiye. Çoğu gün ağlıyorum, çünkü sinirlerim bozuk ama gelgelelim ilk cümleme...Çocuğu için babasından hiç bir maddi destek almayan bir bekaranne olarak, işyeri konusunda şımarık ve ukala davranma lüksüm yok.
****
Yemin ederim tam en son cümleme nokta koyarken eski koca aradı. En uzun iş tecrübesi aynı işyerinde 2 yıl olan ve 8-10 ay çalışıp en az 4-5 ay işsiz gezen ve ne yazıkki bu yaşında hala bir kariyer edinememiş olan eski koca beni "iş yerinden çok sıkıldım, moralim bozuldu, iş değiştirecem" diye aradı. Konuşmaya ihtiyacı varmış, ben onu dinlermişim. Şehir değiştirmeyi düşünüyormuş. Kolay tabii. Tek başına hareket ediyor. Benim aksine maddi olarak (maneviyi geçtim) ihtiyaçlarını karşılaması gerken bir erkek evladı yok. Bende zaten bakire hamileliği (immaculate conception) yaşadım, kendi kendine oldu herşey! Meğer ne mucizevi bir kadınmışım.
Bende bilirdim hayallerimi kovalamayı, okula dönmeyi ama bunu yapamam...yapabilirim de yapmam. Önceliklerim farklı, önce oğlum büyüyecek ihtiyaçları karşılanacak sonra bakarız.
İş konusunda da moralimi fazla bozmamaya çalışıyorum. Asistan arkadaşım "Mina hanım, ne olur böyle bakmayın çok üzülüyorum" dedi. Kız üzülmesin diye maymunluk yaptım, yol yorgunu olduğumu söyledim geçtim ama işin gerçeği bu adamlar benim iliğimi sömürdü resmen...koca, baba ve en son katkı olan patron!
Bu sene bir şekilde izin alıp, kafamı toplayıp benzer olanaklı işlere bakmaya devam edeceğim. Elbet bulurum işveren ile aynı hayalleri paylaştığım bir iş yeri. Olmazsa da işe sarhoş mu gelirim, ilaca mı başlarım, hipnotize mi yaptırırım bilmem! Yeterki kimseye bağımlı olmayayım oğlumun da hiç bir eksiği olmasın!
Elbetteki bir şarkı - Scorpions'dan Holiday:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder