29 Şubat 2012 Çarşamba

Bir Sürü Şey

Bu aralar pek yazamadım. Hem işlerim yoğun hemde çok soğuk! Hava soğuk olunca duygularımda donuyor sanki. Spor'a da başladım. Hafta da 3 gün spor yapmaya gidiyorum. Powerplate adındaki alet ile yarım saat spor yapıyorum. Bunu tercih etmemin sebebi süresi. Kısa olunca oğlumda salondaki bir pilates topunun üzerine oturup beni bekliyor sağ olsun. Daha uzun sürecek bir fitness planını yapamayacağım için bunu tercih ettim. Biraz pahalıya patladı ama geçtiğimiz yaz yapmadığım izinlerin parası ile ödedim gitti. Daha güçlüyüm 3 kilo da verdim ama daha da önemlisi kaslarım çıkmaya başladı. Fakat akşam olup da eve geldiğimde, her sabah 6 da başlayan günün sonunda pelte olmuş halde temizlik ve yemek muhabettinden sonra koltuğuma yığılıp kalıyorum. Hala bir yatak almadım (boşandıktan sonra evdeki yatağı oğlumun babasına verdim, annemde biraz "ver kurtul bu yatak büyülü" diye beni ikna etti - aldatıldım ya, kesin sorun yataktaydı). Belim ve sırtım devamlı ağrıyor ama taşınacağım diye henüz yatak almadım. 
Ben boşanma esnasında, evliyken içinde oturduğumuz evi oğlumun babasına vermeyi kabul ettim. Evi aldığımızda parasının yarısını beyefendi vermiş üzerini de ben kredi ile tamamlamıştım. Halen daha içinde oturan benim ve kredisini ödüyorum. Boşanma kararında evin satılması halinde belli bir rakamı karşıya ödeyeceğimi kabul etmiştim. Üzeri de banka borçları. Bu durumu duyan bir çok insan çok karşı çıktı keza zaten yıllarca ben çalışmış evi geçindirmiştim, ayrıca genelde bu tip durumlarda ortak mal paylaştırılır. Bu durum da farklı değil esasında ama haksız bir paylaşım. Boşanma zamanlarında, işi yokuşa süren ve çocuğumuzun velayetini benim yeniden evlenme riskine karşı (aynen böyle söyledi) almak isteyen eski kocaya çocuğum yerine evin parasını vermeye kabul ettim. Bu durumdan pişman da değilim, para ihtiyacım da olsa umurumda değil. Ne nafaka var gelen ne de başka bir şey. Üstelik ev satılınca bana "yardım edeceğini" bile söyleyen eski kocaya arabayı da vermiştim ve oğlumun birikimlerini.  Neyse... bunları yazmamın sebebi şu: bu kadar bekleyen ödeme karşısında evi belli bir rakama karşılık vermek zorundayım ve bundan dolayı da 1 senedir satamadım. Satar satmaz kiraya çıkınca alacağım yatağımı, IKEA dan beğendiğim yuvarlak beyaz yemek masasını ve şu anda oturduğum eve özene bezene sabit yaptırdığım kitaplık ve dolap yerine yeni dolap ve kitaplıklarımı. Hangi parayla? Valla onu o zaman düşüneceğim.
Bu arada işimden de yoruldum. Tamam paraya ihtiyacım var ama yaptığım iş ve beraber çalıştığım insanlar ciddi anlamda moralimi bozuyor. Geçen gün bir konuşma:-
Patron: Sen zayıfladın mı lan
Mina: Güçlendim efendim biliyorsunuz aynı yerde spor yapıyoruz
Patron: Aman, aman sevmem ben öyle kaslı karıyı, olacaksan çıta gibi ol!!!
Bu ve bunun gibi bir milyon tane minik şey son 5 yılda içimde çok birikti. Eve gidip de evin satılmadığını görünce, her ay başı benim harcamadığım paralar için aldığım krediyi ödediğimde, buzdolabım bozulduğunda, klimam ısıtmadığında aklıma evliliğim için bıraktığım kariyerim ile şu an yaptığım iş aklıma geliyor. Sonra da kızıyorum kendime. "Haline şükür et Mina, kimseye bağımlı değilsin işte" diyorum, geçip gidiyor.
Güzel şeyler de var... Oğlum Dershanenin bir tanesinin yaptığı bir deneme sınavına girdi. Çıktığında soruların tamamını bitirmediği için çok ağladı ama sonuçları çok iyi, sonuçları görünce sevindi. Allaha şükür çok akıllı ve çok güzel çalışıyor derslerini.
Bu arada dizleri ağrıdı geçen gece ağlayarak geldi yanıma. Bir yere çarpmadığı için ve yatarken bir anda hissettiği için sanırım büyüme ağrılarını hissetmeye başladı. Bende küçükken boyun çok hızlı ve çok çok uzadığı için çok ağrı çekerdim. Maşallah, oğlum da hızlı uzuyor. Gerçi sakinleştikten 5 dakika sonra "kedimi özledim" diye ağlayarak geldi. Yanıma sokuldu biraz yattıktan sonra benimle sakinleşti. Sordum, özlediği gerçekten kedisi miydi, babası mı, başka bir derdi mi vardı acaba diye ama ısrarla kedisinden bahsetti. Hafta sonu kedisini göreceğini söyledim ama ikna olmadı, eve geri gelmesini istiyor ama ben istemiyorum. Tüyünden alerji oluyor oğlum, hem hasta olacak hemde bomboş evde bütün gün yalnız kalacak kedicik ona üzülüyorum. Ben de özledim, benim de kedimdi o şimdi eski koca da yaşayan ama bakalım, hele bir taşınalım bakarız! 
Oğlumun babası işten ayrılıp evde olduğu için (annesi, babası ve kız kardeşi ile yaşıyor) bu ara her hafta sonu oğlumu ona götürüyorum. Oğlum mutlu oluyor çünkü dede ve babaannesi ona ilgi gösteriyor, baba da dolaştırıyor. Bende o oradayken, sevgilimle film izliyorum. Bir çok aydır beraberiz sevgilimle, çok mutluyum onun yanında. Huzurluyum, kendimi açıklamak zorunda değilim, kavga yok gürültü yok. Arkadaşlarını çok seviyorum ayrıca. Hepsi çok güzel insanlar, kendimi hiç yalnız hissetmiyorum. Bol bol film ve dizi izledim bu arada. Bazen hep beraber yemeğe gidiyoruz. Yakında doğum günü yaklaşıyor, ne alacağımı tam olarak biliyorum. Nen de iyi, onunla da hergün mutlaka konuşuyoruz, bir birimizi gaza getire getire çalışıyoruz.
Hayat belli bir standartta gidiyor yani kısacası. İnsan her türlü zorluğu atlatıyor yani.
Bu arada en çok yazamadığıma üzülüyorum. Bu sene sözde kafamdaki hikayeyi yazmaya başlayacaktım, hala beceremedim. 
Yazmam lazım, yazmazsam pişman olacağım biliyorum.
***
İşyerindeyim. Gergin bir tartışmadan sonra biraz ara verip buraya yazmak iyi geldi ama çalışmaya devam etmem gerekiyor. Görüşürüz sonra umarım. Bu şarkıda sabah takıldı aklıma. Çok güzel değil mi?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder