25 Ekim 2011 Salı

Yardım İçin

İhtiyaç Listesi:

İhtiyaçlar


  • Battaniye
  • İçme suyu (Pet, Damacana), Meyve suyu
  • Isıtıcı / Soba
  • Çadır / Mat / Uyku tulumu
  • El feneri / Pil
  • Katı gidalar (ekmek, kraker, kuruyemiş vb)
  • Jenerator
  • Arabalarda kullanılabilecek cep telefonu şarj cihazı
  • Kalın, Kışlık temiz giyecek (termal don, kazak, pantolon, palto, hırka, kalın çorap, bere, eldiven, atkı)
  • Kışlık ayakkabı
  • Kışlık çocuk kıyafetleri ve çocuk ayakkabısı
  • İç çamaşırı (erkek, kadın, çocuk)
  • Kadın pedi
  • Bebek bezi
  • Bisküvi, çikolata gibi soğukta enerji verecek yüksek kalorili yiyecekler (Tahin pekmez veya tahin helvası gibi)
  • Kağıt havlu / tuvalet kağıdı / ıslak mendil / antiseptik el temizleme malzemeleri
  • Sağlık ve Ecza malzemeleri (sargi bezi, yara bandı, tentürdiyot, oksijenli su v.b.)
  • Oyuncak
  • Muzik Çalar / Radyo 
Lütfen geçici olmasın yardımlar. Özellikle çocuklara yönelik kıyafet, bez, kitap ve oyuncak benzeri eşyaları daha uzun süre göndermeye devam edelim...taa ki Van yeniden ayağa kalkıncaya kadar! Kan verelim Kızılay'a, kurbanlarımızı oraya yollayalım bu sene. Yeni bayramlıklar almayalım, oradakilere bayramlık yollayalım v.s. v.s. Yapabilecek çok şey var!


İstemeyerek bekar, istemeyerek öksüz kalan insanlar var. Öğretmensiz kalan öğrenciler, evsiz kalan yüzlerce insan var. Bu tip durumlar ise dünyanın bir çok yerinde var! Hayat bazen seçimimiz olmayan durumlar yaşatıyor bize, elden geldiğince birbirimize destek olabilirsek ne mutlu insanlığımıza; felaket anlarında hepimiz eşit değilmiyiz, hepimiz birilerinin evladı değilmiyiz sonuçta?

Amerika da 9/11, Katrina v.b felaketler sonrasında çocuklara bu durumları nasıl anlatalım konulu bir çok yazı okudum. Çocuklarımızdan gerçekleri gizleyerek onları büyütmek, onlara yapabileceğimiz en büyük kötülük. İyilikler ve güzellikler ile beraber kötülükler ve çirkinlikler de hayatın bir parçası - onlardan bunları gizlemeye gerek yok! Yardım etmeyi, baş etmeyi öğretmek gerek. Belki de yanılıyorum ve çok şiddetli zarar veriyorum oğluma ama bence bu onun gelişimi için daha sağlıklı olacak. Görsün güzellikler ile beraber felaket, zarar, ziyan, yıkım ve ölüm ile nasıl baş edileceğini de öğrensin bence. Ne dersiniz, hata mı ediyorum?
 

24 Ekim 2011 Pazartesi

Yıkım

Yardım İçin: http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com/

Yaptıklarım ve Yap(a)madıklarım

Sık, sık yaptığım ve yap(a)madığım şeylerden bazıları:-
Düşmek: Bir gün yeni ofisin alışkın olmadığım yeni tekerlekli koltuğa tam oturacakken, koltuğun arkaya kayması ile kıç üstü yere çakıldım. Mükemmel işçi ve yönetici adayı havaları atıyor olmasaydım odadaki misafire sorun değildi ama... 
Bir gün de çok eskilerden kalma, kumaşı tiril tiril ispanyol paça pantolonumun sol paçasına sağ ayağımla takılıp düştüm. Başka şekillerde de düştüm. İnsan düşe kalka öğreniyor; en iyisi silkelenmek ve yoluna devam etmek. Ben de bu şapşallık varken, daha çok düşeceğim belli! Sorun şu ki artık yaşım ilerliyor, düşmeler hasar bırakmaya başladı ama öyle diye de risk almadan yaşamak yok değil mi? Olmuyor sanki riske girmeden...
Sakarlık: Oğlum bile biliyor ne kadar sakar olduğumu. Sünnetten sonra kaç kere yarasına çarptım yalnışlıkla, kaç kere elimle yalnışlıkla birilerini yaraladım, neler kırdım neler!!! Bazen ağır makine ve keskin ve delici aletler kullanmamam gerektiğini bile düşünüyorum.
Patavatsızlık: Patronuma bile "ya bırakın allah aşkına ben size demedim mi..." veya "... işi bitti mi" diyen iş arkadaşıma "siz kıçımda motor var sanıyorsunuz herhalde" diyebiliyorum! Pişman mıyım? Yooo. Utanıyor muyum? Bazen. Ne yapabilirim ki, PA-TA-VAT-SIZ-IMMMMM!!! Ama yakında bundan dolayı başım belaya girecek %100 eminim! Tek düşüncem bundan dolayı birilerini üzmemem.
Araba Kullanırken Söylenmek: Her kötü şöföre "hıyar", "yuuuuhhhh" ve "ayuuuuu" diyorum. Bir tanesine "aaarrraaagggghhhh" diye bağırdım. Oğlum bugün bundan dolayı ona kötü örnek olduğumu söyledi! KÖTÜ ÖRNEK??? Gerçek yaşam bu bebeğim, kabul etsen iyi olur!
Anti-Sosyal olmak: Eeee 100 yıl olmuş; evlilik, çocuk, izole bir yaşam. Şimdi sosyalleşırken şapşal oluyorum...öğreneceğim, öğreneceğim....yada öğrenemeyeceğim. Bu yaşımdayım, sanırım hep şapşal biri olarak kalacağım.
Şarkı söylemek: Araba kullanırken Cindy Lauper'dan "I Drove All Night", en patetik hallerimde ağlayarak Celine Dion'dan "All By Myself" ve sevgisizliğin doğrundayken Heart'dan "What About Love" söylüyorum. Sesim mi? Bir arkadaşımın dediğini aynen aktarıyorum "Miksere girmiş kedi gibi"...Oğlum "SUS ANNE" diyor bana! Susuyormuyum? Tabiiki de hayır!
Spor: "Sabah yataktan kalkmak bile yeter" diye kendimi de kandırabiliyorum (ama koşmayı da çok seviyorum ilginç bir biçimde).
Oğluma her gece hikaye okumak: Valla çok yorgun oluyorum. Hem büyüdü veriyorum eline kitabı, "al oku" diyorum!
Kahveyi bırakmak: En az içtiğim gün 3 kupa içiyorum. Evdeyken içmezsem de baş ağrısı ile ölüyorum!
Sigara: Haftada 1, bazen 2 gün akşamları sigara içiyor, sigara kullanmıyorum diyorum bir de utanmadan! Keyif alıyorum, utanıyorum, duruyorum ve sonra yine keyif alıyorum. Oğlum bilmiyor yalnız, sır!


Bende böyleyim işte...nevrozlarımın sonuçları bunlar!

Sözü geçen şarkılardan da Heart karşınızda:-



20 Ekim 2011 Perşembe

Akraba-Akbaba

Bayılıyorum şu boşanmadan sonra görüşmek zorunda olunmayan insanlarla karşılaşma olayına. Dün alışveriş merkezinde yaklaşan kış soğuğunda oğlumu korumak için, bir çok protesto, "sıkıldımmmm" ve "offff yoruldum" söylemlerine rağmen, kışlık kıyafet alışverişi için dolanırken oğlumun babasının yengesi ile kuzeni ile karşılaştım.
Daha önce de aynı durumla karşılaşmıştım, konuşmalar hep aynı...
Tanıdık - "Aaaaaa Minacığıııımmmm, nasılsııınnn? Oğlummmmmm sen nasılsınnnnn???"
Oğlum - (mıncıklanmaktan hoşlanmadığından sıkkın bir ses tonu ile kesin ve net olarak) "İyi!"
Ben - "İyi yenge, alışveriş işte kışlık almay...."
Daha cümlem bitmeden kesilir...
Tanıdık-"Amaaan maşallah" ve ardından da bomba "seni çok iyi gördüm! Ay saçlara baakkkk"
İşte burada Hulk'ın yeşil canavara dönüşürken ki halini yaşıyorum resmen:


İYİ GÖRDÜM ne demek???? Sen beni kötü hiç görmedin ki şimdi ki halimi "İYİ"  görüyorsun! Hayır ayrıca boşandım diye kötü mü görünmem gerekiyordu? Parasız, paçoz, aç, mutsuz mu olmam gerekiyordu? Değerli oğlunuz olmadan şuradan şuraya adım atamayacağımı mı sandınız? 
"İyi gördüm" sözlerini oğlumun babasının tanıdığı başkaları da söyledi. Nedense bana bu durumda hiç samimi gelmiyor, hissediyorum başka bir şey var bu kelimelerin altında ama işte oğlumun akrabaları...o bir yetişkin olup da onlarla kendi ilişkisini kendi oturtuncaya kadar saygıyı eksik etmemek gerek.
Yengeyi yanaklarından öptüm, "ay canımmm mutlaka bana da uğra" cümlesine "teşekkür ederim, amcaya selamlar" diyip uzaklaştım. Ben bu insanlara gerçekten de çok değer vermiştim, şimdi de 'bir tanıdık' oldum. Haydi ben el kızı, hiç mi merak etmezseniz şu çocuğu, ne yer ne içer nasıl yaşar!
Sırtımda bir yük daha bindi, ezildim ve üzüldüm. Kışlıkları almak için çok detaylı hesap kitap yapmıştım az önce ve o anda ne paramın az olması ne de dışarıda acı acı yaklaşan kışın soğuğu beni bu kadar savunmasız hissettirmemişti - (eski) akrabaların yarınki dedikodu menüsünde olmak kadar! En azından çocuğuna bakamıyor diyemezler, değil mi? Buna da alışılır!
*****
Not: Ülkenin, dünyanın son hallerini gördükçe ne dertler var demeden edmiyorum. Allah evlatlarımızı korusun, güvenli ve verimli topraklarda büyütmek nasip etsin! Öyle olsun da akraba dedikodusu hiç bitmesin ziyanı yok :)

17 Ekim 2011 Pazartesi

Sırlar

Bir sır vereyim mi?
Ben bu iş te berbatım.... annelik işinde.
Oğlum hergün süt içmiyor, sebze yemiyor, meyve de. Yapmaya çalışıyorum sebze yemeklerini ama Etüd'de yiyormuş sebze, et vermiyorlarmış ve bundan dolayı da akşamları evde et yapmamı istiyor. Dün içi basmati pirinç dolu pırasa yemeği yaptım ama... çok postmodern bir yemek oldu, oğlum da yedi ama ben bunu hep yapamam! Sonra, ödevlerine bakıyorum, bakıyorum anlamıyorum! Dün çarpım tablolarından 7'yi öğrenmesi gerekiyordu, internetten baktım sonra da babasını aradım "senin işin ne, sen öğreteceksin matematiği beni bulaştırmayın" dedim.
http://www.google.com.tr/imgres?
Ama mesela oturttuğum bazı alışkanlıkları var: her gün banyo yapmak, yemekten sonra sofrayı toplamak, ödevi akşam olmadan ve cuma günleri tamamlamak ve, ve....mmm sanırım bu kadar. E, daha 8 yaşında yeterli değilmi? 
Bir sürü annelik blog'u var, okuyorum ve yazarlarını acaip derecede taktir ediyorum, ediyorum etmesene de sonra birde komplekse giriyorum...insanlar organik gıdalar ile besliyor çocuklarını, organik kıyafetler giydirip, organik deterjanlarla yıkıyorlar! Ben yapamıyorum, istiyorum ama yapamıyorum. Yemeği pazardan aldığım taze sebzeler ve kasaptan aldığım tek porsiyonluk etler ile hazırlama süresi 15 dakikayı geçmeyen zamanda pişiriyorum. "Süt içççççç" diye bağırınıyorum ama peynir yemiyor diye zorlamıyorum "ilaaaaa yeeee" diye! Yapamam gereken esasında o mu acaba diye düşünüyorum sonra her akşam!
Sonra akşam yemeğinde sık sık TV izliyoruz, bir yandan konuşuyoruz da ama TV izliyoruz. Sevdiği programların tekrarlarını izlemesine de izin veriyorum. Bazen belgesel de izliyoruz ama zaten günlük yarım saat olan TV süresinde de her zaman zorlamıyorum belgesel izlenecek diye, yazık diyorum "onun de eğlenmeye hakkı var".
Zorladığım şeylerden biri kitap okuması diğeri de ev işi. Ev işinde yardım konusunda da bir hayli tartıştım kendisiyle, sanki çocuk işçi çalıştırıyormuşum gibi davranıyor o konuda çünkü...."sen bana çamaşırları astırıyorsun, ben yoruluyorum" diye bağırınıyor! Sanki hergün çamaşır asıyor paşam. Beni ilgilendirmez "bu evde beraber yaşıyorsak sende katkıda bulunacaksın" diyorum sallamıyorum kendisini! Sonsuza kadar 8 yaşında kalmayacak ya, şimdiden öğrensin diyorum!
Belki de en büyük berbatlığım, oğlumu babasından ayrı büyütüyor olmam...bilemiyorum!
Şu saatten sonra da kendimi değiştiremem. O mutlu bir aile de büyüsün diye çok bekledim, çok uğraştım beceremedim.

EVET!!! Ben berbat bir anneyim ama oğlum asla ona duyduğum sevgiyi sorgulayamaz! Ona hayatta edindiğim en önemli derslerden birini öğretmeye: kendi hayatımın sorumluluğunu kendim almak! Bu dersi zor edindim ve buna göre yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatmama gerek yok herhalde!


Şimdilik bu kadar! Çalışmam gerekiyor :)) Bir şarkı:



6 Ekim 2011 Perşembe

Korku/Kızgınlık/Korunma

Korkulacak onca şey varken şu hayatta; sevgiden, sevmekten ve sevilmekten korkmak niye?
  Dersini almışsan zaten bu sefer olacaktır olması gereken, olması gerektiği gibi. 
Ya da kötü ihtimalle, daha önce alman gereken dersleri almamışsındır ve bu yüzden tekrar ederek dersini öğrenmen gerekmektedir. 
Belki de öncelikle sevmen gereken kişi kendinsin, senin sevmediğin sen'i başkası neden sevsin! 
Belki de önce kendinden korkmamalısın! 
Belki de karşındakinin sessizliği seni ürkütmemeli - inandığına sahip çıkabilecek kadar güçlü ve kendinden emin olmalısın!
Madem yarın ne olacağı belli değil, "terk" korkusu niye?
Madem bu korkulara yol açacak kadar felaket senaryolarını yaşadın, daha kötü ne olabilir?
Neyin var ki senden değerli paylaşamıyorsun?
O kadar değerliysen peki; kendini saklamak, ulaşılamaz kılmak kendini mahrum ettiklerine karşı haksızlık değil mi?
Bir şey söylemek istemiyormusun...susmak daha kolay değil mi!


İşte böyle gün ortası 90'lar romantik aşk şarkısı modunda takılırsam, olacak olan da bu! Aferim bana, aferim!!! Kendimi dosyalarımın başında ayakta (biraz belim bükük keza hala ağırıyor) alkışlıyorum!!! İyi oldu böyle çooookkk iyi oldu. Kendi, kendine gaz'a getirmek budur, böyle yapılır! Çalış bakalım şimdi! Aşk şarkısıymış peh!!!

5 Ekim 2011 Çarşamba

Fotoğraf

Fotoğraf çok seviyorum; çekmeyi de, çekeni de, kendisini de! Küçüklükten beri beğendiğim fotoğrafları çalmak gibi bir huyum var ne yazık ki. Saklarım da fotoğrafları, kutu dolusu resim var. Bir süredir de arkadaşıma beraber bir fotoğraf çektirelim demek istiyordum, utanıyor ve çekiniyordum ama şans eseri sonunda aynı karede yer aldık...çok mutluyum. Tamam; nicedir bir çok yere beraber çıktık, gezdik, yedik, içtik ama bu çok farklı...artık hatıralar oluşturmaya başladık. Güzel birşey bu, çünkü çok iyi bir insan ve onunla hatırlar oluşturmak çok onur verici. Her şeyden önce özgüveni olması, sevilen ve sayılan biri olması ve kendine ve kişisel alanına değer veriyor olması, bunu doğal bulduğunu ve çevresindekilerin de kendilerine ve alanlarına değer vermesini hoş karşılayacağını gösteriyor ve bu şekilde benim de kendimi geliştirmeme ve öğrenmeme imkan kalıyor ve ayrıca o bana her kapıyı açtığında daha fazla keyif veriyor çünkü ortada manipülasyon yok!

Yakında uzaklara seyahate gidecek ve onun için çok seviniyorum, gittiği zaman mutlu dönecek. O yokken ben onu özleyeceğim (ve umarım o da beni) ve buralarda olmadığı için kendimle daha fazla ilgileneceğim, aptal bir hasret duygusuyla bol bol yazı yazacağım. Döndükten sonraki ilk karşılaşmamızı düşünmek bile beni mutlu ediyor. Oralardayken fotoğraf çekmesini, bana gösterirken tekrar o anlara dönmesini ve onun mutluluğunu izlemek istiyorum! Huzurla gidip gelmesini istiyorum.
(şu anda bulduğum videosu kötü ama bu şarkı güzel!)

 

Ve fotoğraflar...daha çok fotoğraf istiyorum çünkü yan yana bir hayli havalı ve şık duruyoruz :)



4 Ekim 2011 Salı

Kötü Olasılıklara Hazırlıklı Olmak


Dün arabayla kaza yaptım, oğlum çok korktu! LÜTFEN, kemerlerinizi hep takın! Çok ufak kazalar bile zarar veriyor. Oğlum kemerine rağmen başını çarptı ve benim de boynum, omzum, kolum, sırtım ve belim ağırıyor! Neyse, bu kadar olsun hasar! Ne demişler, can'a değil mal'a gelsin. Kaza olduktan sonra ilk aklıma gelen oğlumdu. Çok ağladı, çok korktu. Önce oğlumu sakinleştirdim sonra da arkadaşımı aramak istedim ama yine utandım rahatsız etmekten! Çözüldü işler neyseki çabucak ama arabasızım bir süre ve bu nedenle de bir an önce merkezi bir yere taşınmam gerektiği gerçeği ile yüzyüze kaldım! Sadece evden işe ulaşmak için 31.75 lira verdim bugün keza toplu taşıma sistemi yaşadığım yerde çok kötü (2 taksi ve 1 dolmuş tutarı). Sanırım en yakın arkadaşlarıma ait olan arabayı ödünç alacağım arabam servisten çıkıncaya kadar. Yine arkadaşlarımızın önemini hatırlıyor, kendilerini sevgiyle selamlıyoruz!
Bu arada, bana çarpan şöför çok şanslı, tam okul çıkış saati idi ve çevrede bir sürü çocuk vardı! O hızla benim yerime bir yaya'ya çarpması olasılığı çok korkunç. Dua ediyorum, benim elimden kimseye zarar gelmesin keza bu hayatta sadece kendimize değil çevremize karşı sorumluluğumuz da çok büyük! 
Çok canım acıyor, hemen eve dönesim var valla ama çalışmam şart, bu ay da sıkışık olacağım bir ay malum okul açıldı! Maaşımı hakederek çalışırsam, sanki paranın bereketi daha fazla oluyor gibi geliyor bana!