13 Mayıs 2011 Cuma

Blogger hatası

En son girdiğim kayıt teknik bir hata yüzünden silinmiş...esasında hormonlar ile ilgili birşeyler yazmıştım ama şu anda aynı modda değilim. Çok yorucu bir gün oldu. Yoğun bir cuma günüydü işyerinde. Arkasından etüdden aradılar. Oğlumun başı ağrıyormuş. Yağmurlu günler ile arası çok iyi değil. Hemen koş koşa gittim, aldım etüd'den. 1 ölçek İbufen ve 2 tane vitamin şekeri ile hemen toparlandı. İşe döndük, biraz daha çalıştım ve arkasından işyerindeki arkadaşlarımla yemeğe gittik hep beraber. Pazar günü şirket pikniği var ve ben çok da gitmek istemiyorum çünkü işyerimle alakalı karışık duygular içindeyim ve iş arkadaşlarımla vakit geçireceğim için biraz sevinçli, herkes ailesiyle olacağı ve ben bekar olarak gideceğim için biraz üzgünüm.
Belki de en sağlıklısı yatıp uyumak ve yarın güne yeni bir perspektifle uyanmak olacaktır.
Bu arada bugün bir arkadaşımın düğününde giymek için bir iki elbise denedim...kesinlikle spor yapmam gerekiyor. Bu aralar çok yıprandım ve yaşlandım!
Mesele güzel görünmek değil, gerçektende sağlıklı olmak! Ben hasta olursam oğlumun ihtiyaçlarını karşılayamam!
Yarın daha sağlıklı olmak için ciddi bir adım atacağım.

12 Mayıs 2011 Perşembe

Tek başına hormonlarla yüzleşme

Bugün çok yorgunum, kafam çok fazla karışık ve üstelik kist problemi için kullandığım hapı bıraktığım için bünyem tamamen sivilce canavarı tarafından ele geçirildi ve üstelik yüzüm yanıyor! Kendimi 13 yaşında ergen gibi hissediyorum...çirkin, hastalıklı ve kimse ben anlamıyor! Üstelik ilgisine ihtiyacım olan ve senede bir gün gördüğüm birinin ilgisizliği karşısında iyice ezik durumdayım....

Acaba diyorum, bu yanlızlık hissi geçecekmi bir gün; keza bu çok can sıkıcı ve yapmamam gereken şeyler yapmama yol açıyor!!!

Amaaaa....güzel bi kase dondurmanın ve yürek burkan bir dizinin çözemeyeceği hiç birşey yok...taa ki bi sonraki krize kadar :)

Birde oğluma annesinin tuhaf davranışlarını açıklamak için akıllı mantıklı biri aranıyor (birde ben böyleyken üzerime atlamaması gerektiğini! Oww Tanrım hala acıyoooo!)

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Joe Cocker

Ben 11-12 yaşındayken, tam bir İstanbul Hanımefendisi olan Babannem ile TV seyrediyoruz ve elbetteki TRT 1. Babannem bana dönüp fiziğimin halk oyunlarına çok uygun olduğunu folklor yapmam gerektiğini söyledi. TV de Joe Cocker "Unchain my Heart" söylüyordu ve ben Babanneme dönüp "Ben Caz seviyorum, ben bu adamı seviyorum" demiştim (henüz janralar net oturmamış kafamda). Babannemde beni şaşırtmış (yada tam olarak olayı anlamamış) "Aferim yavrum" demişti. O gün Joe Cocker'ı yakından görmeyi, terler içinde o güzel sesi ile içime işleyen şarkılarını söylerken onu dinlemeyi istemiştim.

Bu sene İstanbul'a geleceğini duyunca çok sevindim. Babannem'i yeni kaybettim ve konserdeyken onunla geçirdiğim o günü hatırlayacaktım, belki o konuşma benim bugün olduğum insan'a uzanan yolun bir başlangıcıydı...minik bir başkaldırış! Halk müziği yerine Joe Cocker'ı seçmem ve bunu öyle bir ısrarla ve istekle söylemem ki; Babannem'in bu durumu olduğu gibi kabullenmesi, folklor oynamam konusunda ısrar etmemesi!!!
Kim inanırdı ki, Babanneye nasıl karşı gelinebilirdi!

Dün de işteyken ve yeterince gergin bir pazartesi geçiriyorken akşam üstü bir mesaj geldi cep telefonuma: konser iptal edilmiş. Beraber gitmeyi planladığımız arkadaşıma söyledim "öldü mü yoksa" diyerek yüreğime indirdi!
Joe Cocker'ı canlı izleyemeyeceğim sanırım ama ona minnetarım...onun sayesinde ilk defa kendim ile ilgili bir isteğimi, hayalimi babannem ile paylaştım.


Bu şarkı son albümdenmiş...bu günler de kendi hikayemi hatırlatan ve içimi parçalayan bir şarkı oldu...Gerçek bir pişmanlık var bu şarkıda!

Ah Joe!!! Giymek istediğim elbiseyi bile seçmiştim.

8 Mayıs 2011 Pazar

Aktivite

Boşandığımdan beri örgü örmeye başladım. Bir arkadaşım kendi boşanmasından sonra aynı dönemden geçtiğini söyledi. Bu merakımızın sebebini düşündüm, sanırım buldum.

Eskiden kadınlar günlük işlerini tamamlar, akşamları örgü örer, kumaş dokur, dikiş yaparmış. Bu işlerini yaparken hikayeler anlatırlarmış. Bu yüzden "hikaye dokuma" (weave a story) kavramı gelişmiş. Kadınlar her ilmikte, her dikişte kendilerine ait hikayeleri kumaşlarına dokurmuş.

Bizler de boşandıktan sonra evliliklerimizin, sevgilerimizin, kocalarımızın, başarı ve başarısızlıklarımızı, mutlu ve mutsuz günlerimizi bu örgülerimize işliyoruz. Tabii benim anormal hikayemin sonucu da aşağıdaki gibi oldu:



Renkleri uyumsuz ve ebadından dolayı işlevsiz...ama ben yine de bununla gurur duyuyorum çünkü elimden geleninin en iyisini yaptım.

Not: kameradaki tarih de gözüme sokulan şiş misali geçmişe ayarlı ama ben bunu gerçekten yeni ördüm!

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Aile

Bu akşam oğlum babasıyla evinde ilk gecesini geçirecek.
Bu önemli akşam için arkadaşım beni yanlız bırakmadı. Aile yemeğine çağırdı.
Ailesini benimle paylaştı....ne demiştim...Dostlar önemli.
Bir başınıza kaldığınızda, size sizi hatırlatırlar ve onlara minnetkar kalırsınız çünkü sevgi paylaşılması en zor şeydir ve birileri sevgisini sizin ile paylaşıyor ise, onları asla unutmazsınız.


Bu arada oğlum aradı, dişi çıkmış babasındayken. Bu haberi benim ile paylaştı ya...ben mutlu bir anneyim.

Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun!

Oğluma doğmadan önceden bile bu şarkıyı söylüyordum. Oğlum için:



Seni seviyorum çocuk demekten asla yorulmayacağım!

Başarılar

Geçmişimimden insanların bugünkü başarılarına çok seviniyorum. Bir arkadaşımın doktora yeterliliğini geçmesi, diğerinin yoktan var ettiği şirketini holding'e devretmesi, bi başkasının zor bir eğitimden geçerek gerekli yeterlilik belgesini kazanması ....
Yakında bu arkadaşlarımdan bir tanesi önemli bir toplantısı için büyük şehir İstanbul'a gidecek. Hazırlıklarını anlattı bana, yaşadığı zorlukları, giyeceklerini, nerde kalacağını, kiminle buluşacağını...içimdeki anne yine ele geçiriyor tüm bilincimi. Arkadaşımı pazar gecesi sütünü içirip erkenden uyutmayı, sabah arkasına su dökerek dualar ile yolcu etmeyi, hatta hatta takımını üstüne gidiğinde kesin ağlayacağımı bildiğim için çantama mendil koymayı ve o şekilde dimdik dünyaya karşı dururken fotoğrafını çekmeyi istiyorum.
Bu tip takıntılı duyguları annemin akademik kariyerini duydukça, kardeşim FİZİK Doktorasını tamaladığında, diğerinin Milano'da büyük bir tasarımcı firmasında çalıştığını öğrenince, arkadaşlarımın işlerindeki ve evlerindeki başarılarını duydukça hissediyorum. O anlarda hep orada olmak cebimdeki mendille burunlarını sümkürtmek, saçlarını yatırmak, kravatlarını düzeltmek istiyorum....kendi evim olduğunda bu insanların fotoğrafları ile dolduracam duvarlarımı ve haftabaşında iş görüşmesine giden arkadaşım gibi tüm bu insanların hepsinin birer kahraman olduğunu anlatacağım oğluma. 
 
Ve bir gün oğlumun başarılarında gerçekten burun deliklerini kontrol edeceğim, sahneye çıktığında burnunda sümük olmasın, saçı düzgün taranmış ve tırnakları kesilmiş olsun! Annesi öğretmemiş de dedirtmem :)

6 Mayıs 2011 Cuma

İlan

İnternet almak için fatura ve kimlik beyan etmek zorundaydım...ettim. Fakat bağlanamdım. Meğer kimlik ile faturadaki soyisimleri farklı olmayacakmış.
Bana hattı satan bayiiyi aradım benden illa boşanma belgesi istediklerini söylediler. Dedim, söyledim defalarca...mahkeme açıklamamış olsa nüfusum değişmez...kimliğime bak diye; kabul etmedi. İçimden bağırdım ona "Beni oraya yollama ne olur!" ama duymadı ve oğluma Google Earth sözü verdiğim için paşa paşa yollandım adliyeye. Beklediğimden daha çok acı verici bir deneyim oldu...

"Dava numarası ne?"
"Davacı kimdi?"
"Ne için lazım?"
"Burada mı boşandın, bu şehirde, bu binada, bu mahkemede?"

("Mahkemede mi boşandın?" sorusu tuhafıma gitti. Başka nerde boşanılır? Denizde kaptan evlendirir de havada pilot mu boşar? Ne demek ya? Yabancı mı sandı beni de konsolosluk mu düşündü? aklım almadı valla)

Dönüşte de bu şarkı....







Bu arada çok sevgili arkadaşım bana bu gece için battaniye ödünç verecek ama oğlum yine de kaçamayacak...sıkıştıracağım onu ben!
Dostlar olmadan Bekar anne olmak çok zor. Destek sistemi şart!

Not: Patronum bugün telefonda benimle konuşurken çişini yapıyordu, konuşmanın sonuna doğru sifonu çekti...kaygılanıyorum...oğlum haklı! (yat uyu bişi olmaz)

Not2: Eski eşler yeni dost olur mu?

Şarkı listesi

Aşağıdaki şarkı listesindeki şarkılar çok güzel!
(Bunlardan anlam çıkarabilme lüksüm olsun isterdim sanırım. Yoksa erken mi? Evet erken sanırım...Hayal kurmak gene de güzel)

  • Zero 7-Sommersault
  • Air-All I need
  • Angus&Julia Stone-Paper Aeroplane
  • Andre 3000 (feat. Norah Jones)-Take off your cool
  • Florence and the Machine-Halo
  • Eddie Veder-Guaranteed
  • Snow Patrol-Chasing Cars
Bu şarkıyı da çok sevdiğim bir arkadaşım inşallah sevdiği kadın'a piyanoda çalacak bir gün!

Yat uyu ... bişi olmaz

Dün bütün gece çalıştım...Hıdırellez idi ve Hıdırin geçişini iş yetiştirdiğim için kaçırdım ve belki de bütün yıl boyunca tercüme yapacağım, hıdır dede böyle olmasını istediğimi zanedecek şimdi!!!!

Bütün gece dediysem saat sabaha karşı 5'e doğru yattım...tabii 5:30 da çalan saati kapattım, bir güzel yastığımın altına gizledim ve boşandığımdan beri oğlum ile paylaştığım yatağımın (hayır burada yanlış anlaşılmasın gidenin yerini doldurmak gibi bir kaygım yok, sadece pratik oluyor!) derinliklerine daldım.
Sabah 7 civarında bir ses....

"Anne ben tuvalete gittim ama rüyaymış"
Akşam yemeği köfte (hazır tabii) ve arkasından bardak bardak su.

Evet kabul ediyorum berbat bir anneyim

"birşey olmaz oğlum bu tarafa gel uyumaya devam edelim" dedim

2 sn sürdü...ani kalkış, koşturmaca, duş, çamaşır ve okula geç kaldık tabii...

Bu akşam yorganımız yok, yatağımızda ıslak...ama mutluyum çünkü salondaki yer yatağında yatacağız birbirimize sarılarak...hayır canım... alışkanlıktan değil sarılıp uyumayı istemem...ısınmak için. 

Oğlum sıkıştırdın çok anne dese bile kaçamayacak benden!

Kedi ayaklarımızın dibinde uyurmu bu akşam acaba? (Genelde ikimizin arasında yatıyor da!)




Not: Bu arada işler tabiki bitmedi. Benimle işyerime gelene oğlum, öğlen Etüde giderken artık bu işte çalışmamı istemediğini söyledi!! Sanırım bende istemiyorum.

5 Mayıs 2011 Perşembe

Somewhere Over The Rainbow: Umut Şarkısı :)




Sanırım tatile de ihtiyacım var!

Neden sorun olsun ki?

11 yıllık bir evliliğin yıkılmasından sonra toparlanmaya çalışıyorum. Evlendiğimde 20 yaşındaydım, sadece 20...küçücükmüşüm. Evliliğim yıkıldığında daha büyük daha olgun ve daha anneydim. Evliliğim yıkıldıktan 3 sene sonra da devam ettim evli kalmaya. Çok seviyorum oğlumun babasını ama bu şu anda anlatmak istediği bir şey değil. Ayrılalı 1.5 ay oldu sadece, boşanalı 1 ay! 13 yıllık bir beraberlikten sonra zor tabii...hele hele ilk defa yalnız kalıyorsa insan...

Bekar anne neden sorun olsun ki? Biz kadınlar zaten çocukların tüm ihtiyaçlarını tek başımıza karşılamıyor muyuz? Evin işi, çocukların oyun saatleri, kreşe ve okula götürüp getirmek, aşıları, kusmukları, parmağınızı minik burunlarına sokup sümük temizleme çabaları....babalar nerede tüm bunlarda? Sadece "baban duysa çok kızar" cümlesindeki kızgın babamı? Arada bir canı istediğinde evin işine yardımcı olan baba mı? Yoksa balık tutmayı, havuza atlamayı, kayalıklara tırmanmayı öğreten baba mı? Baba bu işin neresindeydi ki? Neden sorun olsun ki bekar anne olmak?

Baba var olsun yeter.
- "Anne babam çok mu uzakta yaşayacak?" 

Anne nasıl olsa çözüyor sorunları...folklor dersi parası, yıl sonu gösterisi, arkadaşının doğum günü hediyesi, doğum günü pastası, gece yıkanıp sabaha kurumayan formanın okula yetişmeye çalışırken alelacele kurutulması (bu iş için ütüyü değil, saç kurutma makinesini deneyin), gece su getirilmesi...

-"Anne o hiç komik değil" ve "babamın zeka puanı benimkiyle aynı yani 100...sen 90!"

Zeki olmaya vakit mi bıraktınız be annem! 
Demek ki ne olursa olsun, evdeki tek, daimi ebeveyn olmak sorunmuş...canı istediğinde!