10 Aralık 2011 Cumartesi

Hava Ne Kadar Kuru Dedim, Yağmur Yağdı!

Allahımmmm.....
Benden daha salak ve şapşal birini tanımadım. 

Şimdi salı günü erkek arkadaşım uzun zamandır planladığı tatiline çıktı. Bende havaalanına bırakmayı teklif ettim. Arabasını annesinin evine bırakacağından önce annesinin oturduğu yere gittik. Ben arabamda beklerken bu çıktı, gel diye işaret etti. Aklımdan geçenleri tahmin edemezsiniz. "Ya saçımı taramamıştım, kokuyor muyum acaba" diye düşünürken kendimi annesinin elini öperken buldum. Çok tatlı ve içten gülümseyen gözleri vardı ama ben eminim ki yüzümdeki şaşkın ve şapşal ifademe gülüyordur. "Sizde mi gideceksiniz" dedi, "Yok hayır ben gitmiyorum" dedim ama içimden de konuşma devam etti "ya çalışıyorum hem bu kadar büyük bir tatil için şu anda erken, ayrıca onun biraz benden ve buradan uzaklardan yalnız başına vakit geçirmesi gerekiyor" v.s. v.s. 
Derin bir sessizlik. "Sağlığınız nasıl" desem, yaşlı olduğunu için hasta olması zorunlu olduğunu düşündüğümü ima ediyorum diye düşünmesi istemedim sustum. "Bu köpeğiniz çok tatlı ben bayılıyorum buna" desem "ben yokken oğlumla evime gelecek kadar utanmaz" demesini istemedim sustum. Erkek arkadaşım da bu arada içerilere kayboldu. Ben bu sırada küçüldüm, küçüldüm, utandım, heyecanlandım ve aklımdan tek geçen şey "Allahım ne olur bu adamı rezil edecek, utandıracak bir şey söylemeyeyim, yapmayayım" idi. Ve bomba...Döndüm, yüzünde güzel gülümsemesi eksik olmayan annesine "Hava ne kadar kuru" dedim... ve o anda yok olmak istedim! KURU MU???? HAVA KURU NE DEMEK YAA!!! Sağ olsun, kibarlığından bana "Evet alışmışız rutubete" filan dedi ve tam o anda arkadaşım geldi ve gitmek için bahçeden çıktık. Biz arabaya binerken "Yine gelin" dedi ama Tanrım, kim bilir neler düşünmüştür. Hava raporu sunucusu ben, arabama bindim ve aklımdan oğlum benim gibi şapşal birini eve getirse ne yaparım acaba diye düşündüm!

Bu arada amcasının elini zorla öpmeye çalıştığımı anlatamıyorum bile! Daha doğrusu onun "öpme" dediğini duymadım ama duyunca da çok utandım çok, kafamı bahçe duvarına sokmak istedim.
Ertesi gün, sevgilim dünyanın öbür ucunda, henüz gün doğmamışken ben gözümü açtım, pencereden baktım ki yağmur yağıyor. Kendimi aylardır yatak yaptığım üçlü koltuğuma geri atıp koltuğun açılıp beni yutmasını bekledim, olmadı tabii öyle bir şey. Koca kafamı kaldırıp güne başladım!

Bu da bu haftaki dans müziğim:


Sevgilim gittiğinden beri hastayım. İlaç kullanıyorum, burnum akıyor, sivilcem var kocaman, dudağımda uçuk ve gözümde gözlüklerim. Arkadaşıma sabah resmimi yolladım. "Bayılıyorum kadınların bu sevgili gidince kendini salma hallerini" dedi. Özellikle salmadım kendimi. Bu sene hiç olmadığım kadar hastalandım. Bıktım artık!!! Ama arkadaşım Nen haklı, süper rahat bir durum bu. Dün oğlumun çok sevdiği pastırmasından bir dilim bile yedim!

Ama özledim.
***********************
Doğurmam gerektiği fikrini beynime yerleştirmeye çalışan ürolog; normal doğum yapmamın zor olduğunu, sezeryanın ise sıkıntılı olacağını söyledi. Benim doğum yapmam gerektiğine inanıyor ama sanırım bu durumda seçeneklerimin arasında bir tek mitoz kalıyor, onu nasıl yapacağımı da söylemiyor!!

1 yorum:

  1. Teyze iyi toparlamis seni hava kuru haha heyecan iste naparsin

    YanıtlaSil