23 Kasım 2011 Çarşamba

A = Anne, Aptal, Atak, Ah Almak ...


Annem benim aptal olduğumu söyler durur. Buna da yeni başlamadı. Ben kendimi bildim bileli; hep aptal, paspas ve kendimi insanlara kullandıran bir geri zekalı olmuşumdur onun gözünde. Asla ama asla benim insanları seven bir insan olduğumu kabullenmedi. Asla benim insanlara yardım etmekten mutluluk duyduğumu, aptallık derecesinde bile olsa birileri için bir şeyler yapmanın bana hayat enerjisi kattığına inanmadı. Asla kimseye yük olmayı istemediğimi anlamadı (keza ona hep yük olmuştum çocukluğum boyunca). Haklı olduğu zamanlar da çok oldu. Bazen insanlara hep bir şeyler verdiğim için çok sık kullanıldım, mesela okulda arkadaşlarım beni sadece ders çalışmak istediklerinde aradılar. Çoğu zaman kullanıldığımın farkına varmadım ama bu asla yaptığımın aksini yapmama yol açmadı. Elbette ki kendi sınırlarım var, kendimi korumak istediğim noktalar ve bunları da koruyorum ama lütfen...aptallık? Gerçekten mi? Bir anne bunu kendi çocuğuna nasıl aşılar yıllar boyunca. Daha bir hafta önce kendisine, bu yaşımda bile bana bunlar söylemesinin beni ne kadar çok etkilediğini anlatmaya çalıştım, dinlemedi bile! 
Bugün oturduğum ofisin yakınlarındaki 2 bina manuel olarak milim milim yıkım'a hazırlanıyor (veya büyük tadilata giriyor) ve makinelerin sesi sinirlerimi bozuyor. Tam bu sinir bozukluğumun üzerine annemden gelen bir e-posta günümü iyice sinir bozucu bir hale soktu! (E-postanın kendisi değil, sonunda söylediği)
Annem, haklı nedenleri ile, bıraktığım kariyerime başka bir şehirde devam edebilmem için imkan sunan bir ilan yolladı bana. Kabul etmeliyim ki çok istediğim, sevdiğim ve beni tanımlayan ve tamamlayan bir iş ama maaşı şu anda kazandığımın yarısı. Hali hazırda oğluma ve kendime ancak yetişiyorum. Oğlumun eğitimine istediği gibi özel bir kolejde devam etmesini sağlarsam; bugün aldığım maaş yetersiz gelecek ama belki 1-2 sene sonra yetecek yani iyi bir geleceği var. Bu işimi bıraksam araç ve benzin gibi imkanlarımdan da vazgeçmek zorunda kalacağım ve kabul etmeli ki araba çok büyük bir artı! Yapmak istediğim işe geçsem, param daha az olacak ama zamanım çok olacak ve o işe bundan daha fazla saygım olacak. Yani kısacası, zor bir ikilemdeyim ama komik olan ben bu ikilemi kafamda silmiştim haftalar öncesinde. Bıraktığım kariyerimi hatırlamamaya çalışıyor, şu an ki şirket işimde gayet başarılıyım hatta yaptığım bu işi özel olarak, kendi kurduğum bir şirkette devam ettirmeyi hedefliyordum. Planım çok netti.  Çok çalış, para kazan, çocuğuna ve annene para biriktir!
Sonra da annem girdi bu tabloya ve elindeki fırça ile tüm resmi değiştirdi yine. Bana ilanını yolladığı şehir çok güzel bir şehir. Eğitim imkanları olan, sosyal imkanları olan ve kariyer imkanı olan bir yer. Burada istediğim işi yapabilirken, kariyerimi geliştirmek için gerekli eğitim imkanlarına da sahip olabilirim. Bu da yetmiyormuş gibi eksik kalan parayı bile tamamlamayı, yani bana maddi olarak bakmayı bile teklif etti annem! Her ne kadar nazik, iyi niyetli ve sevgi dolu bir teklif olsa da; annemden para almam. Ben daha fazla nasıl kazanırım da hem ona emekliliğinde hem de oğlumu eğitimi boyunca daha rahat nasıl yaşatırım diye kendimi bu işime adamışken, ondan para alma fikri beni çok üzüyor! Kızıyorum da çünkü yıllar boyu çok ama çok çalıştım ve çok kazandığım zamanlar da oldu ama geçmişte evli olduğum adam çalışmadığı için hep borç ödedim ve bu yüzden de birikimim olmadı ve annemden şu yaşımda "ben bakarım size" cümlesini duymak zorunda kaldım, duymamalıydım kimseden, annem bile olsa! Benim ona bakıyor olmam gerekmezmi? Haydi geçmişi sildim, sonuçta benim hatamdı tüm o durumlara ve o insana katlanmak ama 32 yaşıma gelip, annemden aylık olarak para almayı kabul etmemem ona göre saçma çünkü o her ne kadar bana destek olduğunu düşünse de, benim bunu reddetmemdeki sebebi benim aptallığımdan olduğunu düşünüyor! Kabul edersem teklifini ve ilan'daki şehir'e taşınırsam akıllılık yapmış olacağım. Halbuki istiyorum ki kazandığı paranın her fazla kuruşunu biriktirsin, kendi emekliliği için. Artık o bana bakmasın, ben ona bakayım! Ama o bu niyetimi aptallık olarak değerlendiriyor. Bense sadece sorumlu olmaya çalıştığımı düşünüyorum. Aptallık çok büyük ve ağır bir kelime değil mi bu durumda?
Kendisine isteklerimi açıklayan bir cevap yazdığımda da "göreceksin oğlun da senin gibi annesinin sözünü dinlemeyecek" diye beddua ediyor!  Bende oğluma bazen çok kızıyorum ama dinliyorum onu. İstemediği zaman bir şeyi, isteksizliğini aptallığına değil, karakterine veriyorum. Ben bunu da mı yanlış yapıyorum?
Gerçekçi ve pratik olmayı istiyorum. İstediğim işi yapmak için şehir değiştirmek, annemden para almak, zıplaya zıplaya eğitimimi tamamlamak kolay olurdu ama burada kalmam için de çok sebep var! Evet annem haklı, belki de aptalım. Zor olanı, geleceği belli olmayanı ve belki de bir hayali kovaladığım için kocaman bir aptalım! Pratik düşünmeye çalışıp, insanlara gereğinden fazla önem veren küçük kafalı bir paspasım. Ama bu benim. Aptal Mina!! 

Bu aralar pek yazamıyorum. Aslında anlatacak da çok şey var. Mesela en son yazımdan sonra ciddi bir panik atak geçirdim ki çok olmayacak bir yerde, zamanda ve durumda oldu. Panik atak zaten geliyorum demez tabii, adı üstüne atak - attack! Ama çok zayıf bir anımda ve gayet de topluluk önünde oldu. Haliyle rezil oldum, o kadar ki bu konuda konuşmak bile canımı acıtıyor. Panik atak geçiriken aptallaşıyorum, annemin öngörüsü tam anlamıyla gerçekleşiyor.

Ben de ne yaptım.... kendimi iyi hissetmek, değişiklik yapmak için saçlarımı kestirdim ve boyattım. Çok kadınsal bir hareketti ama bunları yaptığım gün gerçekten de iyi geldi bana. Olay şöyle gelişti. 
İş yerinden bir arkadaşım (ki kendisi erkektir ama çok bakımlıdır - tam bir balık burcu) tutturdu kuaföre git, kuaför Ali en iyisi diye. Belime gelen saçlarımın bana cadı görüntüsü verdiğini söyleyerek çok da dalga geçti. Hatta bir ara kendi götürmeyi bile teklif etti. Bende cuma günü işten erken çıktım, oğlumu önce doktora götürüp uzun zamandır geçmeyen öksürüğünün sebebinin tespiti için kan testi yaptırdım. Ardından yüzme kursuna gitmesi için arkadaşına bıraktım. Sonra da kuafördeki randevumu beklemek için bir yerde kahve içtim. Kahvemi içerken fal baktırır mısınız dediler, e iyi madem dedim bende. İnanırım fal'a, büyüye. Tehlikeli işlerdir! Genç bir adam aldı eline fincanımı, açtı önüme kağıtları başladı anlatmaya. Anlattıkları da doğruydu ama işin özünde dediğine göre benim enerjim çok yüksekmiş, olacakları gerçekten de hissedebiliyormuşum. Hatta ve hatta bana kötülük yapanlar, ahımı almaya görsün başlarına kötü şeyler geliyormuş... hatta eski koca ahımı aldığından sürünüyormuş maddi olarak bu ara! Daha da çok sıkıntı çekecekmiş. İstemem tabii sıkıntı çekmesini, neticede oğlumun babası ama çekiyormuş işte! İstemeden de olsa yapmışım!
Bunu benim için ilk söyleyen kişi bu metroseksüel falcı değildi. Bir gün iş arkadaşımın odasında çalışırken patronum içeriye dalmış "Dikkat et, bu kızın ahını alma" demiş, benimle dört yıl boyunca uğraşan, taciz eden ve yeni işten ayrılan bir adamın, ayrıldıktan sonra başına gelen türlü kötülükleri anlatmıştı.Yaşadıklarımı da bildiği için nedense benim beddua ettiğimi düşünmüştü!
Beni bilen de bilir, kimse için kötüyü isteyemem ama farkında olmadan kızmışımdır, içimden küfür etmişimdir mutlaka. Kolay kolay vazgeçmem kimseden ama belki de kızınca atak geçiriyorum, ah-atak! Panik atak gibi nereden geldiği belli olmayan ve sonu gelmeyecek bir atak!
Metroseksüel falcımın dediklerinden bir ders çıkardım. Hayır, vudu bebeği yapmadım ama hayatımın kontrolünün elimde olduğunu hatırladım. Geçmişteki olayların bende travma yaratmaması için düşüncelerimi sakinleştirmeye çalışıyorum ve belki de o gün ve onu takip eden, ofiste yaşadığım son panik ataklarımdı. Fal-terapisinden sonra tekrarlamadı! 
Belki de kuaför haklıydı, kafamdaki saç fazlalığı gidince biraz aklım ferahladı!!
Sebebi her neyse; aptal da olsam, nevrotik de olsam hislerim güçlü! benim olduklarına göre de benim yönlendirmem de mümkün olmalı. Belki de panik atak da annemin ataklarından? Belki de erkek arkadaşımın dediği gibi, annem haklı ve ataklarımın tek sebebi ben ve benim insanlar konusundaki aptallığımdır! Hayatımı düşünceler ve sorular ile fazla kalabalıklaştırıyorum. Belki de kolay olanı seçmeli! Ne dersiniz?

1 yorum:

  1. şehir değiştirmek istememende erkek arkadaş faktörü de biraz etken sanırım ;)

    YanıtlaSil