17 Ekim 2011 Pazartesi

Sırlar

Bir sır vereyim mi?
Ben bu iş te berbatım.... annelik işinde.
Oğlum hergün süt içmiyor, sebze yemiyor, meyve de. Yapmaya çalışıyorum sebze yemeklerini ama Etüd'de yiyormuş sebze, et vermiyorlarmış ve bundan dolayı da akşamları evde et yapmamı istiyor. Dün içi basmati pirinç dolu pırasa yemeği yaptım ama... çok postmodern bir yemek oldu, oğlum da yedi ama ben bunu hep yapamam! Sonra, ödevlerine bakıyorum, bakıyorum anlamıyorum! Dün çarpım tablolarından 7'yi öğrenmesi gerekiyordu, internetten baktım sonra da babasını aradım "senin işin ne, sen öğreteceksin matematiği beni bulaştırmayın" dedim.
http://www.google.com.tr/imgres?
Ama mesela oturttuğum bazı alışkanlıkları var: her gün banyo yapmak, yemekten sonra sofrayı toplamak, ödevi akşam olmadan ve cuma günleri tamamlamak ve, ve....mmm sanırım bu kadar. E, daha 8 yaşında yeterli değilmi? 
Bir sürü annelik blog'u var, okuyorum ve yazarlarını acaip derecede taktir ediyorum, ediyorum etmesene de sonra birde komplekse giriyorum...insanlar organik gıdalar ile besliyor çocuklarını, organik kıyafetler giydirip, organik deterjanlarla yıkıyorlar! Ben yapamıyorum, istiyorum ama yapamıyorum. Yemeği pazardan aldığım taze sebzeler ve kasaptan aldığım tek porsiyonluk etler ile hazırlama süresi 15 dakikayı geçmeyen zamanda pişiriyorum. "Süt içççççç" diye bağırınıyorum ama peynir yemiyor diye zorlamıyorum "ilaaaaa yeeee" diye! Yapamam gereken esasında o mu acaba diye düşünüyorum sonra her akşam!
Sonra akşam yemeğinde sık sık TV izliyoruz, bir yandan konuşuyoruz da ama TV izliyoruz. Sevdiği programların tekrarlarını izlemesine de izin veriyorum. Bazen belgesel de izliyoruz ama zaten günlük yarım saat olan TV süresinde de her zaman zorlamıyorum belgesel izlenecek diye, yazık diyorum "onun de eğlenmeye hakkı var".
Zorladığım şeylerden biri kitap okuması diğeri de ev işi. Ev işinde yardım konusunda da bir hayli tartıştım kendisiyle, sanki çocuk işçi çalıştırıyormuşum gibi davranıyor o konuda çünkü...."sen bana çamaşırları astırıyorsun, ben yoruluyorum" diye bağırınıyor! Sanki hergün çamaşır asıyor paşam. Beni ilgilendirmez "bu evde beraber yaşıyorsak sende katkıda bulunacaksın" diyorum sallamıyorum kendisini! Sonsuza kadar 8 yaşında kalmayacak ya, şimdiden öğrensin diyorum!
Belki de en büyük berbatlığım, oğlumu babasından ayrı büyütüyor olmam...bilemiyorum!
Şu saatten sonra da kendimi değiştiremem. O mutlu bir aile de büyüsün diye çok bekledim, çok uğraştım beceremedim.

EVET!!! Ben berbat bir anneyim ama oğlum asla ona duyduğum sevgiyi sorgulayamaz! Ona hayatta edindiğim en önemli derslerden birini öğretmeye: kendi hayatımın sorumluluğunu kendim almak! Bu dersi zor edindim ve buna göre yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatmama gerek yok herhalde!


Şimdilik bu kadar! Çalışmam gerekiyor :)) Bir şarkı:



4 yorum:

  1. Anne bloglarını okuyunca neler hissettiğini çok iyi anlıyorum. Gerçi ben işin maddi kısmından sıkıntılıyım. Ben de istiyorum onlar gibi "tam zamanlı anne" olmayı, yardımcım evimi temizleyip organik gıdalarla yemeklerimizi hazırlarken ben de oğlumla gezeyim/evimize oyun saatine arkadaşlar gelsin/oğluma ayakkabı alacakken 50yere bakıp hem ucuz hem sağlamını bulmak zorunda kalmayayım oğlumun beğendiğini alayım/starbucksta kahvemi keyifle yudumlarken ipadimle blogumu yazayım, yılda birkaç kere abd'ye gidip ordan oğluma ciciler alayım..

    Şu anda fevkalade dibe vurmuş haldeyim. Aralığın sonuna kadar ücretsiz izindeyim ama sanırım daha erken başlamam gerekecek. Annem bana hiç bir harcama yaptırmasa (her şeyi o ödüyor) kredi kartımdaki aylar öncesinden kalan taksitli borçlar kocaman bir kambur oldu sırtıma. Kardeşimin yurt dışı yüksek lisansı için biriken bankadaki paranın neredeyse tamamını yedik. Üstelik kardeşim bu sene üniversiteyi bitiriyor, normal şartlarda şu sıralar yüksek lisans için başvurulara başlaması gerekiyordu ama yapamadı. (ben işe başlasam da ona olan borcumu en iyi ihtimalle 2 senede ödeyebilirim) Kardeşim hayallerini gerçekleştiremeyeceği için çok suçluluk duyuyorum, kendimi tarif edilemez derecede berbat hissediyorum.

    Çok çaresiz hissediyorum. Her hafta loto oynuyorum. En fazla 2 tutturabiliyorum. 29 Ekim çekilişi için bir de milli piyango bileti aldım. Tüm ümidim ona kaldı.





    Bu arada RHCP iyi seçim ;)

    YanıtlaSil
  2. BB. Maddi durumunu düzeltmek için loto oynama, ümidini bilete de bağlama. Yaşadığın maddi sıkıntıları çok iyi anlıyorum. 13 sene boyunca bende yaşadım, oğluma süt alacak param olmazdı bazen. Hatta bir keresinde çok iyi hatırlıyorum ped'im yoktu (iğreneceksin ama) poşet ve pamuk ve ofisten aldığım tuvalet kağıtları ile ped yapmıştım kendime.
    Eğer bebeğe annenler bakabiliyorsa bir an önce işe dön. Eminim ki evde durdukça bu konulara çok fazla takacaksın çalışıyor olursan daha proaktif olacaksın.
    Umarım bilet sana çıkar tatlım, ama çıkmazsada kardeşinin ihtiyacı olsa sen de ona yardım ederdin. Hayallerimiz sevdiklerimizden önemli değil, o da master'ını Türkiyede yapar, doktorasını yurtdışında veya burs bulur. Ama eminimki yakında ödersin sen tüm borcunu.
    Lütfen pozitif ol. Herşey çok kısa bir süre de düzelecek. Şu anda çok başındasın yolu.
    Çok sevdiğim bekarannelik yapmış olan bir arkadaşım da aynı yollardan geçti, bende geçtim ve hala öyle. Babası hiç yardım etmiyor, ailem de yok burada...sadece arkadaşım var sıkıştığımda oğlumu alıp evine götürüyor, ben işten çıkıncaya kadar bakıyor vs.
    Zor ama destek olunca olmayacak birşey değil. Proaktif ol, bir an önce çalış. Anannesi var bakarsa bebeğe birşey olmaz. Sen çalış!
    Üzülme, kendini sıkma, bak gör çok güzel para kazanacaksın ve tüm borçların bitecek!!! Az kaldı.

    YanıtlaSil
  3. Piyango ikramiyesi bana çıkmadı :(

    Annem 1998'de göğüs kanseri oldu, sağ göğsü alındı, bu yüzden sağ koluna dikkat etmesi gerekiyor, ağır kaldırmaması lazım fazla yormaması gerek. Annemin 2088'de 2. kez gördüğü kanser tedavisinde de kemoterapi yüzünden el ve ayak parmaklarında his kaybı oldu. Hani uzun süre aynı pozisyonda oturursun da ayakların uyuşur, işte o uyuşukluk halinin devamlı olduğunu düşün. Nöropati deniyormuş, kaybolan sinir hücreleri yerine gelmiyor, bu yüzden o uyuşukluk hali (malesef) kalıcı oluyor. Ayaklarındaki uyuşukluk daha fazla terlik, ayakkabı giyerken çok zorlanıyor. Ellerindeki yüzünden bazen farkında olmadan elini yakıyor, bir şeyi tuttuğunu sanarken parmağından kayıp düşürüyor.

    Bu sebeplerden annem torununa bakmayı çok istese de bunu yapabilecek sağlıkta değil. Annemin kontrolünde oğluma bakacak birini bulmaya çalışıyorum, henüz bulamadım. Bebiş küçük olduğu için daha fazla ücret talep ediyorlar. Yatılı kalan Gürcü bakıcılar var, onlar biraz daha makul ücret alıyor, üstelik de evin her işini yapıyorlar ama şu aşamada o makul ücret dahi beni aşıyor.

    Bir arkadaşım "anne babanın çocuk üzerindeki sorumluluğu maddi olarak da ortaktır, bakıcı ücretinin yarısını da babasının karşılamasını talep et" dedi, bir deneyeceğim şansımı ama pek ümidim yok.

    Durum böyle yani.

    YanıtlaSil
  4. Anlıyorum. Evden yapabileceğin işler var mı peki? Bir bakalım etrafa...tercüme, özel ders v.b.
    Babaya sor tabii ama bilmiyorum...umarım şaşırtır seni, yardımcı olur.
    BB, gerçekten üzgünüm bu durum için. Umarım çabucak toparlanır maddi durumun. Hep sağlıklı olun da! Annen de savaşçı, sende...bu durumu da yenersiniz, eminim.

    YanıtlaSil