7 Eylül 2011 Çarşamba

Bekar Anne Olarak Rahat Etmek

Sıkça takip ettiğim ve çok iyi bulduğum Blogcu Anne sitesindeki bu yazı beni çok eğlendirdi. Şimdi belirtmem gerekir ki, evli olup da bekar anne kadar tek başına kalan kadın çok, hatta benim anne olmuş evli arkadaşlarımın bir tanesi eşinden başka bir ülkede yaşıyor ve arkadaşım küçük kızına tek başına bakıyor zamanın çoğunluğunda. Annemle babam evli olmalarına rağmen, babam ya çok çalışırdı ya da eve gelir gelmez TV'nin önüne atardı kendini bizimle hiç ilgilenmezdi.
Rahat etmek için telefon, televizyon, bilgisayar oyunu vs kullanan annelerin bu konudaki temkinli yaklaşımları, iyi niyetli ölçülü davranışları ve aşırıya kaçtığını düşündükleri zamanlardaki vicdan azaplarını çok iyi anlıyor ve saygıyla önlerine eğiliyorum. Bu konuda kendilerine karşı ukalalık yapmak istediğimden veya "vah vah benim durumum daha kötü" diye düşündüğümden değil ama tamamen bir de buyrun buradan bakın demek istediğim için açıklıyorum: oğluma bazen "oğlum NE OLUR otur televizyon izle bir süre, git bilgisayar oyna, BİR ŞEYLER YAAAAPPPPPP" demek zorunda kalıyorum. Rahat etmek için mi? Evet. Ama sadece ondan değil...çalışabilmek için, yemek yapabilmek için, uyumak için ve bazen de kendi düşüncelerimi duyabilmek için!!!
Benim bir bakıcım yok, annem, kardeşim veya anneannem de yok yakınımda oğluma ben çalışırken göz kulak olabilecek. Okul günlerinde okuldan sonra etüt merkezine gider oğlum ve benim işten çıkışımı bekler. Yaz tatillerinde de yaz okuluna vermeye çalışırım ama oradan da sıkılır ve benim yanımda olmak ister. Sonunda (sağ olsunlar patronlarımın da anlayışları sayesinde) genelde benimle ofis'e gelir. Bir oda da oturur resim yapar, oyun oynar, kitap okur ve bilgisayar oynayarak mesaimin bitmesini bekler. Bu arada da çok sıkılır veya bir şeyler anlatmak ister, yanıma gelir ve konuşur, soru sorar ve hikayeler anlatır. Elbette ki gönül ister ki dinleyeyim, cevap vereyim ama gerek işlerimin yoğunluğundan gerekse yaşı ilerledikçe ilgi alanlarının spesifikleşmesi ve benim tamamen kızlarla dolu bir ailede büyümüş olmamdan dolayı pek bir şey anlamam. Bugün mesela işten eve dönerken, kafamın içinde milyon tane düşünce, yapılması gereken işler ve planlamalar dolaşırken; oğlumun konuşası geldi. "Oğlum biraz düşünmeye ihtiyacım var beş dakika sen etrafı seyreder misin lütfen ben seninle birazdan konuşacağım" dediğimde bile "Hmm...bakıyorum, evet yol var, köprü var, tabela var, araba ne kadar komik" diyip durdu. Markete uğradığımızda, eve geldiğimizde hala bir şeyler söylüyordu. Çocuk haklı tabii...anlatacak, soracak, keşfedecek ama yetişemiyorum! Her saniye cevap veremediğim gibi, kafamdaki işleri ve soruları bir sıraya sokamıyor ve bunları çözememenin verdiği huzursuzlukla iyice dağılıyor ve yoruluyorum. Böyle anlarda "Al telefonumu, baksana şu oyuna" demek ve bir süreliğine de olsa ilgisini başka bir yere vermesini istiyorum. Eee kafa bu, durdurayım da çocuk uyuduktan sonra düşüneyim veya bana ne iş beklesin gece ilgilenirim diyemiyorum da!
Sadece ikimiz olunca ister istemez ilişkimiz bir hayli laçkalaşıyor. Okul açılsın artık diyorum kendime. Akşam olduğunda böylece birbirimizi çok özlemiş ve gerçekten de dinlemeye hazır bir mod da oluyoruz ki böyle günlerde bile birinin evde olmasını ve oğlumla biraz, birazcık, ben işin stresini üzerimden atıncaya kadar veya yemeği hazırlayıncaya kadar onunla konuşmasını istiyorum. Öyle biri de olmayınca TV açılıyor ve ben de ancak bu arada yapmam gerekenler yapıyorum. Keza bütün gün okulda veya etüd'de ders çalışmış, resim yapmış ve oyun oynamış bir çocuk illa ki bunlara doymuş olarak eve geliyor.
Birde çocuklarda bir "benimle oyna" durumu oluyor. Oğlum mesela onunla oyun oynamamı istiyor ama yapamıyorum çünkü oyunlarını artık anlamıyorum.
Bu beni kötü bir anne mi yapıyor? Hmm..emin değilim. Mesela bayram boyunca evdeydik ve kaliteli vakit geçirelim istediğimden devamlı bir şeyler yapalım istedim. Böylece bana doyacaktı ve beni kış dönemi iş yoğunluğumdan dolayı bekleyen yoğun koşuşturmacılı günlerimde onunla yeterince vakit geçirmediğimi düşünmeyecekti. Ama tabii ki bu da olmadı. İşe dönüşümün ikinci gününde benden izin alıp eve erken dönmemi istedi. Ne yazık ki genelde ziyaret ettiği arkadaşı da yoktu ve bu yüzden sıkıldı da sıkıldı!
Bu durumda yapacak tek şey kalıyor, bilgisayarda oyun veya film!
İster tek başınıza bu işi yapıyor olun, ister evdeki baba ile! Hepimizin de rahat etmek için zaman zaman çocuklarımızı konvansiyonel olmayan yollarla oyalaması gerekiyor ve inanın yaşları büyüdükçe, oyalamak zorlaşıyor. Gönül ister ki mükemmel bir dünyada yaşıyor olalım ve sonsuz bir enerjimiz olsun ama bu hiç de mümkün değil. Belli bir noktadan sonra, kahve bile enerji vermiyor! Evet, vicdan azabı çekiyoruz çocuklarımızı yetiştirirken yaptığımız bazı şeylerden...evet, çok TV seyrediyorlar veya asla izin vermeyeceğim dememize rağmen bilgisayar oyunları oynuyorlar ama ben açıkçası başka çözüm bulamıyorum. Varsa bilen lütfen söylesin!

10 yorum:

  1. yazınızı okuyunca gelecekteki halim gözümün önünde canlandı. ben daha annelik sevincimi doğru dürüst yaşayamadan, oğlum daha 1 haftalıkken bekar anne statüsüne geçtim. oğlum şu anda 6 aylık. her şeyle tek başıma başa çıkmam gerektiğini bildiğimden doğum sonrası depresyonuna girmeye bile vaktim olmadı, sanırım bu iyi bir şey:) ama bazen tükendiğim anlar oldu, uykusuzluktan çatlamak üzereyken veya oğlumu tüm gün kucağımda alışveriş poşetleri ve kocaman "attaa" çantamızla taşırken belim koparcasına acıdığında dayanmaya çalıştım, allah bu zamanlar için sabır verdi. ama hep bu kadar güçlü olabilecek miyim bilmiyorum. oğlum için çok hayal kurmuştum hamileliğimde, tüm anneler gibi. bu hayallerimin bir çoğu gerçek olamayacak, oğlum benim büyürken sahip olduğum imkanların çoğuna sahip olamayacak. mesai kavramının az geldiği bir işte çalışıyorum, nöbetçi olduğumda tatil günleri bile çalışmam gerektiğinde bunu oğluma nasıl açıklarım bilemiyorum. onu spor yapması için antrenmana veya bir müzik aleti çalabilmesi için derse götürebilecek miyim, başlasak da istikrarı sağlayabilecek miyiz bilemiyorum. birlikte çalıştığım iş arkadaşlarım patronlarım bana anlayış gösterecekler mi bilemiyorum. aklımda çok fazla soru işareti var ama hala ümitliyim bu sorunların hepsinin üstesinde gelebiliriz umarım :)

    YanıtlaSil
  2. Sizi cesaretiniz için taktir ediyorum. Bence doğum sonrası depresyona girmemenizin sebebi tek başınıza olduğunuz için güçlü olmak zorunda olduğunuzu biliyor olmanız ve evet bu süper bir şey  ben denedim (doğum sonrası değildi ama) depresyon tamamen vakit kaybettiren, gereksiz bir şey!!! Ben sizin gibi oğlum henüz bebekken bekaranne olmadım ama çok yalnız kaldım bu yüzden sizi bir bebeğe bekarannelik yapmanızdan dolayı biraz anlıyorum. Benim atta çantam orta boy kamp çantasıydı, hem bebek malzemesi hem de alışveriş malzemesi rahat rahat sığabiliyor ve kollar bebek için müsait hale gelebiliyor.
    Hayal kurma konusuna da gelince…evet hamilelikte kurulan hayaller gerçekleşmeyecek ama o kadar hormon karmaşası, unutkanlık, durup dururken ağlama nöbetleri, turşu ile baklava (bende aynı anda geliyordu) krizleri sırasında kurulan hayaller ne kadar mantıklı sizce  artık yeni hayallere gelecek sıra, daha gerçekçi, daha doğal ve daha güçlü hayaller. Sizin imkanlara sahip olmayacak ama cook güçlü ve her türlü şart’a rağmen mutlu olmayı bilen süper bir annesi olacak. İş konusunda da benim “rahat” noktasına gelmem 5 sene, 0 izin, oğlumla beraber gece yarısı ofis çalışmaları ve oğlumun ateşliyken bile ofiste ilacını vererek yatırıp toplantılara girmeme mal oldu…zor ama oluyor. Umarım size ve oğlunuza ihtiyacınız olan imkanları sağlayacak bir iş ortamında bulursunuz kendinizi. Zor olacak ama olacak ve olduğu zaman çok güzel olacak. Desteğe ihtiyacınız olduğunda yazabilirsiniz…eminim bir çözüm buluruz bir elden!

    YanıtlaSil
  3. teşekkür ederim :)
    blogunuzu Blogcu Anne vesilesiyle buldum, ve blogunuzu okudukça biraz daha rahatladım hafifledim. biraz destek olunca şu hayatta üstesinden gelinemeyecek çözülemeyecek ne var ki...

    YanıtlaSil
  4. bu arada, yorumlardaki yazı karakterini değiştirmeniz çok iyi olmuş :D

    YanıtlaSil
  5. Ya evet...bugün 20 yıldır bozuk olan gözlerim için gözlük bakmaya gittim de :)) gene masraf, gene masraf...vazgeçtim....en iyisi hayatı kolaylaştıracak mini çözümlerle adım adım başlamak değilmi...önce destekleşmek sonra da fontlar :))

    YanıtlaSil
  6. http://bekaranneyim.com/

    bak bu blog da çok güzel, nurturia'dan tanıdığım bir annenin.

    YanıtlaSil
  7. Ben de blogunuzu inceledim ve çok sevdim. Bekar anneler olarak hepimiz kendi yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Dayanışmamız ve birbirimize danışmamız lazım aslında. bekar anne kavramına sahip çıktığını için teşekkür ederim :) Bu arada logun nasıl takipçisi olucam bulamadım :) sevgiler.(bekar anne- mecburen anonim girdim :)

    YanıtlaSil
  8. :) Çok teşekkürler. BB sağolsun bende sizinkini buldum, çok sevdim ve sevindim.
    Takipçi olmayı da sanırım halettim, solda görünmesi gerekiyor.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. banu batu, bence en zor zamanlar fiziksel olarak insanın hayatını en çok zorlayan dönem yani 1,5-2 yaş öncesi. elbette onlara verebileceklerimize dair kaygı başlı başına bir mesele ama insanı tüketen bir şey değil. o parmakları, beli koparan poşet ve çocuk taşıma anları az beddua ettirmedi bana. ama her sorunda bi yol bulup üstesinden gelmeyi öğreniyor insan, zamanla azalıyor bu sıkıntılar bence. benim büyüdükçe rahatlayacağıma inancım tam, en azından paylaşabileceğimiz keyifli anlar, geziler, etkinlikler artacak, bize yarenlik edecekler..

    YanıtlaSil
  10. anneliğin sabrına hayran oluyorum. kendime de:) benim 3,5 yaşında ikizlerim var ve çok taze bir bekar anne olmama rağmen, öncesinde de tek başıma onlarla ilgilendiğim zamanlarım oldu... inanın ben ikizlerle nasıl idare edebildiğime bakınca kendime de hayret ediyorum. Bu küçük kadına ne güç vermişsin Allah'ım diyorum. Ama şunu farkettim, biz detaycı olan kadınlar acayip çözümler buluyoruz:) Örneğin sabahları okula giderlerken çocukları giydirme problemi yaşıyorum , tek başıma sabah onları hazırlamak o kadar zor oluyor ki... o zaman gece yatmadan ne giydirebilirsem giydirip öyle yatırıyorum, uyuduktan sonra da külotlu çoraplarını giydiriyorum, saçlarını at kuyruğu yapıyorum vs... İnanın evet işimiz daha zor belki ama olmayacak birşey de değil.. İnsan onlara bakabildiğini görünce de acayip bir özgüven geliyor güçleniyorsun ve ben daha neler yaparım diyorsun:)

    YanıtlaSil