10 Temmuz 2011 Pazar

Saturday and Sunday Blues

Koskocaman bir boşluk içinde yüzüyor gibiyim bugün. Öncelikli sebebi akşam üstü saatlerini evdeyken hiç sevmiyorum, moralim bozuluyor, aptal bir yalnızlık duygusu sarıyor ama bu yeni değil, hep böyle oldu. Evdeyken annemle babamın eve gelişinin yaklaştığı saatlerdi, korkumdan evi toparlayıp, kavga konusu olabilecek şeyleri ortadan kaldırdığım zamanalardı. Oğlum doğduktan sonra evde geçirdiğim bir aylık doğum sonrası süresinde bu saatlerde onunla yürüyüşe çıkardım. Hatta babası bizi bırakıp askere gittiğinde, o saatlerde evde olmamak için kendimi ya parka ya da babaannesine atardım. Çalışıyorken çok dert olmuyor çünkü ofiste her zaman yapacak çok iş var. Saat ne zaman 18:00 oldu anlamıyorum ve sonrası ise tamamen bir koşuşturmaca ile geçiyor: etüd'den çocuk alınır, markete uğranılır, evde yemek hazırlanılır, banyo, hazırlık, uyku...
Ama bu saatler...ah bu saatler evdeyken bitmek bilmiyor.
Filmlerde bu akşamüstü saatlerini renkler içinde çekiyorlar. Yeşil bir vadi, bağlara bakan bir tepenin üzerinden yayılan sarılı kızıllı güneş ışığı, fondaki ispanyol gitarı eşliğinde şaraplı peynirli bir geceye davet eder. İşte bu görüntüler beni hüzünlendirir. Bahçede oyun oynayan çocuk sesleri bile beni mutlu etmez bu saatlerde. İnsanların gözüne güzel gelen kızıllar ise benim içimi yakar.
Ama gece öyle değildir. Gece huzur verir bana, güven  verir. Evdekiler huzur içinde uyurken çalışmak, en verimli anlarımdır. İşler bitmiş, el ayak çekilmiştir. Hatta evin içine yayılan horultular ise evde birilerinin varlığını hissettirdiği için bana müzik gibi geliyor.
Gece kurulan sofralar da daha anlamlı geliyor bana, bereketi daha fazla. Çocukların gece halleri de daha uslu, en yaramaz hallerinde bile daha neşe dolu oluyorlar.
Güneşin batmaya başladığı an sihirli bir andır. Bir çok insan için günün bitmesidir ama benim için yaşam denilen mucizenin başladığı andır. Gündüz ise sonradan gelir. Zaten evrende de önce karanlıktı sonra ışık gelmemişmiydi? İnsan da önce karanlıkta kalır sonra ışıkla buluşmazmı? 
Gece her şehir güzeldir, gece tüm pislikler gizlidir. Havadan gördüğüm şehirler; İstanbul, Ankara, Antalya, Karaçi, Mumbai, Chicago, Atina, Londra...hepsi mucizevi yerlere benziyorlardı. Gündüzün karmaşasından uzak, ışıkların dans ettiği dünyalar!
Haftaya gece denize girmek istiyorum çünkü sahil kenarında geceyi çok daha fazla hissetmeyi seviyorum.

Bu da çok deli bir şarkı, Patti Smith kur mu yapıyor marş mı söylüyor belli değil ama ben çok seviyorum bunu! Tamamen ismiyle alakalı olarak burada :) ama ne kadar doğru değilmi, gece aşıkları ah!
Bir versiyonu da:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder