3 Temmuz 2011 Pazar

İç sesler, dış sesler ve ilişkiler

İlişkilerimde hep fazlasıyla verici olduğum için, rolleri hep kendi ellerimle değiştiriyorum. Doktor olmayı ve içimdeki verici, bakıcı, iyileştirici özelliklerimi gerçektende bunu taktir edecek insanlar için kullanmayı isterdim. Yanlış anlaşılmasın; kendimi yüceltiyor, melek sıfatını kendime yakıştırmaya çalışmıyorum. Bunun aslında ne kadar kötü bir özellik olduğunu ifade etmek istiyorum. 
Psikolog benim bu davranışım yüzümden oğlumun babasının kendisinin hadım edilmiş gibi hissettiğini, beni bu yüzden aldattığını ve evliliğimde bu yüzden başarısız olduğumu söylemişti! Ne komedi!
Tabii öncelikle iyi bir yönü var. Oğlum için hem anne hem de baba rolünde olabiliyorum…yemek yapan, boynu inci kolyeli, kabartma etekli 1950’lerde ki Amerikan ev kadını kadar dişi, bütün gün terli, küfürbaz, maço erkeklerin arasına girip ekmek parasını kazanmaya çalışan baba kadar da erkek olabiliyorum. Sorun yok, sanırım oğlum ona gerçekten de iyi bakabileceğimi biliyor. Tabii, ileride benim gibi bir kadınla evlenir de benim çevremdeki erkeklerin yaptığı gibi o da bu kadından korkar kaçar mı bilmiyorum.
Boşandıktan hemen sonra biri ile görüşmeye başladım. Çok erken diyen bir arkadaşım oldu, bu konuda beni destekleyen bir başka arkadaşım ama eminim ki bir kamuoyu yoklamasında çoğunluk çok erken olduğunu, benim kendi kendime kalıp kendimi tanımak için kendime vakit ayırmam gerektiğini vs söyleyecektir. Tanrım…ben zaten kendimi tanıyorum bu birincisi. Temizlikten hoşlandığımı, kitap okumayı sevdiğimi, yazmayı çok özlediğimi, yalan söylediğimde midemin bir avuç dolusu kuru nescafeyi kuru kuru yutmuşum gibi yanıp ağrıdığını, acayip huysuz olduğumu, çok sinirli ve hatta sinir problemim olduğunu, fazla detaycı, fazla panik, aptal bir espiri anlayışımın olduğunu vs vs vs biliyorum. Kendi kendime vakit de geçirebiliyorum. Elektriklerimin tamiratı, ödemelerin yapılması, işçilerle uğraşmak için de bir erkeğe ihtiyaç duymuyorum. Hatta beni rahatsız eden sapıklarla uğraşmak için erkek arkadaşlarıma bunu arayın da evde erkek olduğunu düşünsün demiyorum. Ben aslında tek başıma gayet mutluyum teşekkür ederim!
Ayrıca benim yaşadığım yalnızlığı benden ve tanrımdan daha iyi kim bilebilir ki. Yıllardır tek başıma olduğumu, evliliğimdeki problemlerimi, duygusal boşluklarımı, bocalamalarımı, bir süre yalnızlığımla baş edebilmek için her gün içtiğimi kim bilebilir ki…
Ve en büyük sorum: gerçekten de kendini çok iyi tanımak için, yalnız olmak şart mı? Eğer öyleyse Tibet’e gitmem gerekiyor. Ama birini tanırken, onun hayatını anlamaya çalışırken kendini de biraz daha iyi tanımaz mı insan? Yani illa biri ile beraberim diye her saniyemi onunla geçirip, bütün hayatımı ona göre düzenleyecek değilim. Hatta bence ilişkilerdeki en büyük problem bu: insanların bir birlerini varlıklarıyla boğması! Ne yani…2 yıllık evli bir insanın kendini tanımasına gerek yokmu, evlendi yada ciddi bir ilişkiye girdi diye dünya durdu, değişimler bitti mi??? Ama tabii ben kimim ki konuşuyorum, hele hele ilişkiler konusunda... neticede erkekleri hadım eden, beni aldatmalarına sebep olan davranışlarda bulunan, cinsiyetinin sorumluluklarını bilmeyen bir ucubeyim. HAH!
Gelgelelim verici olma konusunda. Geleneksel ilişki rolünde erkeklere biçilen roller çok zor ve bu yüzden ben ikimizi iki ayrı insan olarak görmeyi tercih ediyorum. Bu demek değil ki benim hormonlarım ve arada bir hanımefendi olarak görülmeye ihtiyacım yok. Çiçekler, mumlar, romantik yemekler, güzel olduğumu duymak, şişman olmadığımı duymak vs de çok güzel ama eğer karşımdaki erkek de bundan hoşlanıyorsa bende ona yapmak isterim. Ya da onun hoşuna giden maç izlerken ona hizmet edilmesi vs ise onu da yaparım. Ama arada bir benim de hesabı ödemem, güzel sözler söylemem benim de hakkım değil mi? Hislerimi paylaşamıyorsam ne anlamı var ki?
Peki…bir erkeğe çok güzel olduğunu söylemek çok mu yanlış? Güzel bir anda “tanrım çok yakışıklısın, çok erkeksin, heyttt koçumaa” demek daha mı doğru…yoksa olayın gerçekten güzel olduğunu hissedip “güzel” kelimesini kullanmak çok mu eblekleştiriyor durumu? Ya telefon konuşmalarını başlatanın devamlı kadın olması çok mu anormal?
Mssinglemama.com blogunun yazarına mail attım geçen hafta. Kendisine Türkiye de bekaranne olmanın getirdiği sıkıntılardan ve durumun günbegün düzeldiğini anlattım. Bu mailime sebep olan olay ise patronum bir muhabbet esnasında bana “benim dul kızım” diye hitap etmesiydi. Kadınların boşandıktan sonra, kocaları ölmüş gibi “dul” diye hitap edildiği bir geçmişe sahip milletiz. Ben bu durumun yeni kanunlar ve anlayışlar ile değiştiğini düşünüyordum ki, patronumun sözleri bana bazı çevrelerde benim dul olarak algılandığım gerçeğini gösterdi.
Neyse, blog yazarına bu durumu anlattıktan sonra durumun iyileştiğini, hatta benim bile biri ile görüşmeye başladığımı anlattım. Ama tabii, eninde sonunda kadınız ya, telefon konuşmalarını bir tek benim başlattığımı, onun beni aramadığını söylemeden de mailimi kapatamadım. (okulda bu konuda çalışma yapmıştık, erkekler sadece gördüklerini, kadınlarda yaşadıklarını paylaşırmış). Blog yazarı arkadaş ise, Türkiye deki bekaranne durumunu geçti bana aranmıyor olmamın kötü bir işaret olduğunu, bu adamın sadece beni kullandığını hatta sadece benim arıyor olmamın beni “bağımlı” gösterdiğini vs söyledi. Hatta bu durumu kendi de yaşamış, boşandıktan sonraki ilk ilişkilerinde hep fazla üstüne gitmiş çıktığı adamların vs.
Tabii bu tavsiyeyi okuduktan sonra bana panik bastı… eyvah ben ne yaptım. Çok sık aradım, hayır ya politika konuşmamalıydım, ya o mesaj…. ne gerek vardı o mesajaaaa…
Erkeklerin görevi ya aramak, hep üstte olması gereken de erkek, hatta ve hatta eğer birileri birilerine güzel olduğunu söyleyecekse; bu yine erkek olmalı!
Ben oğluma bile güzel olduğunu söylememeliymişim, çünkü anneme göre bu onu egoist yaparmış, kendi babam gibi devamlı kendini izlermiş aynada, ne kadar yakışıklı olduğunu söyler dururmuş büyünce! Tabii, buna karşılık bir kadının da kendini güzel bulup, kendisinin dünyanın en güzel insanı olduğunu düşünmesi ve güzelliğinin onu başarıya ulaştıracağını düşünmesi ise gayet normal karşılanıyor.
Ya biri güzelse güzeldir, değilse de değildir. Lütfen bunu söyleyebileyim!!
Tek arayan bensem, ben olayım… benden hoşlanmıyor ise, bunu bana söylesin ve bende aramayı keseyim.
Elbette ki benim de sorulmaya, aranmaya, sevilmeye, güzel bulunmaya ve evet, altta kalmaya da ihtiyacım var. Ama bunlara oyunsuz, plansız, programsız konuşarak, anlaşarak, tartışarak sahip olmak istiyorum.
Lütfen beni ara demem gerekiyorsa, bende bunu yapacağım. Aramak istiyorsam da arayacağım…
Tek dayanamayacağım şey, aptal yerine konulmak olur. İşte bu beni bir insan olarak çok kızdırır, bir kadın olarak da sonsuz cazgırlığımın ortaya çıkmasına sebep olur!
Ben en yalın halimle bir insan olarak, bir başka insandan çok hoşlanıyorum.
Erken veya geç olması umrumda değil. 15 kişiyle çıkıp her seferinde bu stresi yaşamak istemiyorum. Mutlu olmak ve hayatımda iyi insanların varlığı ile hayatı yaşamak ve tanımak, kendimi geliştirmek ve en önemlisi de iyi bir anne ve mümkünse bir yazar olmak istiyorum.
Sadece bu aralar pek emin değilim; gerçekten benden hoşlanıyor mu! Sanırım bir sonraki görüşmemizde bunu soracağım. Dedim ya, aptal yerine konulmak istemiyorum. Benim gibi hissetmiyor ise, benim onun hayatını işgal etmeye hakkım yok! Ama şunu biliyorum ki, onun benden hoşlanmasını gerçekten de çok istiyorum. 
Davranışlarım yüzünden de karşımdaki erkeğin kendini eksik bir erkek olarak hissetmesini, beni de daha az dişi hissettirmesini istemiyorum! Çünkü sonuçta, ben çevremdeki herkese hislerini, düşüncelerini, yemekte ne istediklerini, hangi filmi izleyebileceğimizi sorarak yaşıyorum hayatımı! Oğlumun yaz okulunu bile oğluşla tartışarak karar verdik. Bu adamla da bunu yapacağım. Ortak yaşam bence bu olmalı, birilerinin koyduğu kurallara göre değil, kendi istek, arzu ve ihtiyaçlarımızı paylaşarak ve anlatarak ancak sıkıntısız, rahat ve sakin bir yaşam kurabiliriz bence! Çocuklarımız, sevgililerimiz, arkadaşlarımız, komşularımız hatta patronlarımızla bile!
Yalnız, süpriz bir telefon görüşmesi, bir çiçek fena olmaz, bide el ele yürümek de güzel olabilir, hatta romantik bir yerde öp....tamam sustum!



Not: Çok da sık sil baştan yapmamaya, hep olanı yenilemek, keyifini sürmek, düzenlemek, düzeltmek ve tadını çıkarmaya...sağlığımıza :)

2 yorum:

  1. hem anne hem baba olma durumu var ya.. bedenim kendini bir hayli kaptırdı kendini. Babayı aratmayacak ölçüde tüylenmeye başladım :D (hala emziriyorum ya bir de regl olamadım daha hormonlar garip çalışıyormuş)

    Tüylenme bir yere kadar tamam da umarım oğlumun biyolojik babası kadar kıllanmaya gitmez bu durum :D

    YanıtlaSil
  2. Ahahah gitmez güzelim, senin emzirme işi bitsin bakarız bir çaresine :))

    YanıtlaSil