31 Temmuz 2011 Pazar

Arkadaşlıklar ve Daha Fazlası

No Strings Attached adında şirin ve Chick-Flick yada kız filmi denilen türde yeni bir film var. Filmi bilen bilir, bilmeyen de konusunu bilir. Genç bir çift vardır, arkadaşdırlar ama gün gelir aralarında fiziksel bir çekim olur ve sevişirler. Bu filmde esas oğlan esas kıza aşık olur ve esas kızda kendi içinde yaşadığı bağlılık problemlerini çözdükten sonra oğlana aşık olur ve mutlu bir hayatları olur.
Gerçek yaşamda ise hikayeler her zaman bu kadar basit değildir. Eğer taraflar gerçekten de yaşadıkları fiziksel ilişkiyi, olduğu gibi duygularını karıştırmadan yaşayabilecek umarsız bir tavır'a sahip değiller ise, mutlaka birilerinin canı yanar.
Cinsellik garip bir paylaşımdır. Bence insan beraber olduğu her kişide, her seferinde kendinden bir parça bırakır. Eğer yaşananlar sağlam bir temele sahip ise, her iki taraf da birbirinden bir parça alır ve bütünlük sadece şekil değiştirir. Aksi taktirde her giden parça ile kişi kendini biraz biraz eksiltir. 
Sleeping Alone II
Jieh Kim
Eski kafalı değilim bence. Bu konuda tamamen deneyimlerimden faydalanarak, izlenimlerimden yola çıkarak yazıyorum. "Bir tat, bir doku", farklı olanının getirdiği heyecanlar, deneyimler ilk başta çok heyecanlı görünse de aslında tamamen yanılsamadır. Anlık mutlulukların, ister cinsellik olsun ister duygusal, insanın kendinden kaçmak için yarattığı bahanelerdir. Arada saygı bile yoktur bu durumda. Sonunda taraflar yalnız uyanır ve bu yalnızlık başka kaçamaklara yol açar ve bu durum böyle sürer gider.
İnsanın değer verdiği, hoşlandığı ve aşık olabileceği (dikkat edin aşık olduğu demiyorum - keza seks aşık olma işleminin yalnızca bir parçası, aşık olmak için çok daha fazlası gerekir değil mi?) biri ile yaşadığı paylaşımların yerini hiç bir duygu alamaz. Onun kadar bütünleyici, insanı kendi ile yüzleşmesini sağlayan başka bir duygu yoktur bence. Herşeyden önce insanın kendini temiz ve değerli hissetmesini sağlar.
Belki yaşımın ilerlemesinin sonucu olarak bu düşüncem daha da çok yoğunlaştı. 
Bir arkadaşımın tek gecelik ilişkiler konusundaki tutum ve davranışlarını çok iyi biliyordum. Ona her zaman kendisini bu kadar kolay bir başkasına teslim etmemesini, ruhunu kirletmemesini söylerdim. Evlendikten sonra bile bu konudaki fikrimi değiştirmeye çalıştı ama farklı düşünemiyorum. Bu konudaki tutumunun onu ne kadar yıprattığını, o farkına varmasa da yalnızlık çekmediğini düşünse de, yapayalnız kaldığını gördüm.
Bu tip tek gecelik, duygusal bağ olmadan cinsellik kavramı içeren ilişkiler beni çok fazla rahatsız ediyor ve yaşlı bir babaanne gibi görünme riskine karşılık şunu söylemeliyim ki, beni huzursuz ediyor. Kafamda güzel ve temiz olanını kirletiyor, küçümsememe sebep oluyor ve ne yazık ki kalbimin sıkışmasına sebep oluyor.
Biri ile yatmanın illa o insan ile evlenilmesi gerektirdiğine de inanmıyorum. Tercihen insan ilişkisini mümkün olduğunca uzun yaşamalı, çaba göstermeli. Bunun sonucunda karşılıklı anlayış ve saygıyı da baz alarak hayatını birleştirmeli veya baktı olmuyor önce kendine sonra da karşısındakine saygısı için ilişkiyi bitirmeli. Ama sadece içgüdüyü tatmin etmek için tek gecelik ilişkiye girmek veya daha da kötüsü çözülmesi gereken duygusal ve/veya psikolojik sorunları göz ardı etmek için biriyle yatmak; sadece ruhunu karartmaktır.
Fiziksel çekimi, elektriği, heyecanı anlıyorum ama bence değmez.
Bugün Ramazan'ın ilk günü. Dindar bir insan değilim, hatta Allah ile aram olmasını istediğim kadar iyi de değil (tamamen benim yeterince çaba göstermememden kaynaklanan sebeplerden). Başka zaman yapmayanlara 1 ay için ekstradan düşünmeye fırsat yaratır Ramazan. Kendimi yemek ve içmekten mahrum ettiğim saatlerde sadece laf olsun diye aç ve susuz kalmak istemiyorum. Bu temel ihtiyaçlarını karşılayamayanları düşünmek istiyorum. Sadece öyle olması gerekir diye küfür etmekten kaçınmayı da istemiyorum. Ağızıma kötü bir söz almadan, içimde oluşan kızgınlıkları dizginlemek, sükunet ile sorunlarımı çözmek istiyorum. Kimse hakkında kötü düşünmemek, önce kendimi tartıp biçmeyi istiyorum.
Çünkü Ramazan da olması gerektiği gibi insan her canını çekeni yapmadan, biraz durup düşünürse; kendini kolayca ulaşabildiklerinden mahrum bırakarak akıl ve kalbi ile hareket ederse sorunlarını, eksikliklerini ve boşluklarını daha iyi görür ve belki bunu geri kalan zamanda da yapmak için kendini eğitir.
Zordur oruç. Yememek, içmemek, sinirine, dedikoduya, riya'ya hüküm etmek çok zordur. Aynı kişinin kendi ile yüzleşmesi kadar zor. Ama bu zor'u başarabilirse güzel olabilecekleri kendi içinde karartmaz. Kendine hak ettiğini verir. Paylaşır, paylaştırır ve işte o zaman bütüne ulaşır.
Aşk'a ulaşır. Özüne duyduğu aşka.
Yani bence böyle; eski kafalı bile olabilirim bilmiyorum.
---

http://vi.sualize.us/kathrine72/hug/
Doğru mu yapıyorum bilmiyorum ama oğluma hep şunu öğretmeye çalışıyorum.... Kendinden verdiğin her parça verdiğin kişiye verebileceğin en değerli hediye. Senin ondan aldığın her parça da alabileceğin en değerli hediye. Değerli hediyeler ise güzelse mutlu eder ama eğer bu hediyeleri laf olsun diye verir ve alırsan; sadece kendini küçümsemiş, kendine saygısızlık yapmış ve kendini eksiltmiş ve karşındakini sömürmüş olursun. Verilen değerli hediyelerin ise yerine hiç bir şey konulamaz. Karşılığında aldığının ise hakkını vermelisin. Çünkü yaşam çok kırılgan ve inan kirlenmeye, kararmaya değmiyor. Değer verdiğin kişinin; ister ailen, ister dostun, ister sevgilinin olsun, bir sarılmasının ise değeri paha biçilmez ve esas sahip olman gereken şey o içten gelen sarılmadır.

7 yorum:

  1. Yazına chick flick örneğiyle başlamışsın ya ben de yazını okurken fonda sözleri biraz girly girl olan bir şarkı çalıyordu. (gerçi bana daha çok tim burton filmlerini hatırlatıyor ama) Ben çok seviyorum seninle de paylaşayım istedim

    http://www.youtube.com/watch?v=SJWMuQ4EqFY

    YanıtlaSil
  2. Bu ne ya :)) Çok güzel.... bağıra bağıra söylenmesi gerek :) Hatta, hatta çok fena gaza getirir bu adamı, olmayacak şeyler yazmaya sebep olur!! Teşekkürler BB süper oldu sabah sabah!

    YanıtlaSil
  3. Süper ama değil mi? hem depresif hem çok hareketli. Loop parçalarımdan ;)

    YanıtlaSil
  4. Bunu okudun mu :)

    http://mssinglemama.com/2011/09/13/romance-in-the-air/

    YanıtlaSil
  5. :) evet ya okumuştum. Onu düşünüyorum bende dünden beri...fazla kapılma kızım diyorum kendime ama elimde değil. Kabul etmek istemesem de BB...I've fallen :)

    YanıtlaSil
  6. Bence biraz kapılmaya hakkın var. Evliliğinin çok uzun zaman önce bittiğini yazmıştın. Bu duyguları yaşamayalı ne kadar oldu bilmiyorum ama artık güzel şeylerin sırası geldi.

    Umarım daha da mutlu olursun ;)

    YanıtlaSil
  7. You and me both sister ;))

    YanıtlaSil