20 Haziran 2011 Pazartesi

Babalar Günü

Dün sabah onun evinden ayrılırken gösterdiğim acelecilik için çok üzgünüm. Dün babalar günü idi ve onun aksine benim hediye alacak olduğum babam yakınlarımda değildi. Olmasını da istemedim zaten. Onun gibi bir babayı kim ister ki...
Hatta, o uyurken, oğlum beni aradı, bana babasının onun babalar gününü neden kutlamadığımı sorduğunu söyledi. Biraz isyan dolu bir sesle. Ben halbuki onlara hediye aldım, babalı oğullu giysinler diye aynı t-shirt'tan...ben istemez miyim bağları olsun, iyi olsunlar...ben istemez miyim benim babamla yaşayamadığım ilişkiyi oğlum yaşasın? Seçmediklerim ve seçtiklerim bu gün yüzüme tokat gibi indi! Seçmediklerim, seçtiklerimi şekillendirdi...ve oğlum için istemediğim bir yol çizmiş oldum...bunun için çok üzgünüm.

Zor bir gün olacaktı...ve bu kadar duygularım yoğun ve karmaşıkken onun yanında güçlü durmaya halim yoktu. Pazar'a bile gidemedim. Ona yalan söylemiş oldum utancımdan ve bundan pişmanım. Ot almadım, domates de.

Sanırım zamanı geldi söylemem gerekiyor...devamlı dik duramıyorum ben, bazen çok ağır geliyor ve yıkılıyorum. Hatta, izin verirse ona da anlatmak istiyorum bazı günler canımın ne kadar yandığını, bazı günler ne kadar mutlu olduğumu, bekar anneliğe aslında yeni başlamadığımı ve şu anda da bu konumu bırakmaya hazır olmadığımı, bunları nasıl başardığımı, bu yola nasıl geldiğimi, hepsini anlatmak istiyorum.

Gözlerinin içine bakarak onu sadece arkadaş (just a date?) olarak göremediğimi ve yaşadıklarımızdan anlam çıkarmak istediğimi anlatmak istiyorum. Elini tutarak korkmamasını ondan bize bakmasını değil; sadece yanımda olmasını istediğimi söylemek istiyorum. Özgürlüğüne saygı duyduğumu, sadece hayatında minik de olsa yerim olmasını istediğimi söylemek istiyorum.

Artık kötü haber almaktan korktuğumu, telefonuma karşı tepki geliştirdiğimi, çalmasının en az çalmaması kadar çok ürküttüğünü anlatmak istiyorum.

Arada bir onu alıp buralardan, araba ile yolculuğa çıkmak istiyorum....sonra da günlerce onu görmeden kendi dünyama, oğluma dönmeyi, oğlumla her zamanki dolu ve mutlu günlerimi geçirirken bir yandan da onu özlemeyi istiyorum. Onun da, kendi dünyasındayken bir yandan da beni özlemesini. Bıkmadan,  bıktırmadan ve sıkmadan yaşamayı istiyorum bu anları. Sakin ve huzurlu bir biçimde, acele etmeden ve bir yere vardırmaya çalışmadan!



Bekar anne olarak herşey yeterince kaos zaten...nefes almak istiyorum onunlayken. Kendim olmayı, onu olduğu gibi görmeyi.

Babalar günü olması ve bu yazının yazılmış olması ondan böyle bir beklentim olduğu anlamına gelmiyor. Ben halediyorum zaten herşeyi! Bekar anne olarak gayet güçlüyüm, baba arayışı içinde değilim....sadece pazar günkü pazar yalanını sorgulamaya başlamadan kaynaklanan kendime yaptığım bin türlü açıklama ve sonunda gelen durumu kabullenme. Bunların hepsi benim için çok yeni.

Rol yapmayacağım çünkü işin özünde ve dürüstçe...sevgilisi olmak istiyorum...onu ve bu yolu, 8 yaşındaki bir çocuğun ormanı keşfetmesi gibi keşfetmeyi, bakalım nereye gidiyor diye merak etmeyi, bekleyip görmeyi istiyorum.

Veeee....müzik:


****
Dilek:
Gelecek yıl arkadaşımızın çifte anneler gününü/babalar gününü kutladığını görmek istiyorum....hepsinin mutluluğu mutluluk veriyor.
Evet, dün babamın babalar gününü kutlamadım ama arkadaşlıklarımı hatırladım...neydi, seçtiğimiz ailelerimiz!
****
and so big mama shines!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder